KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/11229 E., 2022/16397 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2022
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
576 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; ... İtiraz Hakem Heyetince verilen 16/02/2018- 2018/İHK-1163 sayılı kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; 31.05.2009 tarihinde, davalıya ... poliçesi ile sigortalı araç sürücüsünün, yol kenarında yaya konumunda olan müvekkiline çarptığını, müvekkilinin ağır yaralandığını, sigorta şirketine yapılan başvuruya karşın ödeme yapılmadığını belirterek zararın tam ve kesin değeri belirlendikten sonra artırılmak üzere asgari 5.001,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, daha sonra davasını 90.029,45 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
... Uyuşmazlık Hakem Heyetince; başvuru sahibinin talebinin kabulü ile 90.029,45TL’ nin 22.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle sigorta kuruluşundan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyetince; davalı ... vekilinin yaptığı itirazın reddine karar verilmiş, ... kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile işgöremezlik tazminat istemine ilişkindir.
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 41. maddesinde (6098 sayılı TBK'nun 49. md) haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK'nın değişik 72. md) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK'nın 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tâbi olduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık 2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür.
Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımını uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK'nın 60 ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir.
Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK'nın 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır)
Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir.
Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; kaza sonucu davacı yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 31.05.2009 tarihinde meydana gelmiş, hakem heyetine başvuru ise 01/06/2017 tarihinde yapılmıştır. Davalı taraf, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunmuş olmasına rağmen, gerek ... gerekse ..., zamanaşımı savunmasını reddetmiştir.
Dosya kapsamında bulunan hastane raporları ile davacının kaza sırasında böbreğinden darbe aldığı, en son dosyaya sunulan 21.03.2017 tarihli Darıca Farabi İlçe Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporu ile böbrek kaybına bağlı olarak %10 oranında maluliyet belirlendiği anlaşılmıştır. Bu durumda böbrek kaybı doğuran tedavinin ne zaman sonuçlandığı tespit edilip olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK ile belirlenen zamanaşımı süresi de tespit edildikten sonra karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle esasa dair karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/11229, K. 2022/16397, 7 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama