KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/1281 E., 2022/17713 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2022
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
983 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vekili Av. ... tarafından, davalı ... aleyhine 29.01.2014 gününde verilen dilekçe ile haksız el koyma nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; açılan davanın kabulüne dair verilen kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARAR
Dairemiz bozma ilamında; “ceza dosyanın incelenmesinde davaya konu aracın teminat karşılığı iadesinin talep edildiği ve 01.08.2005 tarihli savcılık mütalasında trafik kaydına satılamaz ve devredilemez şerhi konularak iadesinde sakınca olmadığı yönünde görüş bildirildiği ve 16.08.2005 tarihinde davaya konu ... palaka sayılı araç için T.C.
Ziraat Bankasının 7.770,00 TL bedelli kesin teminat mektubu alındığına dair mal müdürlüğünün 925376 sıra nolu makbuzunun da dosyada mevcut olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda aracın ceza yargılaması sırasında fiilen iade edilip edilmediğinin araştırılmaması doğru olmamıştır.
Aracın fiilen teslim edilmediği kapsamlıca araştırıldıktan sonra şayet iadenin gerçekleşmediği anlaşılacak olursa; zarar kapsamının belirlenebilmesi için öncelikle davacının aylık net kârının tespiti gerekmektedir. Bu konuda dosya içerisinde Van Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanlığının birbiri ile çelişen iki adet yazısı mevcut olup bu yazıları esas alan iki farklı bilirkişi raporunun mevcudiyetine rağmen çelişkinin giderilmemesi de doğru olmamıştır.
Şöyle ki, Van Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanlığı 31.01.2015 tarihli cevabi yazısında 2004 ve 2014 yılları arasında davaya konu aracın tazminata esas aylık ve yıllık bazda elde edebileceği gelirini belirttikten sonra not olarak aracın yıllık giderlerinin hesaplanması için konusuna göre uzman kişi veya meslek odalarından görüş alınabileceği belirtilmiş, 28.09.2015 tarihli cevabi yazısında ise daha önce piyasa koşulları göz önünde bulundurularak yapılan hesaplamanın, ortalama aylık ve yıllık olmak üzere, net kazançtan ibaret olduğu bildirilmiştir.
Mahkemece, alınan 09.06.2015 tarihli ilk bilirkişi raporunda odanın 31.01.2015 tarihli cevabi yazısında belirtilen rakamlar üzerinden bilirkişi tarafından belirlenen giderler düşüldükten sonra yapılan hesaplamada tazminat miktarı 43.050,95 TL olarak hesaplanmış, odanın 28.09.2015 tarihli cevabi yazısı esas alınarak düzenlenen 28.03.2016 tarihli bilirkişi raporunda ise zarar 246.500,00 TL olarak hesaplanmıştır.
Öncelikle oda cevapları arasındaki ve dolayısıyla bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, uzman bilirkişiden kesin, açık, anlaşılır ve denetime elverişli rapor alınarak dava konusu kamyonetin model yılı ve el koyma tarihi dikkate alınarak aracın yaşına göre kaç yıl nakliye işini yapabileceği tespit edilmeli ayrıca muhtemel gelirinden vergi, yakıt, lastik, bakım, küçük onarım ve benzeri aylık giderleri de tek tek gösterilmek suretiyle düşülerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davaya konu aracın, gelir kaybına yönelik hesaplamanın, el koyma tarihinden itibaren ileriye yönelik yapıldığı için her yıl belirlenen gelir kaybına o yıldan itibaren faiz yürütülmesi gerekirken el koyma tarihinden itibaren faize hükmedilmesi ve 12 ay boyunca yılın her günü kesintisiz olarak çalışacağının kabulü ile zarar hesabı yapılması da usul ve yasaya uygun düşmemiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile ceza dosyası kapsamından davaya konu aracın mazot kaçakçılığında kullanıldığı, esasen ceza yargılaması sonucunda da sanıkların cezalandırılmasına ve davaya konu aracın müsaderesine karar verildiği, bu kararın temyizi üzerine de Yargıtay 7. Ceza Dairesi tarafından hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden değerlendirme yapılması için bozulduğu, sonucunda yargılamanın uzaması dolayısıyla zaman aşımı süresi dolduğundan ceza davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmakta olup davacının da zararın oluşması ve artmasında müterafik (bölüşük) kusuru olduğu açıktır.
Şu halde, hükmedilecek tazminat miktarından BK. 42, 43 ve 44 (6098 sayılı TBK.nın 50, 51 ve 52.) maddeleri gereğince uygun miktarda indirim yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmememiştir” ifadeleriyle mahkeme kararındaki eksiklikler ve yapılması gerekenler açıkça anlatılmış ve karar bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, yerel mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bozmanın gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki. Dairemiz bozma ilamında öncelikle ceza dosyanın incelenmesinden davaya konu aracın teminat karşılığı iadesinin talep edildiği ve 01.08.2005 tarihli savcılık mütalâsında trafik kaydına satılamaz ve devredilemez şerhi konularak iadesinde sakınca olmadığı yönünde görüş bildirildiği ve 16.08.2005 tarihinde davaya konu 73 DN 642 palaka sayılı araç için T.C.
Ziraat Bankasının 7.770,00 TL bedelli kesin teminat mektubu alındığına dair mal müdürlüğünün 925376 sıra nolu makbuzunun da dosyada mevcut olduğu, bu durumda aracın ceza yargılaması sırasında fiilen iade edilip edilmediğinin araştırılmamasının doğru olmadığı vurgulanarak, aracın fiilen teslim edilip edilmediği hususu kapsamlıca araştırıldıktan sonra şayet iadenin gerçekleşmediği anlaşılacak olursa, ardından zararın kapsamının belirlenmesi gerektiğine değinildiği halde, mahkemece bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılmamış ve direkt aracın davacıya teslim edilmediği gerekçesiyle tazminata hükmedilmiştir.
Bu durumda; ceza dosyası dahil dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, özellikle ceza dosyası içeriğindeki 16.08.2005 tarihli, davaya konu 73 DN 642 palaka sayılı araç için T.C. Ziraat Bankasının 7.770,00 TL bedelli kesin teminat mektubu alındığına dair mal müdürlüğünün 925376 sıra nolu makbuzu birlikte değerlendirilerek, araç teslimi konusu kapsamlıca araştırılıp netleştirilmelidir.
Yapılacak araştırma neticesinde aracın kesin olarak teslim edilmediği sonuç ve kanaatine varılacak olursa da Dairemizin 12.11.2018 gün ve 2016/11641 esas, 2018/6845 karar sayılı bozma ilamında belirtilen hususlar dikkate alınarak, gerekirse Van Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanlığı’nca dosyaya gönderilen birbiriyle çelişkili veriler içeren cevabi yazı suretleri de yazılacak yeni müzekkereye eklenerek ilgili odanın cevapları arasındaki çelişki giderilerek,
varsa davacı zararının kapsamı belirlenmek üzere, dosyanın konusunda uzman yeni bir bilirkişiye tevdi edilerek bozmamızda ayrıntılı olarak belirlenen hususlar da gözetilerek rapor alınarak belirlenecek tazminattan ceza dosyası kapsamına göre araca el konulmasında davacının da müterafik kusuru bulunduğu gözetilerek indirim yapılarak hüküm kurulması gerekirken, dosya kapsamında yapılması gereken hiçbir araştırma ve inceleme yapılmaksızın usulünce müzekkere cevapları dosya içerisine kazandırılmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş,
bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1281, K. 2022/17713, 26 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama