KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/13431 E., 2025/8638 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/755 - 2022/753
Karar Metni
1.069 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 27.05.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın 13.04.2018 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu yaya olarak bulunan müvekkilinin yaralandığını, sürekli iş göremezliğe uğradığını, yapılan ödemenin yeterli olmadığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 05.05.2022 tarihli dilekçesiyle talebini 143.515,41 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulüne uygun olmadığını, ödeme yaparak tüm sorumluluklarını yerine getirdiklerini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun kabulüne, ile 143.515.41 TL’nin 25.9.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ödeme yaptıklarını, ödemenin üzerinden 2 yıl geçtiğini, hak düşürücü sürenin dolduğunu, başvurunun usulüne uygun olmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini, hesap raporunun hatalı olduğunu, vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının uğradığı sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48/1. maddesinde "Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır." hükmü düzenlenmiştir. 5718 sayılı Kanun'da teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır.
5718 sayılı Kanun'un 48/2 nci maddesinde ise "Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar." hükmü yer almaktadır. Buna göre Türk hakimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır.
Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.
Az önce belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17 nci maddesinde; akit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan akit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.
5718 sayılı Kanun'da öngörülen teminat yükümlülüğü dava açmanın ön koşulu olup, re'sen gözetilmelidir.
Türkiye Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesini ihtirazı kayıtla onaylamış, mülteci tabirinin tanımlanması noktasında tarih ve coğrafi bakımından sınırlandırma getirerek sözleşmeye taraf olmuştur. 1967 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna dair Protokole de, ihtirazi kayıt ve coğrafi sınırlama bakımından yapılan deklarasyon baki kalmak şartıyla katılmıştır.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 61 inci maddesinde "mülteci" tanımlamasına yer verilmiştir. Madde metnindeki tanımlama karşısında, davacıların mülteci statüsünde bulunmadığı sabittir. Bu halde, Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesinin 16 ncı maddesinin somut olayda uygulanma kabiliyeti yoktur.
Suriye Arap Cumhuriyeti, 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesinin tarafı olmadığından, bu sözleşmenin 17 nci maddesinin de eldeki davada uygulanması mümkün değildir.
Ancak 2010 yılından sonra ...`deki iç karışıklıklar ve çatışmalar nedeniyle yaşanan insani krizin büyümesi sonucunda 29.04.2011 tarihinde bu ülkeden Türkiye’ye yönelik ilk toplu nüfus hareketinin gerçekleştiği, ülkeye gelen ...lerin önce “misafir” şeklinde tanımlandığı, Ekim 2011 tarihinden itibaren ise İçişleri Bakanlığı’nın 1994 sayılı Yönetmeliği’nin 10 uncu maddesi gereğince “geçici koruma statüsüne” alındığı, sonrasında 30.03.2012 tarih ve 62 sayılı “Yönerge” ile Suriyelilerin “geçici koruma” altında olduğu kabul edilmiştir.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88. maddesinde, uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaf tutulmuştur. Aynı Kanun'un 61, 62 ve 63 üncü maddelerindeki hükümler dikkate alındığında, uluslararası koruma çeşitlerinin "mülteci", "şartlı mülteci" ve "ikincil koruma" statüleri olarak tanımlandığı görülmektedir.
6458 sayılı Kanun'un "geçici koruma" başlıklı 91inci maddesinde ise, "(1) Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir." düzenlemesi vardır. Gerek 6458 sayılı Kanun'da gerekse Geçici Koruma Yönetmeliği'nde, geçici koruma sağlananların teminat gösterme yükümlülüğünden ya da karşılıklılık şartından muaf olduklarına dair bir düzenleme yoktur. O halde, geçici koruma sağlananlar, teminat gösterme yükümlülüğünden ve karşılıklılık şartından muaf değildir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davacının "mülteci" statüsünde olmadıkları sabittir. Ancak, 6458 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin uygulanma kabiliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında, davacıya "şartlı mülteci" veya "ikinci koruma" statüsünün verilip verilmediği araştırılmalıdır. Bu itibarla, ... Müdürlüğü'ne veya İl Valiliği'ne yazı yazılarak, davacıya 6458 sayılı Kanun kapsamında "şartlı mülteci" veya "ikincil koruma" statüsü verilip verilmediği sorulmalıdır. Yapılacak araştırma neticesine göre 6458 sayılı Kanun'un 88. maddesinin uygulanmasının mümkün olup olmadığı değerlendirilmelidir.
6458 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin davacı hakkında uygulanamayacağının anlaşılması halinde ise. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'ne yazı yazılarak, Ülkemiz ve ... Cumhuriyeti arasında, teminattan muafiyete ilişkin yürürlükte olan bir sözleşmenin ya da fiili karşılıklılığın (uygulamanın) bulunup bulunmadığı sorulmalı, yazı cevabına göre, 5718 sayılı Kanun'un 48/2 nci maddesinin uygulanmasının mümkün olup olmadığı belirlenmelidir.
5718 sayılı Kanun'un 48/2 nci maddesinin de uygulanamayacağı sonuca ulaşılması durumunda; aynı Kanun'un 48/1. maddesi uyarınca, davacıys, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere İtiraz Hakem Heyeti'nin belirleyeceği teminatı göstermek üzere, gerekli ihtarat yapılarak kesin süre verilmeli, verilecek kesin süre içerisinde teminatın gösterilmesi halinde davanın esasına girilmeli, aksi halde ise dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
2. Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/13431, K. 2025/8638, 27 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama