KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/24158 E., 2023/14110 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/541 Esas - 2021/149 Karar
Karar Metni
1.346 kelime·7 dk okuma·16 bölüm
vekili Avukat ... vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ : 26.02.2016
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul- Yeniden hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ
Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
TARİH : 27.11.2018
SAYISI
2016/64 Esas 2018/425 Karar
Taraflar arasındaki rücuya dayalı itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ile ihbar olunan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortacısı (ZMSS) olduğu, davalının ise maliki ve sigortalısı olduğu aracın dava dışı müteveffa ...'in sürücülüğünü yaptığı sırada 20.01.2014 günü trafik kazasına karıştığını, bu kazada müteveffa sürücünün tam kusurlu olduğunu, kaza anında 140 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, ölen sürücünün eş ve oğlu tarafından davacı aleyhine açılan davada uzlaşma sağlanarak davacı sigortacının hak sahiplerine 26.08.2014 tarihinde ödeme yaptığını, aracın maliki olan davalı şirketin mirasçılara ödenen bedelden sorumlu olduğunu,
bu nedenle davalı aleyhine Tarsus 2. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3765 sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, bu nedenle eldeki davanın açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla takibe vaki itirazın iptali ile toplam 301.353,00 TL üzerinden takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, davalı şirketin söz konusu aracı uzun süreli kiraya vermiş olması nedeniyle aracın işleteni olmadığını, aracın işleteni durumunda olan kiracı şirketin sorumlu olduğunu, bu nedenle kiracı şirkete davanın ihbar edilmesini, davalı yönünden red kararı verilmesini ve davacının %20 oranda tazminata mahkum edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
İhbar olunan şirket vekili beyan dilekçesinde; eldeki davanın itirazın iptali davası olması nedeniyle ihbar olunan aleyhine ilamsız takip yapılmamış olduğunu, bu nedenle ihbar olunan aleyhine hüküm ifade etmeyeceğini, usulden red kararı verilmesi gerektiğini, alacak davası olarak davanın açılması ve tüm delillerin toplanması gerektiğini, kazanın ölenin alkollü olmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının net şekilde tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan raporlar ve tüm evrakların incelenmesinde, kazanın alkollü sürücünün sevk ve idaresinde iken alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirtildiği, davacının bu nedenle araç malikine rücu hakkının bulunduğu, davacı tarafından dava dışı mirasçılara ödenen destek tazminatının hesaplandığı,
28.06.2018 tarihli hesap raporunun hükme esas alınması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı borçlu tarafından Tarsus 2. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3765 sayılı takip dosyasına yönelik itirazının iptali ile 260.000,00 TL asıl alacak, 6.731,51 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 266.731,51 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa (260.000,00 TL) takip tarihinden itibaren %9'u geçmemek üzere değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile ihbar olunan vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesince; davacının ödememesi gereken bir tazminatı ödemiş olması nedeniyle davalıya rücu hakkının olmadığını, davalı şirketin söz konusu aracı uzun süreli kiraya vermiş olması nedeniyle aracın işleteni olmadığını, aracı işleteni durumunda olan kiracı şirketin sorumlu olduğunu, davalı yönünden red kararı verilmesini, kazanın salt alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediğinin araştırılması gerektiğini, diğer aracın kusur durumunun tartışılmadığını, kusur oranlarının tespitinde eksik inceleme yapıldığını, tazminat hesap raporunda desteğin bakiye yaşam süresi fazla hesaplandığını,
hak sahiplerinin destek süreleri ve destek paylarının hatalı hesaplandığını, müteveffanın eşinin evlenme ihtimalinin düşük belirlendiğini, tablolara göre değil sosyal çevreye göre bir oran belirlenmesi gerektiğini, müteveffanın maaşının fazla hesaplandığını, bütün bordrolar incelenmek yerine son bordroya göre hesaplama yapıldığını ancak çalıştığı işyerinde geçmiş bordrolarının da getirtilerek gerçek ücret tespit edildikten sonra hesaplama yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İhbar olunan vekili temyiz dilekçesinde; davacı ... şirketinin eldeki davayı sigorta poliçe sözleşmesi nedeniyle davalı aleyhine açtığını, davacının ödememesi gereken bir tazminatı ödediğinden rücu davasını açma hakkı olmadığını, destek tazminatından dolayı davayı ödeme yaptığı kişilere karşı açması gerektiğini, sigorta şirketinin müteveffanın ailesine ödeme yapıp yapmadığı konusunda bilgileri olmadığını, müteveffanın geçirdiği kazanın mesai saatleri dışında gerçekleştiğini, davada kazaya sebep olarak alkol dışında şerit ihlalinin de etkisi üzerinde hiç durulmadığını, kusur oranları konusunda eksik inceleme ile karar verildiğini, tazminat miktarına dair bilirkişi raporunun hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alınan 11.12.2020 tarihli heyet raporuna göre, kazanın sürücü ...'in 1,40 promil alkollü olarak araç kullanmasından kaynaklı, münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleştiğinin belirlendiği, bu durumun uzman nörolog tarafından belirlendiği, yapılan hesaplama sigorta şirketinin ödemesinin altında belirlendiğinden sigorta şirketinin kısmi rücu hakkı bulunduğunun tespit edildiği,
aynı tarihli raporda hesaplanan miktarın esas alınması gerektiği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm tesisine, davanın kısmen kabulü ile davalı borçlu tarafından Tarsus 2. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3765 sayılı takip dosyasına yönelik itirazının iptali ile 231.132,36 TL asıl alacak, 5.927,12 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 237.059,48 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa (231.132,36 TL) takip tarihinden itibaren %9'u geçmemek üzere değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde sürücü tam kusurlu olsa bile davacının davalıya rücu hakkının olmadığını, davalı şirketin söz konusu aracı uzun süreli kiraya vermiş olması nedeniyle aracın işleteni olmadığını, aracı işleteni durumunda olan kiracı şirketin sorumlu olduğunu, davalı yönünden red kararı verilmesini, kazanın salt alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediğinin araştırılması gerektiğini, diğer aracın kusur durumunun tartışılmadığını, kusur oranlarının tespitinde eksik inceleme yapıldığını, tazminat hesap raporunda desteğin bakiye yaşam süresi fazla hesaplandığını,
hak sahiplerinin destek süreleri ve destek paylarının hatalı hesaplandığını, müteveffanın eşinin evlenme ihtimalinin düşük belirlendiğini, tablolara göre değil sosyal çevreye göre bir oran belirlenmesi gerektiğini, müteveffanın maaşının fazla hesaplandığını, ölenin annesine destek olduğu ispat edilmeden anneye de pay ayrılmasının doğru olmadığını belirterek kararın bozulması isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; kısmen kabul kararının hatalı olduğunu, müteveffanın annesine destek verdiğine dair veri olmadığından davacının dava dışı anne ve çocuğa ödeme yaptığını belirterek kararın bozulması isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; zorunlu trafik sigortacısı tarafından, zarar gören üçüncü kişilere ödenen tazminatın alkollü araç kullanma sebebiyle sigortalısından rücuen tahsili istemine ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48 inci maddesi ile 95 inci maddesinin ikinci fıkrası, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlar B.4 maddesi (d) bendi.
3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile sürücünün kazaya tam kusuruyla sebebiyet vermiş olmasına, davalının aracın işleteni olmasına göre davacının rücuen tahsil talebinin yerinde olmasına, hükme esas alınan hesap raporunun yerinde olmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı vekili ile katılma yoluyla temyiz eden davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan ve davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Davacı · 269,85 TL 0.H. · 59,30 TL P.H. · 210,55 TL Kalan Davalı · 15.788,66 TL 0.H. · 4.048,50 TL P.H. · 11.740,16 TL Kalan
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/24158, K. 2023/14110, 26 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama