KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/20574 E., 2023/6529 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/425 E., 2021/336 K.
- Dava tarihi
- ....09.2018
- Hüküm/karar
- Red/ Kabul
- İlk derece mahkemesi
- ... 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/340 E., 2019/375 K.
Karar Metni
1.017 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararını kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... hakkında yaptıkları takip sırasında borçlarını karşılayacak haczi kabil mallarının bulunmadığını, alacaklılardan mal kaçırma amacıyla dava konusu taşınmazını 28.07.2017 tarihinde diğer davalı ...'a sattığını öne sürerek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçelerinde, müvekkilinin dava konusu taşınmazı emlakcı vasıtası ile rayiç bedelini ödeyerek satına aldığını, borçlu ile bir tanışıklığının olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayası belirtilen kararı, "...Davalı borçlu ...'in davacıya borcunun bulunduğu, davacı tarafça borçlu davalıya karşı icra takibi başlatıldığı, borcun doğum tarihinden sonra davalı ...'in maliki bulunduğu, ... ili ... İlçesi ...
Mahallesi 20372 ada 1249 parsel sayılı taşınmazını diğer davalı ...'a sattığı, mahallinde yapılan keşif sonucunda inşaat bilirkişisi raporunda taşınmazın 28.07.2017 satış tarihi itibariyle değerinin 117.585,60 TL olduğunun tespit edildiği, tapudaki satış bedelinin ise 8.000,00 TL olarak gösterildiği, davalı ... vekilinin müvekkilinin emlakçı vasıtasıyla dava konusu taşınmazı daha önceden tanımadığı,
diğer davalıdan gerçek bir satış işlemi neticesinde satın aldığını, satış bedelinin 150.000 TL olarak kararlaştırıldığını, bu miktarın 139.500 TL ve geri kalan bedelin ise dolar olarak elden satış esnasında davalı borçluya ödendiğini, tapudaki devir tarihinden bir gün önce müvekkilinin eşinin banka hesabından 139.500 TL'nin çekildiğine ilişkin banka dekontunu dosyaya sunduğu anlaşılmış,
davalı ...'ın taşınmazın gerçek satış bedeli olarak bildirdiği 150.000 TL'yi davalı borçluya ödediğini resmi belgelerle kanıtlayamadığı ve görünürdeki durumda da taşınmazın satış tarihindeki bilirkişi raporu ile tespit edilen rayiç bedeli ile tapudaki satış bedeli arasında misli fark bulunduğu kanaatiyle davalının savunmasına itibar edilmemiş, sübut bulan davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. " gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, taşınmaz üzerinde hiçbir şerh olmadığı halde tapu kayıtlarına güvenilerek satın alındığından, borçlunun aciz halinin ve ızrar kastının müvekkili tarafından bilinemeyeceğinden ve müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, satışın da gerçek olduğunu ve satış tutarının bir kısmının müvekkilinin eşinden aldığı nakit para ile ödendiğini ... sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması için istinaf isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...Üçüncü kişi-alıcı ...'nın borçlunun mali durumunu ve zarar verme kastını bildiğine ilişkin herhangi bir kanıt ortaya konulamadığı gibi, bu konuda açık emareler de bulunmamaktadır. Çünkü alıcı ... Konaaltı ilçesinde, borçlu ise ...'te yaşamaktadır. Aralarında akrabalık, komşuluk, dostluk gibi herhangi bir ilişki de bulunmamaktadır.
Davalı ...'nın eşi ... ... ... tasarrufa konu taşınmazın yakınında ikamet etmektedir. Bu nedenle Konyalatı'ndan narenciye bahçesi nitelikli gayrimenkul almak istemesi makuldür. Satış bedelinin 150.000,00TL olarak kararlaştırıldığı, 139,500 TL tutarındaki kısmının alıcının eşi tarafından çekilen krediden karşılandığı, bakiye tutarın ise şahitler huzurunda satış esnasında ödendiği ... sürülmüştür.
Bu iddiaları ispatlar nitelikte belgeler; taraflar ile ... komisyoncusu tarafından imza edilen ve tasarrufa konu taşınmazın satışına dair gayrimenkul alım ve komisyon sözleşmesi, devirden bir gün önce davalı üçüncü kişinin eşi tarafından 139.500,00 TL para çekildiğine dair banka dekontu ile taşınmazın online satış ilanına ilişkin ... sitesinin paylaşımını içerir fotokopi evrak cevap dilekçesi ekinde sunulmuştur.
Taşınmaz alım satımında, bu kabil ödeme usulünde herhangi bir olağan dışılık bulunmamaktadır. Mahkemece icra kılınan keşif sonrası düzenlenen raporda taşınmazın raiç değerinin tasarruf tarihi itibariyle 117.585,60 TL, dava tarihi itibariyle ise 173.106,75 TL olduğu açıklanmıştır. Bu değer alıcının ödediği tutara yakındır. Bedeller arasında herhangi bir oransızlık bulunmamaktadır.
Davalı üçüncü kişinin bir taşınmaz satın alırken göstereceği ... tapu sicilini kontrol etmek, haciz, ipotek ya da benzeri takyidatlar bulunup bulunmadığını belirlemek ve taşınmazı fiilen gözlemek şeklinde tezahur edebilir. Yani üçüncü kişinin göstermesi gereken özenin derecesi onun subjektif koşullarına göre değerlendirilmelidir.
Lehine tasarrufta bulunulan davalı tapu kayıtlarına güvenerek ve rayiç bedelini ödemek suretiyle taşınmazı satın aldığından üçüncü kişinin özensiz hareket ettiğinden de söz edilemez. Tüm bu olgulara göre iptal koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gereken yerde yazılı biçimde davanın kabul edilmesi hatalı olmuştur." gerekçesi ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı üçüncü kişinin eşinin kredi çekmesi, bu paranın borçluya ödendiği anlamına gelmeyeceğini, sunulan belgelerin adi nitelikte olduğundan itibar edilmemesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme 1 Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacının üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bildiği veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğunu ispatlayamamış olmasına, satıştan bir gün önce eş tarafından çekilen paranın satış için ödenmiş olacağı yönündeki kabulde isabetsizlik bulunmamasına göre usul ve kanuna uygun olup,davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ... sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/20574, K. 2023/6529, 16 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama