Hükmüne uyulan Dairemizin 11/11/2019 tarihli ve 2019/298 esas, 2019/5168 karar sayılı ilamı ile, “davacının, dava dilekçesinde davalının kendisi hakkında verdiği 6 adet dilekçe için tazminat istediği, dava dilekçesinin 4. sayfasında davalının 07/09/2015 tarihinde Adalet Bakanlığı ve HSK Başkanlığına ayrı ayrı gönderdiği dilekçelere ilişkin açıklama kısmının yer aldığı (2-a) ve 28/01/2016 ve 01/02/2016 tarihlerinde Yargıtay 1. Hukuk Dairesine gönderdiği dilekçelere ilişkin açıklama kısmının yer aldığı (3-a) kısımlarında, davalının suç teşkil eden özel hayatın gizliliğini ihlal eylemine tazminat istemi kapsamında dayanmış olup,
dilekçenin deliller bölümünde de Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/2916 sayılı soruşturma dosyasını delil olarak bildirdiği, dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının davalı hakkında yaptığı şikayet üzerine Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/2916 soruşturma numaralı dosyası ile Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/946 esas sayılı dosyasında ceza davasının açıldığı, davalının özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verildiği, dosyanın halen istinaf incelemesinde olduğu ve hükmün henüz kesinleşmediğinin anlaşıldığı,
6098 sayılı TBK' nın 74. maddesi uyarınca hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağının kabul edildiği,
dava konusu olayın özelliği ve davalının suç teşkil eden eylemlerine yukarıda bildirilen dilekçelere ilişkin tazminat istemi kapsamında dayanılması nedeniyle davalı hakkında açılan Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/946 esas sayılı dosyasının sonucunun kesinleşmesi beklenmesi ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi” gereğine değinilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasına, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davalının 11/05/2015 tarihinde Yargıtay 1. Hukuk Dairesine ve Bingöl Barosu’na gönderdiği dilekçelerindeki iddialarının şikayet hakkının kullanılması kapsamında olduğu ve şikayeti haklı gösterecek emare bulunduğu gerekçesiyle bu dilekçeler yönünden davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, davalının özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak suçlarından cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği,
davaya konu diğer 4 dilekçede ileri sürülen iddialar şikayet hakkı kapsamında değerlendirilse bile özel görüntülerin ve kişisel bilgilerin ele geçirilmesi ve bunların dava konusu 4 adet dilekçeye eklenmesinin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu, ceza mahkemesince belirlenen maddi olguyla bağlı olunduğu gerekçesiyle; davalının 07/09/2015 tarihinde Adalet Bakanlığı ve HSK Başkanlığına, 28/01/2016 ve 01/02/2016 tarihlerinde Yargıtay 1. Hukuk Dairesine gönderdiği dilekçeler yönünden davacının manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş;
hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine 6100 sayılı HMK’nın 373. maddesinin 4. fıkrasına uygun olarak dosya Dairemize temyiz incelemesi için gönderilmiştir.
Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda dökümü yazılı 260,85 TL fazla yatırılan temyiz peşin harcının istek halinde davacıya geri verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 1.285,60 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 24/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.