KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/11699 E., 2025/7198 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/950 Esas 2022/1049 Karar
Karar Metni
866 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Tarafların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 06.05.2025 Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının yayın sahibi olduğu ... ve ... isimli internet sitesinde 24.02.2019 tarihinde yapılan haberde kullanılan söz ve ifadeler ile CHP ... olan müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, haberde röportaj yapıldığı iddia edilen ...'in ailesinin müvekkili hakkında olumsuz bir açıklamasının olmadığını, bu nedenle yayının gerçeği yansıtmadığını, haberde müvekkili hakkında olumsuz algı oluşturulmaya çalışıldığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 5,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili, hukuka aykırılığın tespiti ve kararın yayınlanması talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu haberde röportaj yapılan şehit ailesinin birtakım açıklamalarına yer verildiğini, habere yönelik toplumsal ilgi bulunduğunu, yayınlanmasında kamu yararı bulunduğunu, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının gerçek dışı bir haberi yeterli araştırma yapmadan yayınladığı akabinde haberin kaynağı olan ...’in ailesi tarafından dava konusu haberin yalanlandığı, yalanlandığına dair haberlerin basında yer aldığı, gerçek dışı haber ile davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı, manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği ancak haberin gerçek olmadığına dair yayınların basında ve sosyal medyada yer alması nedeniyle yayın talebi yönünden hukuki yararın bulunmadığı, bu istemin reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile kararın yayınlanması talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; haberde gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmek için çarpıcı başlıklar kullanıldığı, davacının iddialara ilişkin açıklama yapma imkanına sahip olduğu, nitekim akabinde davacının ...'in babası ... ile telefonda görüştüğü, baba Halisdemir'in haberde geçen sözleri söylemediğini ilettiğine ilişkin başka basın organlarında haber yapıldığı, davaya konu haberin röportaj kapsamında olup o an var olan görünür gerçeklik doğrultusunda ağır eleştiri niteliğinde kaleme alındığı,
eleştirilerin davacının kişiliğine yönelik olmayıp siyasi tutum ve davranışlarına yönelik olduğu, bu şartlar altında davalı tarafın ifade özgürlüğüne sınırlama getirilmesini gerektirir demokratik bir toplum için gereklilik bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; haberin gerçek dışı olduğunu, yerel seçimler öncesinde gerçek olmadığı bilinerek dava konusu yayının yapıldığını, haberin iftira niteliğinde olduğu sabit olmasına rağmen davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, söylenmemiş sözler yönünden görünür gerçeklik ve kamu yararından söz edilemeyeceğini, haberde müvekkili hakkında olumsuz algı oluşturulmaya çalışıldığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; ... ve ... isimli internet sitesinde 24.02.2019 tarihinde yapılan haberde kullanılan söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, hukuka aykırılığın tespiti ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu haberin toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığının, haberde gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmek için çarpıcı başlıklar kullanıldığının, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağının, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığının;
ifade özgürlüğü ve bu bağlamda basın özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu, sınırlamanın kanuni olması, meşru amaca dayanması ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı olmasının gözetilmesi gerektiğinin; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğunun, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün,
demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu,
10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin; tüm bu açıklamalar ışığında dava konusu haberde yer alan söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/11699, K. 2025/7198, 6 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama