KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/12434 E., 2025/11619 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/47 Esas 2022/1349 Karar
- İlk derece mahkemesi
- Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/809 Esas 2019/712 Karar
Karar Metni
804 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın 08.02.2016 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazasında, araç sürücüsü olan davacının sürekli iş göremezliğe uğradığını açıklayarak 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müteselsilen, 35.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi hariç diğer davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
lI. CEVAP
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre, zamanaşımı, husumet ve derdestlik itirazında bulunduklarını, kazanın meydana gelmesinde davalıya atfedilebilecek kusur bulunmadığını, kusur durumu ve davacının maluliyet durumunun usulüne uygun olarak alınan raporlar ile belirlenmesi gerektiğini, davacının tedavi sürecinde tedavi, yol ve refakatçi giderleri için ödemeler yapıldığını ve toplam 5.056,00 TL ödendiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; usule uygun başvuru yapılmadığını, kazanın oluşuna ilişkin kusur durumu ile davacı tarafın yaralanmasına ilişkin maluliyet durumunun yürürlükteki mevzuata uygun olarak belirlenmesi gerektiğini, zarar hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olması gerektiğini, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatı talepleri yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, davalı şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini, uygulanması gereken faizin ise yasal faiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya sigortalı davalı araç sürücüsü Bekir'in kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu ve düzenlenen maluliyet raporunun denetime elverişli olduğu kabul edilerek maddi tazminat talebinin kabulü ile 227.511,83 TL maddi tazminatın davalılardan, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi haricindeki davalılardan müşeterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile maddi tazminat talebi yönünden ıslah ile artırılan kısım için de faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunu kabul etmediklerini, hatalı yönetmeliğe göre rapor düzenlendiğini, kusura yönelik tespiti kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
B. Gerekçe
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına göre davalı ... vekilinin aşağıda yer alan bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlüler Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, davacının maluliyet oranının belirlenmesi açısından düzenlenen ve Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 26.12.2018 tarihli raporun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlendiği anlaşılmaktadır. 08.02.2016 kaza tarihi itibari ile Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlüktedir.
Mahkemece; davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun rapor alınarak, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
VI. KARAR
1. Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile BOZULMASINA,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/12434, K. 2025/11619, 9 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama