KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/23473 E., 2023/5498 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/28 E. 2020/254 K.
- Hüküm/karar
- Kabul
Karar Metni
1.069 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile icra dosyasına yapılan itirazın iptaline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı ve davalının sevk ve idaresindeki aracın 23.10.2011 tarihinde dava dışı motorsikletle çarpışması sonucu meydana gelen kazada davalının sigortalı aracı alkollü olarak kullandığını, kaza yerini terk ettiğini, Adli Tıp Kurumu'nca düzenlenen 02.01.2012 tarihli rapor ile kazanın davalının kusuruyla meydana geldiği ve motorsiklet sürücüsünün kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, kazada vefat eden motorsiklet sürücüsü İbiş Demir'in yasal mirasçılarına 127.425,62 TL ödendiğini,
davalıya ihtarname gönderilerek bedelin tahsilinin talep edildiğini, itiraz edilmesi üzerine söz konusu tazminatın davalıdan tahsili için Serik 2. İcra Müdürlüğü'nün 2012/2844 Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafça haksız olarak itiraz edildiğini belirterek asıl alacak ve işlemiş faize yapılan itirazın iptali ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiş, 17.06.2015 tarihli ön inceleme duruşmasında vefat eden sürücünün de alkollü olduğunu, talep edilen tazminatı ödeme gücü bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.10.2015 tarihli, 2014/562 Esas 2015/922 Karar sayılı kararı ile; davacı sigortacının, sürücünün kasta yakın ağır kusuruna dayanan tam kusuru sebebiyle verdiği zarardan dolayı üçüncü kişiye ödediği tazminat bakımından rücu hakkının bulunduğunun anlaşıldığı, bilirkişi tarafından belilenen tazminat miktarı dikkate alındığında yapılan ödemenin yerinde olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile Serik 2. İcra Müdürlüğü'nün 2012/2844 Esas sayılı icra takip dosyasındaki itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacak miktarı olan 127.425,62 TL' nin % 20' si olan 25.485,12 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı, temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 04.11.2019 tarihli, 2017/3307 Esas 2019/10090 Karar sayılı kararıyla. "Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4.a maddesinde; tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, sigortacının sigortalısına rücu edebileceği hüküm altına alınmıştır. Daire’nin yerleşmiş uygulamalarına göre.
Genel Şartların bu maddesinde “tam kusur” dan değil, “kasıt” veya “ağır kusur” dan söz edilmekte olup, ağır kusur kavramının kasta yakın bir kusurun varlığını ifade ettiği kabul edilmektedir. Somut olayda, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda; davalının alkollü şekilde sevk ve idaresindeki aracıyla önünde seyreden motorsiklete çarptığı, daha sonra olay yerinden kaçtığı, meydana gelen trafik kazasında davalının %100 kusurlu olduğu belirlenmiştir.
Yukarıda anılan ilkeler doğrultusunda, Ceza Mahkemesinin kabul biçimi ile sürücünün açıklanan bu ihlali kasıt veya ağır kusur olarak nitelendirilemez. Bunun yanında; dava konusu olaydan sonra davalı olay yerinden kaçmıştır.
Sigortalı araç sürücüsü davalının kaza sonrası olay yerinden ayrılması tek başına rücu nedeni olmasa bile davalının olay yerini terk etmesi ve kaza sonrası 1,57 promil alkollü olduğunun tespit edilmesi karşısında trafik kazasının münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerekir.
Bu nedenle Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkol oranının her zaman doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlardan seçilecek iki trafik uzmanı ve bir nörolog bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının tespit edilmesi,
sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin tespit edilmesi durumunda, rücu şartlarının gerçekleştiğinin kabulü gerekirken eksik inceleme neticesi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma sonrası nöroloji uzmanı ve iki makine mühendisinden oluşturulan bilirkişi heyetinden dava konusu kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda rapor düzenlenmesinin istenildiği, bilirkişi heyetince dava konusu kazanın davalının münhasıran alkolün etkisi altında olması nedeniyle gerçekleştiği yönünde mütalaada bulunduğu,
davacının kaza tarihinde yürürlükte bulunan ve poliçe eki sayılan sigorta Genel Şartlar'ının sigortacının sigortalısına rücusunu düzenleyen B.4 maddesinin d fıkrası uyarınca zarar görenlere ödemiş olduğu tazminatı davalı işletene rücu edebileceği, alacak yargılamayı gerektirdiğinden davalının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Serik 2. İcra Müdürlüğü'nün 2012/2844 Esas sayılı icra takip dosyasındaki davalı itirazının iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazaya karışan motorsiklet sürücüsünün kask takmadığını, kaskın takılı olmaması nedeniyle ölüm arasında illiyet bağı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, ölüm belgesinde müteveffanın baş boyun bölgesinden darbe aldığının tespit edildiğini, kusur durumunun hatalı olduğu, bilirkişi raporunda kazanın salt alkolün etkisi altında olduğunu yönündeki değerlendirmenin hatalı olup bilirkişi raporuna itirazların değerlendirilmediğini, ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi kapsamında ödenen tazminatın, alkollü araç kullanma ve olay yerini terk nedeniyle rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48, 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 67 ve devamı maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, kazanın davalının münhasıran alkolün etkisi altında olması nedeniyle gerçekleştiğinin bilirkişi kurulunca tespit edildiği, sigorta şirketinin davalıya rücu hakkının bulunduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/23473, K. 2023/5498, 24 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama