Hükmüne uyulan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 12.11.2020 tarih 2020/2735 Esas- 2020/3893 Karar sayılı ilamında “Davaya konu somut olayın incelenmesinde; davacı, gerçekte kullandığı nüfus cüzdanının seri numarasının Z07 292740 olduğunu, ancak kendisi adına Eminönü İlçe Nüfus Müdürlüğünden yenileme nedeni ile 03.06.2004 tarihinde verilen nüfus cüzdanının seri numarasının ise H09 057423 olduğunu, davacının gerçekte kimliğini değiştirme talebi olmadığı halde ve eski kimliğini de nüfus memuruna iade etmediği halde yenileme nedeni ile hakkında sahte kimlik düzenlendiğini,
bu konuda dava dışı nüfus memurunun görevi sırasında kusurlu davranışının söz konusu olduğunu iddia ederek davalı İçişleri Bakanlığı’ndan maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.Şu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler de dikkate alınarak, davanın idari yargı yerinde ve idareye karşı açılması gerekir. Nüfus memurunun görevi sırasındaki kusurlu eyleminden dolayı davalı İçişleri Bakanlığı’na adli yargı yerinde husumet yöneltilemez.
Mahkemece, davalı İçişleri Bakanlığı yönünden yargı yolu nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının çözümlenmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, davacının davalı bankalar yönünden talebinin, sahte kimlik ve belgeler kullanılarak dava dışı kişi ya da kişilerce davacı adına çek karnesi alınması ve bu karnelerin kullanılması suretiyle davacının karşılıksız çek keşide etmek suçundan yargılanarak cezaevinde hükümlü sıfatıyla kalması, basiretli bir tacir konumunda olan davalı tüzel kişi bankaların müşterileri adına çek hesabı açarken gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerekirken göstermemesi ve bu suretle davacının zarara uğradığı iddiasına dayanmaktadır.
Şu durumda, öncelikle tarafların kusur durumlarının araştırılması, davalı bankaların kusurlarının bulunması halinde zarar kapsamının kusur durumuna göre hesap edilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak maddi ve manevi tazminatın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir..” ifadeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uygun yapılan yargılama neticesinde, mahkemece davalı İçişleri Bakanlığı yönünden tefrik kararı verilmiş, davalı bankalar yönünden ise eldeki dosya ile işin esasına girilerek kusur araştırması yapılmış, her ne kadar davalı bankalar tarafından vergi kaydı, ticaret sicil kaydı, ikametgah belgesi, imza sirküleri gibi belgelerin ibrazı sağlanarak çek hesabı açıldığı anlaşılsa da; salt bu belgelerin ibrazının istenmesinin yeterli bulunmadığı,
objektif özen borcunun gereği, hafif kusurdan dahi sorumlu olan davalı bankaların adına çek hesabı açılan kişi ve işyerinin ticari itibarı, sosyo-ekonomik ve mali durumu konusunda doyurucu araştırma yapmak ve bankacılık işlerinde her türlü özeni gösterip basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olduğu, ibraz edilen belgeler dışında başvuru sahibinden başka bir kimlik ve fotoğraf istenmediği, işyerinin merkezinin henüz ticaret sicile tescili yapılmadan vergi kaydının oluşturulduğunun dikkate alınmadığı, araştırması yapılması halinde sahteciliğin fark edilmesinin mümkün bulunduğu,
bankanın kendine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğine dair somut bir belge ya da delil sunulmadığı, sahte çek hesabı nedeniyle davacı adına sahte çek karnesi düzenlendiği ve onun hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçlarından dolayı çok sayıda ceza davası açıldığı, icra takibi yapıldığı, haciz tehdidi yaşadığı,
davacının hiç ilgisi olmadığı halde ceza davaları ve icra takipleriyle karşı karşıya kalması ve cezaevinde tutuklu kalmasından dolayı maddi olarak iş ve sosyal hayatı, dava ve icra masrafları gibi zarara uğradığı ve manevi olarak yıprandığı gerekçesiyle 45.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne karar verilmiş, söz konusu karar davacı ile davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 777,86 TL fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde davacıya iadesine ve aşağıda dökümü yazılı 1.959,23 TL kalan onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına 06/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.