KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/11779 E., 2025/5005 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1758 E., 2022/1151 K.
- İlk derece mahkemesi
- Gölbaşı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- K-2021/76 E- 2021/146 K
Karar Metni
573 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; satış yapılan Ankara İli, .... İlçesi, ... Mahallesi, 1225 ada, 5 parselde kain 3 no.lu bağımsız bölümün muvazaa nedeniyle tapusunun iptali ve gerçek malik ... adına tescilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2021 gün, 2021/76 E- 2021/146 K sayılı ilamı ile davanın 07.08.2019 tarihinde açılmış olduğu, karar tarihi itibariyle açılmış bir icra takibi bulunmadığı, geçerli ve kesinleşmiş bir icra takibinin olmadığı gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 21.06.2022 gün, 2021/1758 E- 2022/1151 K sayılı kararı ile; delillerin takdirinde bir isabetsizlik olmadığı,
TBK'nin 19. maddesine düzenlenen muvazaa hukuksal nedenine dayalı tasarrufun iptali davalarında 3. kişinin, danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan kesinleşmiş nitelikte bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerektiği, İİK'nin 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davasının açılabilmesi için ise borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olmasının bir ön şart olduğu,
davacının öncelikle dayandığı TBK'nin 19. maddesinde düzenlenen muvazaaya dayalı tasarrufun iptali isteği yönünden değerlendirme yapıldığında, davacının davalı borçludan kesinleşmiş bir alacağının bulunmadığı, sadece bonoya dayalı olarak açılan bu davada davacının alacağının kesin nitelikte olduğundan söz edilemeyeceği, davacının bu talep yönünden davayı açmaya hukuki yararının bulunmadığı,
ikinci kademedeki İİK'nin 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali talebi yönünden ise kesinleşmiş bir takibin varlığına ilişkin dava ön şartının bulunmadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davayı terditli olarak açtıklarını, asıl talebin esastan reddine karar verilmedikçe feri talebin incelenemeyeceğini ve karara bağlanamayacağını, asli talepleri olan muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil isteği hakkında karar verilmediğini, feri talep olan tasarrufun iptali konusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel Mahkemece bonoya dayalı olarak borçlu ... aleyhine icra takibi başlatılması hususunda kendisine süre bile verilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali, tasarrufun iptali şartlarının bulunmaması halinde ise Borçlar Kanunu madde 19'a göre muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, tasarrufun iptali davalarında ve muvazaaya dayalı iptal davalarında kesinleşmiş bir alacağın bulunmasının dava şartı olmasına, davada kesinleşmiş bir alacağın bulunmamış olmasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/11779, K. 2025/5005, 26 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama