KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/5146 E., 2021/5603 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Eylül 2021
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
845 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılaması sonunda başvurunun kabulüne dair verilen kararın davalı vekilinin başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde İtiraz Hakem Heyetince itirazının reddine dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili 24/11/2018 tarihinde meydana gelen çift taraflı kazada araçta yolcu olan müvekkilinin yaralandığını, karşı araç sürücüsününün asli ve tam kusurlu olduğunu müvekkilinin en az %5 maluliyeti bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 15.000,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatının temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah ile talebini 52.298,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre Başvurunun kabulüne Sürekli maluliyet tazminatı olarak 52.298,00 TL'nin 01/11/2019 temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile sigorta şirketi tarafından başvurana ödenmesine, karar verilmiş; bu karara davalı vekili, İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz etmiştir.
Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından itirazın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen taraf ehliyetine ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Başvuru, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü,
Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza tarihi olan 24/11/2018 itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, hükümleri esas alınarak maluliyet oranının tesbiti gerekirken, Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan Katip Çelebi Üniversitesi ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 17/10/2019 tarihli Raporunda 20/02/2019 tarihli çocuklar için özel gereksinim değerlendirmesi hakkında yönetmeliğe göre (ilgili cetvelde özür oranları olmadığından dolayı RG de yayınlanan 20/02/2019 tarihli erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmeliğe göre) hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, maluliyet oranının tespiti açısından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla, ATK İhtisas Kurulu'ndan ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından önceki raporun da irdelendiği, yeni bir rapor alınıp, oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, hatalı maluliyet raporuna göre karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Davaya konu trafik kazasıyla ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/44365 sayılı soruşturma dosyasındaki 20/03/2019 tarihli uzlaşma protokolüyle mağdurlar ..., ... ile müştekiler ... ...'ın zorunlu trafik sigorta şirketinden talep edilebilecek maddi tazminat hakları saklı tutulmak suretiyle sürücü (şüpheli) ... ... ile 17.500,00 TL karşılığında uzlaşmış oldukları anlaşılmıştır.
İşbu başvuru ise 08/06/2020 tarihinde mağdur ... adına anne ve babası tarafından sürekli işgöremezlik tazminatı talepli olarak kazaya karışan aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı açılmıştır.
20/03/2019 tarihli uzlaşma protokolüne göre davacı ... adına anne ve babasının kazada zarar gören diğer mağdurlar ... ... ile birlikte sigortalı sürücüden 17.500,00 TL tahsil ettiği, aynı protokol ile davacının sigortalı sürücünün zorunlu trafik sigortacısına dava açma hakkını saklı tuttuğu görülmektedir.
Bu durumda davacının zararının tamamen giderildiği düşünülemez ise de yapılan anlaşma ödeme miktarı kadar sigorta şirketini sorumluluktan kurtaracağından, zarar görenin bakiye zararını sigorta şirketinden talep edebileceği anlaşıldığından, hakem heyetince soruşturma dosyasındaki uzlaşma sonucu davacı tarafça tahsil edilen miktar düşülerek kalan miktar üzerinden davalı ... şirketinin sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre, Sigortacılık Kanunu 30/17 maddesi ile 19/01/2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazete de yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 maddesinde "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." hükmü eklenmiştir.
Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın maktu vekalet ücretinin altında kalması halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
4-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/5146, K. 2021/5603, 28 Eylül 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama