KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/5464 E., 2021/7637 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2021
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
865 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın reddine dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, 29/11/2015 tarihinde davalının trafik sigortacısı olduğu araç ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosikletin karıştığı trafik kazası neticesinde yaralandığını,davalı tarafından 16/10/2017 tarihinde 90.858,14 TL ödeme yapıldığını,ancak ödemenin eksik olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası olarak 10.000,00 TL maddi tazminatının 16/10/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karara verilmesini talep etmiş,talep arttırım dilekçesi ile talebini 144.756,14 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; talebin kısmen kabulü ile 86.218,49 TL’nin 01/11/2017 tarihinden itibvaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından itirazın reddine dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, hakem heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 29/11/2015 tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008- 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve
Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak ... Üniversitesi Uygulama Ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 24/08/2017 tarihli raporunda Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i ve 11/12/2008 tarihli 27021 sayılı resmi gazetede yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı cetveli kapsamında göre %20 sürekli maluliyetinin olduğu belirlenmiş, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacının maluliyetinin oranının %19.2 olduğu kabul edilerek hükme esas alınmıştır. Hükme esas alına maluliyet raporunun kaza tarihine uygun yönetmeliğe göre alınmadığı anlaşılmaktadır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Buna göre, maluliyet oranının tespiti açısından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla, önceki raporun da irdelendiği, ATK İhtisas Kurulu'ndan ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından yeni bir rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3-2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir.
Somut olay nedeniyle davalı tarafından davacıya davadan önce 16/10/2017 tarihinde ödeme yapılmış, taraflar arasında ibraname imzalanmıştır. Eldeki başvurunun 12/12/2017 tarihinde açılmış olmasına göre, KTK'nın 111. maddesinde öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmediği görülmektedir.
Yasal süre içinde açılan davada, ibranamenin iptali şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda gerekli araştırma yapılarak karar verilmesi gerektiği açıktır. Anılan araştırma kapsamında da, davacı ...’in kazadaki maluliyetinin belirlenmesi için rapor alınmalı, maluliyetinin varlığı halinde tazminat hesabı yönünden aktüerya uzmanı bilirkişiden rapor alınmalıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, ibranın iptali şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı dikkate alınmak suretiyle; davalının ödeme yaptığı tarihteki verilere göre hesaplanan tazminat ile güncel verilere göre hesaplanan tazminat arasında KTK'nun 111. maddesinde belirtildiği şekilde fahiş bir fark olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Şayet, ödenmesi gereken maluliyet tazminatı ile ödenmiş olan miktar arasında fahiş fark olduğu saptanırsa da; davacılar tarafından daha önce verilen ibranamenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilip, davalının daha önce ödediği tazminatın hesap tarihine kadar işlemiş yasal faiziyle güncellenmiş bedeli, güncel verilere göre hesaplanan tazminattan düşülmek suretiyle sonuç tazminat belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre, Sigortacılık Kanun’unda 30/17 maddesi ile 19/01/2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazetede yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13.maddesine "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." hükmü eklenmiştir.
Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi,ancak hesaplanan miktarın karar tarihinde AAÜT’de belirlenen maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/5464, K. 2021/7637, 26 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama