İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 4. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2021/21142 K.2023/2422

Taraflar arasındaki basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, davalılar ... ve ... yönünden husumet nedeniyle reddine…

Esas2021/21142Karar2023/2422Tarih23 Şubat 2023Okuma10 dk · 2.051 kelime

KÜNYE

4. Hukuk Dairesi 2021/21142 E., 2023/2422 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
23 Şubat 2023
Mahkemesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Sayısı
2019/858 E., 2021/1438 K.
Hüküm/karar
İstinaf Başvurusunun Kabulü ile Davanın Reddine
İlk derece mahkemesi
Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2018/10 E., 2018/948 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.051 kelime·10 dk okuma·16 bölüm

Taraflar arasındaki basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, davalılar ... ve ... yönünden husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davalılar ... ve ... yönünden esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.10.2022 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Av. ... geldi. Davalılar adına gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 23.02.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hamile kadını tekmeleme olayında Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/7866 soruşturma sayılı dosyasından verilen talimat ile 08.12.2016 tarihinde göz altına alınıp daha sonra Turgutlu Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/214 sorgu sayılı kararı ile tutuklandığını,

ancak daha sonra ortaya çıkan güvenlik kamerasında olayda kullanıldığı iddia edilen araç ile müvekkiline atılı suç arasında bağlantı kurulan müvekkiline ait aracın olay günü ikamet adresinde olduğunun tespit edilmesiyle Turgutlu Sulh Ceza Mahkemesinin 2016/2640 D.İş sayılı kararı ile serbest bırakılıp Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 15.12.2016 tarihli kararı ile de hakkında takipsizlik kararı verildiğini, müvekkilinin yüzünün gizlenmeden verildiğini,

yapılan haberler nedeniyle müvekkilinin bir çok olumsuz yorum ve hakarete varan ifadelere maruz kalmasına sebebiyet verildiğini belirterek 300.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinden ...'in dava konusu haberin yayınlandığı tarihte TGRT Haber'de herhangi bir görevinin olmadığından davanın husumetten reddi gerektiğini, dava konusu edilen haberin hukuka uygun olup davacı tarafa izafe edilmiş gerçek dışı bir isnat bulunmadığını, bahsi geçen yayındaki hiçbir ifadenin hukuka aykırı olmadığı gibi eleştiri sınırlarının aşılmadığını, olayın verildiği andaki beliriş biçimine göre haberin gerçek olduğunu, davacı hakkında yürütülen savcılık soruşturması sonucu verilen takipsizlik kararının da olay anındaki görünen gerçeği değiştirmediğini, davacı tarafın kişilik haklarının zedelenmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen haberde "Manisa'da Hamile Kadına Tekme Atan Saldırgan Tutuklandı'' manşet başlığı altında davacının fotoğrafının verildiği, isminin de yazılarak davacının teşhir edildiği,

habere konu hamile kadına davacının saldırdığı yönünde yapılan haberde kullanılan fotoğraflar, ibareler ve yazının bütünlüğü nazara alındığında, yazının genel olarak haberin verilmesi şeklinde değil, eleştiri, iddia ve haber sınırları aşılarak ve davacının fotoğrafının yayınlanarak doğrudan davacının kişiliğine yönelik biçimde ve davacıyı toplum nezdinde küçük düşürmeye meylettiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 10.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...Ş.'den alınarak davacıya verilmesine,

davalılar ... ve ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 6112 sayılı Kanun 46 ncı maddesine göre yayından doğan sorumluluğun yayını yöneten veya programı yapanla birlikte sorumlu müdüre ait olduğundan sorumlu müdür ... ve haber koordinatörü ... yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, yapılan yayında müvekkiline ait görüntülerin gizlenmeden açık bir şekilde yayınlandığını, haberin sunumundaki dış sesle davalının daha önce de saldırı suçuyla işlem gördüğüne dair aslı olmayan iddiaların da geniş bir izleyici kitlesi ile paylaşıldığını, haberin bu şekli ile anayasal güvence altındaki masumiyet karinesinin dikkate alınmadığını, davacının kişilik haklarının zedelendiğini, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu haberde davacı tarafa izafe edilmiş gerçek dışı bir isnat bulunmadığını, muhabirin haber verirken tahkikat yapmasının mümkün olmadığını, olayın beliriş biçimine göre haber yapıldığını, bahsi geçen yayındaki hiç bir ifade ve eylemin hukuka aykırı olmadığını, eleştiri sınırları dışına çıkılmadığını, hükmedilen tazminatın fahiş olduğunu, davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu haberin adli bir olaya ilişkin olduğu, güncel ve verildiği tarihteki görünürdeki gerçeğe uygun olarak yazıldığı, basının soruşturma makamları dışında ayrıca maddi gerçekliği araştırmasının beklenemeyeceği, olayın niteliğinden dolayı toplumsal ilginin de bulunduğu,

davacının ismi ve görüntüsü suç şüphelisi olarak basında yer aldıktan iki gün gibi kısa süre sonra suçun şüphelisi olmadığının tespit edilerek suçun şüphelisi olmadığı yönünde de yazılı ve görsel medyada yayın yapılmış olması göz önünde tutulduğunda kimliğinin ve fotoğrafının yayınlanmasının suçsuzluk karinesini ihlal ettiğinin kabul edilemeyeceği, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, haber verilirken kullanılan ifade şeklinin sert eleştiri sayılabilecek ağırlıkta olduğu, özle-biçim arasındaki dengenin bozulmadığı,

bu itibarla dava konusu yayının davacının kişilik haklarına hukuka aykırı şekilde zarar verecek nitelikte olduğunun kabulünün mümkün görülmediği gerekçesi ile davacının ...’ün de sorumlu olduğuna yönelen istinaf istemi dışında tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının ...' ün sorumlu olduğuna yönelen istinaf istemi ile davalılar vekilinin istinaf isteminin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davalılar ... ve ... yönünden esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; husumet nedeniyle ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, söz konusu haberin izleyicilerin en çok ekran başında olduğu saatlerde verildiğini, haberin sunumu sırasında herhangi bir gizleme unsuru kullanılmadan müvekkilinin ismi ile birlikte yayın yapıldığını, yapılan yayınlarda müvekkilinin yüzünün açık bir şekilde yayınlandığını, müvekkilinden saldırgan olarak bahsedildiğini, müvekkilinin daha önceden başka bir kadına aynı olayı tekrarladığı gibi asılsız bir iddianın ileri sürüldüğünü, açıkça haber verme amacının aşıldığını, kamuoyunu kışkırtma amacıyla yapılmış bir yayın olduğunu,

habere konu olay ile ilgili olmamasına rağmen müvekkilinin ailesinin FETÖ ile ilgili işlem gördüğüne ilişkin iddianın paylaşıldığını, müvekkilinin tacir olması nedeniyle İzmir ve Manisa bölgesinde oldukça tanınır olduğunu, bu nedenle söz konusu haksız fiille meydana gelecek manevi zararın ağırlığı gözetilerek uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, basın yoluyla 10.12.2016 tarihinde yapılan haberin veriliş şekli, içeriğinde yer alan ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edip etmediği, buradan varılacak sonuca göre davalıların manevi tazminatla sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türk Medeni Kanunu’nun 24 üncü maddesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 58 inci maddesi, 5187 sayılı Basın Kanunu. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Değerlendirme bölümününde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine

23.02.2023 tarihinde Üye ... ve Üye ...'nın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

1982 Anayasası'nın 28. maddesinde basın özgürlüğü teminat altına alınmıştır. 26. ve 27. maddesinde ise basın özgürlüğünün sınırları çizilmiştir. Basın özgürlük sınırları;

- Milli güvenlik,

- Kamu düzeni,

- Kamu güvenliği,

- Cumhuriyetin temel nitelikleri,

- Devletin ülkesi ve milleti ile ilgili bölümlerin korunması,

- Suçların önlenmesi,

- Suçluların cezalandırılması,

- Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması,

- Başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi,

Şeklinde belirlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi de bu mihvaldedir.

Basın haber yaparken;

- Gerçeklik

- Güncellik

- Kamu Yararı

- Konu ile ifade arasındaki düşünsel bağlılık

- Anayasa'nın 38. maddesinde teminat altına alınan masumiyet karinesi hususlarını gözönüne alarak haber yapmalıdır.

GERÇEKLİK

Basın haber yaparken objektif sınırlar içerisinde hareket etmelidir. Eleştiri yapılırken objektifliğe ve gerçekliğe bağlı kalınmalıdır. Sansasyon, maddi kaygılar nedeniyle haber sınırı aşılmamalı, yanlış, yersiz, abartılı yorumlarda bulunmamalıdır. Gerçek vaka yanlış bilgilerle tümden yalan haber haline getirmemelidir.

GÜNCELLİK

Olay güncel olmalıdır. AİHM Sunday Times/İngiltere kararında da belirtildiği üzere haberin kolay bozulabilir bir mal kategorisine girdiği, kısa bir süre için bile olsa gecikmesinin haberin tüm ilgi çekiciliğini kaybettireceği prensibi doğrultusunda hareket edilmelidir. Haber gerçek olsa dahi özellikle adli vaka haberlerinin tekrar gündeme getirilmesi defaatle kişilerin toplum nezdinde linç edilmesine neden olmaktadır. Cezalandırma yetkisine sahip olan devletin işlenen suça bir kez müeyyide uygulamasına rağmen güncel olmayan adli haberlerin tekraren yapılması, basına, devlette dahi olmayan mükerrir cezalandırma yetkisinin verecektir.

KAMU YARARI

Yapılan haberlerde kamuoyunu suçlardan koruyucu, olumlu noktada motive edici, toplumun inkişafını sağlayıcı saikler güdülmelidir. Ekonomik kaygılar kişisel saikler ve de sansasyonel etki meydana getirme güdüsüyle haberler yapılmamalıdır. Ülkemizde hergün binlerce soruşturma, kovuşturma yapılmakta ve de adli vaka yaşanmaktadır. Bu vakaların suç teşkil edenlerden bir kısmı medyada haber yapılmaktadır.

Ana haber bültenlerinde adam öldürme, tecavüz ve buna benzer suç haberleri sıklıkla yapılmaktadır. Yapılan bu haberler sansasyonel ve reyting amacı gütmektedir. Kaldı ki adli vakaların büyük bir ekseriyetinin haber yapılmasında kamu yararı bulunmamaktadır.

Adli vakaların özellikle ağır ceza suçlarının haber yapılması toplumu kaosa, ümitsizliğe, ülkede adli ve kolluk birimlerine güvensizliğe sürüklemekte, daha ötesi bu suçların işlenebilirliği hususunda gençliğin zehirlenmesine, bir yerde de suçların artmasına sebebiyet vermektedir. ABD de Ulusal Akıl Sağlığı Enstitüsünün 1982 tarihli raporunda televizyonda şiddet ve trajik haber görmenin;

- Çocukların başkalarının acı ve ızdırabına karşı daha az duyarlı hale gelmesine, dünyadan korkmalarına, saldırgan ve zararlı şekillerde davranış sergilemelerine yol açtığını belirttiği,

- Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin Hak ve Sorumluluklar 2021 tarihli bildirgesinde; “Üzüntü, sıkıntı, tehlike, yıkım, felaket ya da şok halindeki insanlar söz konusu olduğunda duygu sömürüsünden kaçınılması, haberlerde kadına yönelik şiddetin detaylarının aktarılmaması, kadınların uğradığı taciz, tecavüze ilişkin haberin detaylı aktarılmaması, fotoğraflara ve görsel unsurlara yer verilmemesi, kimlik bilgilerinin yayınlanmaması, animasyon ve canlandırma kullanılmaması, travma yaratacak kan ve şiddet içeren fotoğraflara yer verilmemesi” belirtilmiştir.

Bilim insanı Gerbner’in medyadaki şiddet haberlerine yönelik raporunda bu tür şiddet yayınlarının şiddeti ve şiddetin kurbanı olmayı meşrulaştırdığını bireyin bilinçaltına yerleştiğini belirtmiştir.

KONU İLE İFADE ARASINDAKİ DÜŞÜNSEL BAĞLILIK: Yapılan haberlerde kullanılan dil, uslüp amaca uygun olmalı, kelimeler yapılan haberin amacını aşmamalıdır. Yapılan yorumların aşağılayıcı, kamu oyunu yanıltıcı, tahkir edici olmamasına dikkat edilmelidir. Birçok haberde itham edilen kişiler doğrudan mahkum olarak gösterilmekte, sonrasında beraat etse dahi kamu oyu vicdanında beraat edememektedir. Bir kimsenin suçla itham edilmesi her ne kadar kamuoyunu ilgilendiriyorsa da işlemediği gerçeğinin de kamu oyunu ilgilendiriği unutulmamalıdır.

MASUMİYET KARİNESİ ve LEKELENMEME HAKKI: 1982 Anayasası'nın 38. maddesinde "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." yine 15. maddesinde de "Suçluluğu mahkeme kararı ile ıspatlanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." hükmü bulunmaktadır. Yapılan adli haberlerde kişilerin fotoğraflarının açıkça yayınlanması, isimlerinin açıkça ifşa edilmesi masumiyet, suçsuzluk ve lekelenmeme karinesi ve hakkı ile bağdaşmamaktadır. Bu sınırlar herkesi kapsamaktadır. Yapılan haberlerle kişilerin şeref ve onurunun zedelendiği, haberlerin geniş kitlelere ulaşması ile tamiri mümkün olmayan ağır hasarlar meydana geleceği aşikardır.

5271 sayılı Kanun'un 157. maddesinde "Soruşturmalar gizli yapılır" emredici hükmü ile Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade alma Yönetmeliği'nin 27. maddesinde öngörülen "Suçluluğu bir yargı hükmüne bağlanana kadar kişinin masumiyeti esastır ve hazırlık soruşturması gizlidir. Bu nedenle soruşturma safhasında gözaltındaki bir kişinin suçlu olarak kamuoyuna duyurulmasına, basın önüne çıkartılmasına, kişilerin basınla sorulu cevaplı görüştürülmelerine, görüntülerinin alınmasına, teşhir edilmelerine sebebiyet verilemez ve soruşturma evrakı hiçbir şekilde yayınlamaz." düzenlemeleri de Anayasa'a teminat altına alınan aynı mihvalde masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkını düzenleyen hükümlerdir.

Davacı ... hakkında verilen hüküm değerlendirildiğinde davacının Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığınca mağdur ... Tireli'yi darp ettiği iddiasıyla gözaltına alındığı, 09.12.2016 tarihinde tutuklandığı, yapılan soruşturmada araç benzerliği nedeniyle davacının gözaltına alındığının ortaya çıktığını, 12.12.2016 tarihinde de serbest bırakıldığı, 15.12.2016 tarihinde de hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Yapılan Tv haberindeki görüntülerde davacının açık şekilde yüz fotoğrafı yayınlatılarak bizzat isminin yazılıp teşhir edildiği, davacının hamile kadına bizzat saldırdığı yönünde haber yapılmıştır.

Kullanılan fotoğraflar, ibareler, eleştiri, iddia sınırlarını aşarak davacının toplum nezdinde itibarının sarsılmasına ve küçük düşürülmesine sebebiyet vermiş dolayısıyla masumiyet karinesi ihlal edilmiştir.

Bu sebeple davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayız.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/21142, K. 2023/2422, 23 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Karşı Oy
  16. Gerçeklik
  17. Güncellik
  18. Kamu Yararı

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/21142
Karar No
2023/2422
Tarih
23 Şubat 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2021/21148 K.2023/2423
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2021/21149 K.2023/2424
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2021/21156 K.2023/240
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2021/21157 K.2023/2194
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2021/21160 K.2023/2425
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2021/21161 K.2023/237

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.