KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/26466 E., 2023/7359 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Haziran 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/445 E., 2021/230 K.
- Hüküm/karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
1.431 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında Mahkemece görülen muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili, davalı ... vekili, katılma yoluyla dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ...'nun 21.03.2012 tarihinde boşandığını, davalı ...'in boşanma davasından önce 14.03.2011 tarihinde adına kayıtlı üç adet taşınmazı mal kaçırmak amacıyla ilk eşinden olma kızı davalı ...'na sattığını, boşanma ilamıyla müvekkilinin bu taşınmazlardan kaynaklanan haklarının saklı tutulduğunu anılan taşınmazların evlilik birliği içinde alınan ve davacının da hak sahibi olduğu mallar olduğunu belirterek davalılar arasındaki satış işlemlerinin muvazaa nedeniyle iptali ile davalı ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davayı kabul ettiğini, davalı kızının annesinden kalan maaşı dışında herhangi bir geliri olmadığını, kredi kartları nedeniyle kendisini 150.000,00 TL borçlandırdığını ve taşınmazları üzerine aldığını beyan etmiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı ...'in boşanmalarına rağmen birlikte yaşadığını, dava konusu malların davalı ... tarafından davacı ile evlenmeden önce 1983-1985 yıllarında alınmış kişisel mal olduğunu ve paylaşıma tabi olmadığını, dava konusu taşınmazların bedellerinin müvekkili tarafından ödendiğini, davacının dava konusu taşınmazlar üzerinde hukuken geçerli bir hakkı bulunmadığından husumet ehliyeti ve hukuki menfaati bulunmadığını, satışın bedel karşılığı yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.10.2012 tarihli ve 2012/159 Esas, 2012/382 Karar sayılı kararıyla; iddia, savunma toplanan delillere göre davacının taraf sıfatının olmaması nedeniyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 03.10.2012 tarihli ve 2012/159 Esas, 2012/382 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 12.12.2013 tarih ve 2013/18447 Esas, 2013/17568 Karar sayılı ilamında. "Somut olayda mahkeme hükmünde gerekçe olarak 'yazılan müzekkerelere gelen tüm cevabi yazılar, taraf beyanları, dilekçe ve tüm dosya kapsamı' yazılmıştır.
Mahkeme kararında, davanın hukuki nitelendirilmesi, uygulanacak yasa maddesi, davacının taraf sıfatının hangi sebeple bulunmadığı gerekçe de yer almadığından mahkeme hükmü Anayasa’nın 141/3, 397/1-c maddelerine aykırı olduğu gibi HUMK’nun 428.maddesi gereğince Yargıtay denetimi olanağını da ortadan kaldırdığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü gerekmiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş kabule göre de.
"Davacının 21.03.2012 tarihinde kesinleşen boşanma ilam nedeniyle davalı ...'ten nafaka, maddi ve manevi tazminat alacağı olduğu anlaşıldığından tarafların delilleri toplanarak davalılar arasındaki dava konusu taşınmaz satışının davacının bu alacağının tahsilini önlemek amacıyla yapılıp yapılmadığı, dolayısıyla davalılar arasındaki dava konusu satış işleminin muvazaalı olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir." gerekçesi ile Mahkemece bu hususlar değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında.
Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/87 esas, 2018/132 karar sayılı dosyasında dava dışı Türkiye İş Bankası tarafından davalılar Ayşegül ve Mehmet ile dava dışı Suat Saygın ve Melike Karabacak aleyhine açılan tasarrufun iptali davasında, taşınmazlar ile ilgili ilk devir işleminin davalılar Mehmet ile kızı Ayşegül arasında yapıldığı, davalı ...'in kullandığı krediye kızı ...ün kefil olduğu, davalı ...'ün davalı babası Mehmet'in borcundan haberdar olduğu,
taşınmazların aynı gün içinde diğer davalı Melike'ye devredildiğini, taşınmazların devir bedeli ile gerçek değerleri arasında misli farkların olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini, 29.03.2018 tarihli İzmir Bölge Adliyesi Mahkemesinin 2018/1077 Esas, 2019/383 Karar sayılı ilamında verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu ancak ''Takibin yapıldığı icra daireleri, Fethiye İcra Müdürlüğü olarak değiştiğinden ve Fethiye İcra Müdürlüğü adı altında yeni esas numaraları almış olduğundan,
infazda tereddüte neden olunmaması açısından Fethiye İcra Müdürlüğünün yeni numaralarının hükümde gösterilmemiş olması doğru görülmemiştir'' gerekçesiyle kaldırılarak sadece icra dosya bilgileri güncellenerek yeniden hüküm tesis edildiğini, Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/87 Esas, 2018/132 Karar sayılı kesinleşen ilamı uyarınca davalılar arasında yapılan işlemin muvazaalı olduğu hususunun kesinleştiği, ancak yargılama devam ederken taşınmazların dahili davalılar Muharrem Erkut, Akif ve Ulu Giray tarafından cebri icra yoluyla satın aldıkları, davacı tarafça eldeki davanın tapu iptal ve tescil talebini tazminata dönüştürdüğü,
hal böyle olunca davacı tarafın davalılar arasında yapılan muvazaalı işlem ile alacağına kavuşmasının engellendiği, davalıların bu eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu ve davacının zararını tazmin etmekle yükümlü oldukları vicdani kanaatine varılarak davalılar Mehmet ve ...ün davacının Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/213 Esas, 2012/156 Karar sayılı dosyasında hüküm altına alınan alacak miktarı kadar sorumlu oldukları kanaatine varılarak davacı tarafın tazminat talebinin kabulüne karar verildiği,
diğer yandan davacı tarafın, davalı ...'e karşı alacağının zaten Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/213 Esas, 2012/156 Karar sayılı dosyasında hüküm altına alınmış olması sebebiyle hüküm fıkrasına ''tahsilde tekerrür olmamak'' kaydı ile ibaresinin eklendiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile;
davalı ... ile ... araasında dava konusu Antalya ili Kaş İlçesi Yeşilköy mahallesi 101 ada 140 parsel (eski 1514), 101 ada 144 parsel (eski 1524) ve 101 ada 147 parsel (eski 1534) sayılı taşınmazların devrine ilişkin 14.03.2011 tarihinde yapılan işlemlerin muvazaalı olduğunun tespitine, taşınmazlar cebri icra yoluyla 3. kişilere devrolduğundan davacı tarafın tazminat talebinin kabulü ile.
Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/213 Esas 2012/156 Karar sayılı ilamında hükmedilen alacak miktarlarıyla sınırlı olmak üzere davacı taraf lehine davalı ... ve ...'ndan alınmak üzere 40.000,00 TL maddi 40.000,00 TL manevi tazminatın bahsi geçen davalılardan alınarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya verilmesine,
(tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) dava konusu edilen taşınmazlarda tapu maliki olarak taraf sıfatına haiz olan dahili davalılar Muharrem Erkut, Akif ve Ulu Giray’ın taşınmazı cebri icra yoluyla satın aldıkları, iktisaplarının iyi niyete dayandığı gerekçesi ile bahsi geçen dahili davalılar yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili, katılma yoluyla dahili davalı ... vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı asıl temyiz dilekçesinde özetle; davanın mal rejimine dayalı haklarımın engellenmesi nedeniyle davalı koca Mehmet'in ilk evliliğinden doğan kızı davalı ...'na devretmesine dayalı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen muvazaa hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil istemine dayandığını, mahkemece; işlemlerin muvazaalı olduğunun kabulüne karar verilerek tazminat talebinin Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/213 Esas 2012/156 Karar sayılı kararında hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat alacakları ile sınırlı tutulmasının hatalı olduğunu, dava konusu edilen taşınmazların devir tarihlerinde mal rejiminden doğan alacak haklarının bilirkişi marifetiyle incelemesi yapılarak tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkeme kararında ayrıntılı bir delil değerlendirmesi yapılmadığını, kararın gerekçesinin salt Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/87 Esas, 2018/132 Karar sayılı dosyasında verilen karara dayanıldığını, eldeki davada toplanan delillerin hiçbirinin değerlendirilmediğini, söz konusu taşınmazların müvekkili tarafından babası/davalı ...'ten ivaz karşılığı satın alındığını, bedelinin ödendiğini, bu durumu ispatlayan muhtelif bankalara ait dekontlar ve hesap ekstrelerinin cevap dilekçesi ile sunulduğunu, müvekkili tarafından taşınmazlar için yapılan ödemelerden transfer(Havale,
EFT) edilenler olduğu gibi bir çoğunun müvekkil tarafından doğrudan babasının hesabına yatırılmak suretiyle yapıldığını, bu satışların muvazaalı değil karşılıklı rızaya dayalı ve ivazlı bir satış olduğunun açık olduğunu, boşanma aşamasındaki beyanlardan davalı ...'nun satışın yapıldığı esnada mali durumunun kötü olduğunun sabit olduğu,
tarafların gerçekten boşanmadığı ve resmi olarak 2012 yılında boşanmış olmalarına rağmen halen aynı evde yaşamaya devam ettikleri, gerek boşanma davasında ve gerekse iş bu davada ...'nun, davacı ...'nın her türlü talebini kabul etmesinin davacı ile davalının birlikte hareket ettiğinin göstergesi olduğunu, tanık anlatımlarının da iddialarını destekleyecek şekilde olduğunu, mahkemece maddi ve manevi tazminat istemi yönünden iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirtmiştir.
3.Dahili davalı ... Acarer vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece müvekkil yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de vekalet ücretine takdir edilmemesinin usul ve yasaya uygun olmadığını belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, (dava dilekçesi, temyiz dilekçesi ve dosya kapsamındaki belgeler dikkate alındığında) açılan davanın dava konusu taşınmazların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 19. maddesine göre muvazaalı (danışıklı) olup olmadığı hususunun araştırılması ve muvazaalı olduğu sonucuna varılması hâlinde ise davaya konu taşınmazlar ile ilgili olarak mal rejiminden doğan katılma payının tahsili istemine ilişkin olarak açıldığı anlaşılmaktadır.
2. Değerlendirme Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraflar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı 120.60 TL temyiz giderinin davacıya yükletilmesine, aşağıda dökümü yazılı 4.219.40 TL temyiz giderlerinin ise davalı ... ve dahili davalı ...'e yükletilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/26466, K. 2023/7359, 1 Haziran 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama