İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 4. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/11718 K.2024/6961

Taraflar arasındaki yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Dairece bozma kararı verilmiştir. Mahkemece, Daire…

Esas2022/11718Karar2024/6961Tarih4 Temmuz 2024Okuma12 dk · 2.451 kelime

KÜNYE

4. Hukuk Dairesi 2022/11718 E., 2024/6961 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
4 Temmuz 2024
İncelenen kararın mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2018/145 E., 2018/408 K.
Dava tarihi
14.05.2015
Hüküm/karar
Direnme İle Davanın Kabulü
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.451 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

Taraflar arasındaki yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Dairece bozma kararı verilmiştir. Mahkemece, Daire bozma ilamına karşı direnilmesine ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dairece, 6763 sayılı Kanunun 45 inci maddesi ile 6100 sayılı HMK'ya eklenen geçici 4/4 madde ve fıkrası gereğince yapılan inceleme sonucunda dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.06.2022 tarih ve 2019/4-274 Esas 2022/809 Karar sayılı ilamıyla temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı temyiz incelemesi yapma görevinin Dairemize ait olduğu gerekçesi ile temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının sahibi olduğu "www.ahaber.com.tr" isimli internet sitesinde 11.05.2015 tarihli "Erdoğan Çölaşan'a Yüklendi" başlıklı haber yayınlandığını, habere dayanak gösterilen asıl konuşma metninde müvekkilinin adı geçmediği hâlde Türk Lirası'ndan altı sıfır atılması hâlinde haberde yazılan eylemi gerçekleştirecek köşe yazarı olarak müvekkilinin adının yazıldığını, davalının tamamen gerçek dışı bir haberi sübjektif fikirlerini beyan ederek yayınladığını, haberde kullanılan söz ve ifadelerin müvekkilinin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini belirterek 3.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; haber konusu söylemlerin yorum niteliğinde olmadığını, söz konusu yazının daha önce başka gazeteler tarafından da haber yapıldığını, gazetecilik mesleği gereği haberin veriliş şeklinde abartı yapılabileceğini, meslek gereği tanınmış kişilerin sert eleştirilere katlanması gerektiğini, haberin güncel ve görünür gerçekliğe uygun olduğunu, öz ile biçim arasındaki dengenin bozulmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2015 tarihli ve 2015/227 E., 2015/536 K. sayılı kararı ile; dava konusu haberin davalının sahibi olduğu “www.ahaber.com.tr” isimli internet sitesinde 11.05.2015 tarihinde yayınlandığı, haberin gerçeğe uygun olmadığı, haberde kullanılan ifadelerin davacının onur ve saygınlığını rencide edici nitelikte olup, davacıyı kamuoyu önünde küçük düşürdüğü ve kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 25.12.2017 tarihli ve 2016/1499 E., 2017/8637 K. sayılı kararı ile; ‘‘…Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesi ile ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir çok kararında da vurgulandığı üzere; ifade özgürlüğü demokratik bir toplumun asli temellerinden olup, toplumun ilerlemesinin ve her bireyin kendini geliştirmesinin temel koşullarından birisini oluşturur.

Basın özgürlüğü bağlamında, gazetecilerin kanıtlayamayacağı söylenti ve iddiaların yayınlanması yönünden ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi doğruluk koşulunu makul olmayan, hatta olanaksız bir talep olarak değerlendirip, basının sadece bütünüyle kanıtlanmış olguları yayınlama zorunluluğu ile karşı karşıya bırakılması halinde hemen hemen hiç bir şeyin yayınlanamayacağı, bunun da basın özgürlüğüne zarar vereceği yönündedir. (Jersild ve Thama-Danirmarka.

Haldiman ve diğerleri-İsviçre kararları) Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmüne göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilirse de dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalı tarafından yapılan yayının medya dünyasında uzun süredir dile getirilen iddialara yönelik olduğu, davacıyı aşağılama ve küçültme kastının bulunmadığı, davacının da Sözcü Gazetesi'ndeki 01.03.2013 tarihli köşe yazısında, konuşmalarda kastedilen kişinin kendisi olduğuna dair ifadelere yer verdiği anlaşılmaktadır.

Davalı ... kuruluşu da bu yazıdan esinlenerek yayın yapmıştır.

Şu halde, yayının güncel ve görünür gerçekliğe uygun olduğu, toplumun bilgi edinme, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, olayın gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekecek şekilde aktarıldığı da gözetilerek davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı sonucuna varılıp istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından davalı Milliyet Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş. aleyhine açılan benzer mahiyetteki davada Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesince 12.02.2015 tarihli ve 2014/470 E., 2015/54 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece bozulduğu, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ilişkin verilen kararın Özel Dairece onandığı, aynı konuda farklı kararlar verilmesinin kaynağını Anayasa'dan alan eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğuracağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin, yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Daire Kararı

Dairenin 25.02.2019 tarih ve 2018/5094 Esas 2019/958 Karar sayılı kararı ile; "..Dairemizce verilen, 25.12.2017 gün, 2016/1499 esas ve 2017/8637 karar sayılı bozma ilamında düzeltilecek bir husus bulunmadığı ve ilk derece mahkemesi direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, 6763 sayılı Kanunun 43. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nun 373. maddesinin 5. fıkrası gereğince dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine.." karar verilmiştir.

C. Hukuk Genel Kurulu Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2022 tarih ve 2019/4-274 Esas 2022/809 Karar sayılı İlamıyla; "... Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce direnme adı altında verilen kararın yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Daire tarafından mı yapılması gerektiği ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.

Bilindiği üzere direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozma kararından esinlenerek yeni bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.

Başka bir anlatımla, mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanmak veya bozmadan esinlenmek suretiyle gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.

Somut olayda; mahkemece ilk kararda, dava konusu haberin gerçek dışı olduğu, davacıyı kamuoyunda küçük düşürdüğü ve davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği hâlde, direnme kararında aynı haberle ilgili olarak Özel Dairece farklı kararlar verildiği ve bu durumun yargıya güveni zedeleyeceği gerekçesiyle hüküm kurulmuştur.

Bu durumda, mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; ilk kararda tartışılıp değerlendirilmemiş olan başka mahkemelerce verilen kararların gerekçe olarak gösterildiği, böylelikle yeni bir gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır. Hâl böyle olunca, kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.

Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir." gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.

D. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkeme gerekçesinde aynı konu ile ilgili yapılan diğer haberler değerlendirilmiş ise de her haberin kendi içerisinde ve ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle direnme kararının özellikle de gerekçesinin hatalı olduğunu, haberde sadece başbakanın açıklamalarına yer verildiğini, davacının Türk Lirası'ndan altı sıfır atılması ile ilgili yazmış olduğu köşe yazısına istinaden başbakanın konuşmasında geçen kişinin davacı olduğunun sabit olduğunu, bu konuda benzer bir çok haber yapıldığını, bozma kararının yerinde olduğu,

haberin görünür gerçeğe uygun olduğunu, haberin kamuoyunun gündeminde olan bir konuya yönelik yapıldığını, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığını, haberin verilmesinde kamu yararı bulunduğunu, haberde aktarım dışında eleştiri ve yoruma yer verilmediğini, basının kamuoyunu bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, direnme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.

E. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalının sahibi olduğu "www.ahaber.com.tr" isimli internet sitesinde "Erdoğan Çölaşan'a Yüklendi" başlıklı 11.05.2015 tarihinde yayınlanan haber nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 13, 25, 26 ncı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi.

3. Değerlendirme

Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.

Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

Anayasa'nın 26 ncı maddesi şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...."

Anayasa'nın "Basın hürriyeti" başlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Basın hürdür, sansür edilemez... Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır."

AİHS'nin 10 uncu maddesi şöyledir:

"1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. ... 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ... başkalarının şöhret ve haklarının korunması ... için gerekli olan bazı ...sınırlamalara ... tabi tutulabilir."

TMK'nın "Kişiliğin korunması" başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir:

“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”

TBK’nın “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58 inci maddesi şöyledir:

“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.”

5187 sayılı Basın Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Bu Kanunun amacı, basın özgürlüğünü ve bu özgürlüğün kullanımını düzenlemektir."

5187 sayılı Kanun'un "Basın özgürlüğü" başlıklı 3 üncü maddesi şöyledir:

"Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.

Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir."

Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler ile Anayasa'nın 90 ıncı maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesine göre ulusal hukukun bir parçası hâline gelmiş bulunan AİHS'nin 10 uncu maddesi uyarınca kişilik hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır.

Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin karşılığı manevi zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için kanunlarımız manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. TMK'nın 24 ve TBK'nın 58 inci maddelerinde yer verilen kişilik haklarının korunması da bunlardan biridir.

İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir.

Muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır.

Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir (Anayasa Mahkemesi (AYM). Bekir Coşkun, B. No: 2014/12151, 4/6/2015. Mehmet Ali Aydın, B. No: 2013/9343, 4/6/2015).

İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Von Hannover/Almanya, B. No: 40660/08).

İfade özgürlüğü, temsil ettikleri seçmenlerinin kaygılarına dikkat çektikleri ve onların menfaatlerini savunmak zorunda oldukları için halkın seçilmiş temsilcileri bakımından özel bir öneme sahiptir (AİHM; Lombarda ve diğerleri Malta, B. No: 7333/06, 24/4/2007).

Ancak belirtmek gerekir ki ifade özgürlüğü sınırsız değildir. En geniş hâlde dahi ifade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12 nci maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur (AYM. Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014).

Bu itibarla, Anayasa'nın 26 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret ve itibarının korunmasıdır.

Davalının söylediği sözlerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığını tespit ederken mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir.

Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

Bu tür davalarda mahkemece yapılması gereken; kamuya mal olmuş kişilerin şöhret ve itibarı ile ifade özgürlüğünün çatışması hâlinde bu iki hak arasında makul bir dengenin kurulmasıdır. Dengeleme yapılırken her bir somut olay bakımından şu hususları göz önüne almak gerekmektedir: Dava konusu açıklamanın kamu yararına ilişkin bir tartışmaya sağladığı katkı, ilgili kişinin tanınırlığı, toplumdaki rolü ve işlevi ile yazıya konu olan faaliyetin niteliği, açıklama veya yayının konusu, kapsamı, şekli ve etkileri, ilgili kişinin daha önceki davranışları, bilgilerin elde edilme koşulları ve gerçekliği ile uygulanan yaptırımın niteliği (AYM; Kemal Kılıçdaroğlu (3), B. No: 2015/1220, 18/7/2018).

Dosya kapsamından, dava dışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rize'de yapmış olduğu konuşmaya atfen dava konusu 11.05.2015 tarihli haberin yapıldığı, Cumhurbaşkanının konuşmasında davacının ismi geçmemiş ise de davacının Sözcü Gazetesinde 01.03.2013 tarihinde kaleme aldığı köşe yazısında, konuşmada ismi geçen kişinin kendisi olduğuna dair söz ve ifadelere yer verdiği, kamuoyunda da bu şekilde oluşan kanı üzerine dava konusu haberin yapıldığı,

bu anlamda dava konusu haberin tarihi dikkate alındığında Dairemizin 25.12.2017 tarihli ve 2016/1499 E., 2017/8637 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi haberin bu yazıdan esinlenerek kaleme alındığı, dava konusu yayının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğu, güncel ve görünür gerçekliğe uygun olduğu, toplumun bilgi edinme, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı,

olayın gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekecek şekilde aktarıldığı da gözetilerek davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı anlaşılmakla istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/11718, K. 2024/6961, 4 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  7. A. Bozma Kararı
  8. B. Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
  9. V. Temyiz
  10. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  11. B. Daire Kararı
  12. C. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  13. D. Temyiz Sebepleri
  14. E. Gerekçe
  15. VI. Karar
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/11718
Karar No
2024/6961
Tarih
4 Temmuz 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/11719 K.2024/6962
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/11720 K.2024/8435
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/11736 K.2024/8375
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/11751 K.2024/8458
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/11753 K.2024/8418
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/11768 K.2024/8417

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.