KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/23508 E., 2021/9689 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2021
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
441 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Asıl ve birleşen davada davacı ... vekili Avukat... tarafından, davalı ... aleyhine 10/07/2012 (asıl) - 17/06/2013 (birleşen) günlerinde verilen dilekçeler ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/06/2021 günlü kararın ...’ca incelenmesi taraflar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR
Davacı vekili asıl davada; davalının ulaştırma kıdemli çavuş olduğunu, olay günü sevk ve idaresindeki askeri kamyon ile karıştığı kazada ulaştırma kıdemli üstçavuş ...'ün ... ettiğini, adı geçenin annesi ve kız kardeşleri tarafından müvekkili idare aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2. Daire Başkanlığının 2009/113 esasına kayden tazminat davası açıldığını, hüküm altına alınan tazminatın ... 29. İcra Müdürlüğünün 2011/906 esas sayılı dosyasında müvekkili idareden tahsil edildiğini, birleşen davada ise; ölenin eşi ve çocuğu tarafından ... 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/456 esasına kayden açılan davada hükmedilen tazminatın, ... 3. İcra Müdürlüğünün 2011/7090 ve 2011/7091 esas sayılı dosyalarında ödendiğini belirterek ödenen bedellerin rücuen tazminini talep etmiştir.
Davalı vekili; ölenin yakınları tarafından davacı idare aleyhine açılan tazminat davalarında kusur incelemesi yapılmadığını, müvekkilinin davaya konu kazanın meydana gelmesinde kusuru olmadığını, anılan davalardan haberdar edilmediği için kusursuzluğunu ispat olanağı tanınmadığını belirterek davaların reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Hükmüne uyulan Dairemizin 18/04/2019 tarihli 2018/4272 esas ve 2019/2419 karar sayılı ilamı ile ölenin yakınları tarafından davacı idare aleyhine açılan dayanak tazminat davalarının davalıya ihbar edilmemiş olması nedeniyle, ayrıca uygun bir miktarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğinin gözetilmemesinin hatalı olduğu, asıl dava yönünden AYİM kararı verildiği anda kesin olduğu için tebliğ edildiği 20/01/2011 tarihinin,
birleşen dava yönünden ise asliye hukuk mahkemesi kararının kesinleştiği 07/09/2012 tarihini esas alınması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, %20 oranında hakkaniyet indirimi uygulanarak asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Mahkemece bozma ilamına uyularak, tazminat miktarından %20 oranında indirim yapılmakla birlikte, yapılan indirim olayın özelliğine göre azdır. Davalının askerlik hizmetini yerine getirirken ücret almaması, olayın Anayasal görevi sırasında meydana gelmesi, somut olayın gelişimi ve ödenen miktar gözetildiğinde tazminat miktarından daha üst seviyede hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/23508, K. 2021/9689, 2 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama