KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/26602 E., 2024/781 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2018/2925 E., 2021/216 K.
Karar Metni
1.009 kelime·5 dk okuma·15 bölüm
Müdürlüğü vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ : 20.02.2015
HÜKÜM/KARAR : Ret / Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
2015/60 E., 2018/142 K.
Taraflar arasındaki kurum zararından kaynaklanan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının arazi kullanım izni başvurusu üzerine müvekkili tarafından 08.08.2008 tarihli ve 831 sayılı olur ile 05.09.2010 tarihine kadar muvafakat verilerek 95.784 m2 'lik alanın davalıya tahsis edildiğini, bu hususta taraflar arasında...
3. Noterliğinin 05.09.2008 tarihli ve 36618 yevmiye numaralı taahhüt senedinin imzalandığını, davalıya maden sahasını 05.09.2010 tarihine kadar kullanması için izin verilmişse de izin bitiminden sonra da davalının sahayı kullanmaya devam ettiğini, söz konusu sahanın izninin 05.12.2012 tarihli ve 22 sayılı olur ile iptal edildiğini ve sahanın 02.03.2012 tarihinde teslim alındığını, davalı tarafından arazinin izinli kullanıldığı 08.08.2010 - 05.09.2010 dönemine ilişkin arazi kullanım bedeli ile arazinin izinsiz kullanıldığı 05.09.2010 - 02.03.2012 tarihleri arasındaki arazi kullanım bedelinin ödenmediğini,
bu nedenle davalıya tebligat gönderildiğini ve tebligata istinaden davalı tarafından ödemenin yapıldığını, ancak sonrasında hesaplamanın hatalı yapıldığının fark edildiğini ve hesaplamanın yenilenerek davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafından ödeme yapılmadığını, davalının müvekkili idareye 2011 yılı için 131.855,93 TL, 2012 yılı bedeli olarak 30.122,32 TL olmak üzere toplam KDV hariç 161.978,25 TL borcu olduğunu, anapara üzerinden hesaplanan KDV'nin de taahhüt senedi gereğince müvekkiline ödenmesi gerektiğini,
yine taahhüt senedi gereğince gecikme zammı uygulanması gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 2011 ve 2012 yılına ilişkin 161.978,25 TL KDV hariç arazi kullanım bedelinin 30.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek gecikme zammı ve KDV'si ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 08.08.2010 tarihinden sonra söz konusu maden sahasında faaliyet göstermediğini, müvekkilinin aslında faaliyette bulunmadığı döneme ilişkin davacı tarafından gönderilen tebligata konu olan borcun ödendiğini, ödenme nedeninin ise sit alanı tespitine ilişkin müvekkili tarafından davalar açıldığını, eğer bu davalar müvekkili lehine sonuçlanırsa gerekli izinlerin davacıdan alınacağını, herhangi bir ihtilaf ve çatışma olmaması için bu bedellerin ödenmek zorunda kalındığını, ancak davacının tahsil ettiği bedelleri yeniden hesaplama geliştirerek haksız kazanca dönüştürdüğünü,
davacının süre bitiminde sahayı teslim almadığını, teslim alındığı 02.03.2012 tarihine kadar faaliyet yürütülmüş gibi raporlama yapıldığını, müvekkilinin izin süre bitimi ile teslim alma tarihi aralığında faaliyeti olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirketin maden ruhsat sahasının orman sınırları içerisinde kalması nedeniyle idareden gerekli izinleri 08.08.2008 tarihinde alarak taahhüt senedi imzaladığı, ancak maden sahasının sit alanı içerisinde bulunması nedeniyle davalı şirketin izninin iptal olduğu, mevcut kil stoklarının sahadan çıkarılması amacıyla davalıya 05.09.2010 tarihine kadar süre verildiği, idare tarafından resen düzenlenen 02.03.2012 tarihli belge ile sahanın teslim alındığı, söz konusu belgede davalı şirketin bir temsilcisinin imzasının bulunmadığı, davacı idarenin 05.09.2010 tarihi sonrasında davalı şirketin izni iptal edilen maden sahasını kullandığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; saha teslim alındıktan sonra davalının kendisine çıkarılan tebligatların bazılarına olumlu yanıt vererek ödeme yaptığını, bu ödemelerin saha tesliminden sonra 2012 ve 2013 yılında yapıldığını, yine yapılan ödemelerin sahayı izinsiz kullandıkları dönemlere ilişkin arazi kullanım bedellerine ilişkin olduğunu, davalının ihtirazı kayıtsız borcu ödemesinin borcun varlığını kabul anlamına geldiğini, doğrudan borç ödenerek borcun üstlenildiğini, ödemeler ile davalının borcu ikrar ettiğini ve bu ikrarın sahanın izin bitiminden itibaren de kullanıldığına karine teşkil ettiğini,
dava dilekçesinde talep edilen miktarın bir kısmının izinli kullanılan döneme ilişkin olduğunu, İlk Derece Mahkemesince sözleşmeyle kullanıldığı sabit ve taraflar arasında tartışmasız olan alacak döneminin yok sayıldığını, dosyada mevcut raporların alacak taleplerini teyit ettiğini, davalının eylemleriyle sahayı kullandığının belli olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 02.03.2012 tarihli teslim tutanağında davalı şirket adına imza bulunmadığı, maden sahasının sit alanı içerisine alınması nedeniyle davalının izninin iptal edilmesi göz önüne alındığında davacının iddiasını herhangi bir tutanak veya başkaca bir delil ile ispatlayamadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının ruhsatlı ve izinli faaliyet gösterdiği maden sahasına ait izninin, maden sahasını da içine alan bölgenin doğal sit alanı olması nedeniyle iptal edilmesi sonucunda, iznin sona ermesinden sonra da maden sahasının kullanıldığı iddiasına yönelik arazi kullanım bedeli istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi.
3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 02.03.2012 tarihli "Maden Sahası Geri Teslim Alma Tutanağı"nda davalı adına atılmış imza bulunmamasına, iznin bitiminden sonra maden sahasının kullanıldığının ispat edilememiş olması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/26602, K. 2024/781, 22 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama