KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/24137 E., 2024/8092 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/876 Değişik İş, 2021/1102 Karar
- Dava tarihi
- 29.11.2018
- Hüküm/karar
- Davanın Reddi/ İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
- İlk derece mahkemesi
- Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/660 E., 2020/44 K.
Karar Metni
869 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazını 02.02.2018 tarihinde davalı ...'e sattığını belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın görülebilmesi için gerekli aciz vesikasının bulunmadığını, alacaklının alacağını tahsil edip edemeyeceğinin henüz belli olmadığını, aciz vesikasının dava şartı olduğunu, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin taşınmazı oğluna yatırım amaçlı aldığını, satın alma işlemi sırasında binanın tamamlanmadığını, bu nedenle iddia edildiği gibi düşük bir bedelle mal kaçırma kastı ve muvazaadan bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin natamam vaziyette olan taşınmazı gerçek değeri ile tamamına kredi kullanmak suretiyle satın aldığını, müvekkilinin varlıklı bir insan olduğunu, taşınmazı alabilecek ekonomik güce sahip olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taşınmaz devrinin borcun doğumundan sonra yapıldığı, taşınmazın gerçek değerine yakın bir bedel ile devredildiği, davalılar arasında davacı tarafça yakın akrabalık yada arkadaşlık ilişkisi bulunduğuna yönelik herhangi bir delil sunulmadığı, davalı ...'in davalı borçlu ...'nın ekonomik durumunu ve mal kaçırma kastının olduğunu bilebilecek kişilerden olmadığı, tasarrufun iptali davasının koşulları olluşmadığı, yapılan satışın gerçek bir satış olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı borçlu ile davalı devralan arasında devir tarihinden öncesine dayanan organik bağ bulunduğunu, taşınmazı devralan davalı ...’in davalı/borçlu ...’yı tanıdığını, davalı/borçlunun eşi ile aralarında akrabalık bağı bulunduğunu, dava dışı borçlu C.E.R.M Tekstil şirketinin facebook paylaşımlarının davalı/devralan ... tarafından takip edilip beğenide bulunulduğunu, davalı/devralan ... ile dava dışı borçlu Bülent Erman'ın facebook sosyal arkadaşlık sitesinde arkadaş olduğunu,
tüm bu hususların davalı/devralan ...'in davalı borçlunun alacaklılardan mal kaçırma kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğunu gösterdiğini, taşınmazın devrinden yalnızca 2 gün sonra 04.02.2018 tarihinden itibaren icra takipleri başlatıldığının haciz kayıtları ile sabit olduğunu, dava konusu taşınmazın satış tarihindeki değeri ile tasarruftaki değeri kıyaslandığında davalı/devralanın davaya konu taşınmazı değerinin üzerinde satın aldığının sabit olduğunu, bu sebeple tasarrufun hayatın olağan akışına aykırı olarak gerçekleştirildiğini,
ayrıca taşınmazın ipotekle yükümlü olarak devralınmasının taraflar arasındaki organik bağı ispatladığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar arasında yakın akrabalık veya arkadaşlık ilişkisi bulunmadığı, davacı tarafça ileri sürülen hususların davalı ...'in davalı borçlu ...'nın ekonomik durumunu ve mal kaçırma kastının olduğunu bildiği veya bilebilecek kişilerden olduğunu göstermeye yeterli bulunmadığı, taşınmaz üzerinde daha önce yer alan ipoteğin yerini davalı devralan ... tarafından bankadan çekilen konut kredisi ipoteğinin aldığı,
ipotekle yüklü bir taşınmazın bankadan kredi çekilerek satın alınmasında alacaklıyı ızrar kastından bahsedilemeyeceği, tasarrufun iptali davasının koşulları oluşmadığı, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçelerinde, istinaf dilekçesinde belirttiği gerekçeleri yineliyerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
Dava İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
Davanın kabulü için 278-279 ve 280. madde koşullarının birinin veya bir kaçının somut olayda gerçekleşmiş olması gerekir. Hakim hangi maddenin uygulanacağını serbestçe takdir eder.
Somut olayda, davalı ... borçlu ...'nın eşi ...'ın akrabası olduğu davalılarca kabul edildiği gibi nüfus kayıtlarına göre de ... 'nın amcası olduğu anlaşılmaktadır. Borçlunun eşi ..., aynı zamanda borçlu eşinin kefaletine onay veren kişi olarak borçlardan da haberdardır. Öte yandan üçüncü kişi ...'in diğer takip borçlularını da tanıdığı dosya kapsamından görülmektedir. Mahkemenin kabulünün aksine taşınmazın salt ipotekli olarak alınması, yada kredi çekilmiş olması üçüncü kişinin borçlunun mal kaçırma amacını bilmediği anlamına gelmez.
Bu halde mahkemece, davalı üçüncü kişi ...'in borçlu ...'nın içinde bulunduğu mali durumu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun kabulü gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar vermesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/24137, K. 2024/8092, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama