KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/23620 E., 2023/1231 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2023
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/703 Değişik İş, 2021/702 Karar
- Sayısı
- 2021/İHK-29064
- Hüküm/karar
- Başvurunun Kabulü / İtirazın Kısmen Kabulü
Karar Metni
1.531 kelime·8 dk okuma·14 bölüm
Başvurunun Kısmen Kabulü
SAYISI : K-2021/78811
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılarak başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı aracın 23.07.2018 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazasında diğer araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek, belirsiz alacak davası olarak, 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, 24.04.2021 tarihli dilekçeyle talebini 73.247,00 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığı, başvurunun usulden reddi gerektiği, maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlenmediği, kusur durumunun tespit edilmesi, istiap haddinin aşılması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması, alacağın %10'unun dava dışı Grup Merkez Hasar Yön. Dan. Ve Güv. Sis. A.Ş'ye temlik edildiği, temlik sözleşmesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği, usulüne uygun başvuru olmadığından temerrüde düşülmediği bu nedenle faize hükmedilemeyeceği, ceza dosyasında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının araştırılması, yargılama giderlerinin reddi, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan miktarın 1/5'i olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant formülü uygulanmak suretiyle düzenlenen aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda başvurunun kabulü ile 73.247,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 25.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davalı şirkete usulüne uygun müracaat olmadığı, başvurunun usulden reddi gerektiği, maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlenmediği, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanmak suretiyle hesaplama yapılması, alacağın bir kısmının dava dışı şirkete temlik edildiği, temlik sözleşmesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği, istiap haddi aşıldığından müterafik kusur indirimi yapılması, usulüne uygun başvuru olmadığından temerrüde düşülmediği bu nedenle faize hükmedilemeyeceği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan miktarın 1/5'i olması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maluliyet raporunun mevzuata uygun olduğu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamanın içtihatlara uygun olduğu, vekalet ücretinin tam ve nispi olması gerektiği; ancak, davacının emniyet kemeri takmadığının anlaşılmasına göre belirlenen tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle itirazın kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılarak başvurunun kısmen kabulü ile 58.597,60 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 25.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davalı şirkete usulüne uygun müracaat olmadığı, başvurunun usulden reddi gerektiği, maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlenmediği, temlik sözleşmesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği, usulüne uygun başvuru olmadığından temerrüde düşülmediği bu nedenle faize hükmedilemeyeceği, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan miktarın 1/5'i olması gerektiğini, İtiraz Hakem Heyeti kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, başvurunun usule uygun olmasına, maluliyet raporunun mevzuata uygun olmasına, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamanın içtihatlara uygun olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak;
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci maddesinde "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir." hükmü yer almaktadır.
Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü fıkrasında (19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 6 ncı maddesi ile eklenen) "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." düzenlemesi mevcuttur.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2 nci maddesi ise "Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir.
Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İtiraz Hakem Heyeti kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının hüküm fıkrasının 6.3 numaralı bendinde yer alan "8.147,69 TL" ibaresinin çıkartılarak yerine "4.080,00 TL" ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
06.02.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davaya konu kazada yaralanan davacının imzaladığı 22.05.2019 tarihli temlikname ile, kaza neticesinde davacı uhdesinde ... tazminat alacağının % 10 luk kısmının Grup Merkez Hasar Yönetim ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş'ye devir ve temlik edildiği; davalı sigortacının, bu alacak kesimi için davacı yanın aktif dava ehliyetinin bulunmadığını savunduğu görülmektedir. İtiraz Hakem Heyeti tarafından, temliknamenin noter tarafından düzenlenmediği, temlikname tarihinin denetime elverişli olmadığı, davalı sigortacının temliknamede alacaklı olarak gösterilen (alacak devrolunan) kişiye poliçe kapsamında ifada bulunduğuna dair beyan ve delil de sunmadığı gerekçesiyle, davalı yanın bu yöne ilişkin itirazının reddine karar verilmiştir.
Hukuki bir işlem (tasarrufi işlem) olan alacağın temliki sonrasında alacak üçüncü kişiye intikal etmektedir. Bu andan itibaren üçüncü kişi, borçlu karşısında alacaklı sıfatını kazanmaktadır. Niteliği itibariyle alacağın temliki, alacaklının tasarruf işlemidir. Temlik, alacağın tamamı için yapılabileceği gibi bir kısmı için de yapılabilir (somut olaydaki gibi). Tam temlikte alacağın aslı ve fer'ileri temlik alana geçmekte olup, alacaklı borç ilişkisinde taraf olmaktan çıkar.
Kısmi temlikte ise, temlik edilen asıl alacak ve bu oranda fer’ilerinin temlik alana geçmesi söz konusudur. Temlik edilmeyen kısım itibariyle borçlunun temlik eden alacaklıya karşı sorumluluğu devam eder. Temlik alan, temliki ve alacağın varlığını ispat ederek borçludan talepte bulunur. Temlik ile birlikte temlik alan, alacağın aslı ve fer’ileriyle birlikte, alacağa bağlı rüçhan haklarını da iktisap eder.
Dolayısıyla temliğe konu alacak itibariyle dava ve takip ... da temlik alana geçer. Alacağın temlikinde esasen borç değişmez, sadece onu talep edecek taraf değişmiş olur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 184 üncü maddesiyle alacağın temliki bakımından yazılı şekil şartı getirilmiş olup bu yazılı şeklin resmi yazılı şekil olması şartı konulmamıştır. Anılan yasal düzenleme gereği, alacağın temlikinin adi yazılı şekilde yapılması da geçerlilik bakımından yeterli olup, aksi yöndeki İtiraz Hakem Heyeti karar gerekçesi yerinde değildir. Diğer yandan, alacağın temliki ile alacak ... sahibi değişir ve alacağını devredenin o alacak üzerinde tasarruf yetkisi kalmaz. Borçlunun devrolunan alacak için alacağı devralana ifada bulunup bulunmamasının, alacağını devreden kişinin temlike konu edilen alacak üzerindeki tasarruf yetkisine bir etkisi yoktur ki karar gerekçesi bu yönden de yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle; alacağın temliki ile kısmi temlikte temlik edilen miktarın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz olup, sigorta alacağını temlik yasağını getiren yasal düzenlemenin yapıldığı tarihten önce (22.05.2019'da) yapılmış ve sonuçlarını doğurmuş olan temlikin geçerliliğini koruduğu açıktır.
Bu itibarla; hukuken geçerli biçimde ve temlik yasağı getiren yasal düzenlemeden önce yapılmış olan (davacı yanca temlikin iptali de savunulmamış olduğundan) geçerli temlik nedeniyle, davacı tarafın temlik edilen alacak kısmı için aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi için kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun davalının bu yönü de içeren temyiz itirazlarının reddiyle kararın düzeltilerek onanması şeklindeki kararına katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/23620, K. 2023/1231, 6 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama