KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/13874 E., 2023/5862 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/1159 E., 2016/269 K.
- Hüküm/karar
- Kısmen Kabulüne
Karar Metni
1.544 kelime·8 dk okuma·11 bölüm
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 09.12.2014 tarih, 2013/10651 E, 2014/18059 K sayılı bozma ilamına uyularak, taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Karar davalı ...vekili ve davalı Moda İnşaat Turizm Pazarlama Dış Tic. AŞ, ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin maliki oldukları Yeşilköy Eski Havaalanı caddesi No:32 deki apartmanın, 1999 depreminde ağır hasar görmesi nedeniyle, binayı inşa eden Moda İnşaat Şti. ve ortağı ve teknik uygulama sorumlusu ... aleyhine açtıkları davaların Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009 / 579 E. sayılı dosyasında birleştirildiğini, bu davalarda, Moda İnşaata ait taşınmaz ile ...'e ait taşınmaz üzerinde verilen ihtiyati tedbir kararlarının tapuya şerh edildiğini;
sözü geçen mahkemede davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesi ve ihtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmesine rağmen sonradan ihtiyati tedbir kararının kaldırılması üzerine.
Moda inşaat A.Ş.nin Bakırköy 26 pafta 795 ada 32 parseldeki taşınmazı 01.12.2004 tarihinde, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla ve gerçek değerinin çok altı bir bedel olan 91.000,00 TL satış bedeliyle 3. kişi olan Yelgiç Yurdakul'a sattığını ancak bu taşınmazın Yeşilköy'de dubleks deniz manzaralı olup gerçek değerinin 400.000 USD olduğunu, davalı şirketin içinin boşaltılarak tabela şirketi haline getirildiğini belirterek sözü geçen taşınmazın 3. Kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı şirket ve ortakları ...,
... ve ...'in alacaklılarını zarara uğratmak kastı ile hareket etmek sureti ile kusurlu hareketleri ile verdikleri bu zararın kendilerinden tahsilini, davaya konu tasarrufun iptalini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
1. Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin, söz konusu taşınmazı, tapu kaydının temiz olmasına dayanarak satın aldığını ayrıca 17.04.1998 tarihli taşınmaz satış vaadinin, sözü geçen ihtilaflar çıkmadan akdedildiğini ve inşaatın tamamlanması ile gayrimenkule taşınıldığını, eksikliklerin giderilmesi ile 30.11.2004 tarihli anlaşmaya dayanarak 01.12.2004 tarihinde satın aldıklarını, değerinin 400.000 USD olmadığını, ayrıca satış bedelinin 185.000,00 TL olduğunu, tapuda gösterilen 91.000,00 TL'nin arsa payı devri olduğunu ve tapu kaydından da anlaşılacağı üzere müvekkiline arsa payının bu bedel üzerinden devredildiğini, satış vaadine nazaran zamanaşımı oluştuğunu, davanın usul ve esastan reddinin gerektiğini beyan etmiştir.
2. Davalı Moda İnşaat A.Ş. ve diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, dava dilekçesinde belirtilen hususların doğru olmadığını, dubleks bir daire değil arsa payının söz konusu olduğunu ve değerinin de ileri sürüldüğü gibi olmadığını, sözü geçen taşınmazın tedbirden çok önce bedeli tahsil edilmek sureti ile davalıya satıldığını ve inşaat tamamlandıktan sonra davalı ve ailesinin bu yere taşındığını ve kat mülkiyeti kurulmadığını, davacıların taşınmazlarında ağır hasar iddiaları gibi müvekkillerinin de sorumlu olduğu iddiasının doğru olmadığını, kesin aciz belgesi olmadığından davacıların böyle bir dava açma haklarının olmadığını, zamanaşımının oluştuğunu, tasarrufun yapıldığı tarihte davacıların alacağının doğmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 06.12.2012 tarihli 2011/10 E- 2012/280 K sayılı kararı ile "...davanın kısmen kabul kısmen reddine, tasarrufun iptaline yönelik talebin kabulüne, Bakırköy Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 1.Bölge Ümraniye Mah. 26.pafta, 795 ada, 32 parsel sayılı yerde kayıtlı taşınmazın 01/12/2004 tarihinde Yelgiç Yurdakul'a yapılan satışına dair tasarrufun iptaline, davacılara bu taşınmaz üzerinde cebri icra ve satış yetkisinin verilmesine, mahkememizce tedbir mahiyetindeki ihtiyati haciz kararının karar kesinleşinceye kadar devamına, yönetim Kurulu üyelerinin sorumlulukları yönünden talebin reddine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı borçlular ile davalı 3. Kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 09.12.2014 tarih, 2013/10651 E, 2014/18059 K sayılı ilamı ile ".... Davacı alacaklıların 7 kişi olup 12 ayrı takip dosyası için dava açıldığı, davacılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığı, her bir alacaklı ve takip dosyası yönünden İİK'nun 277 ve devamı maddelerinde belirtilen dava koşullarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, HMK'nin 167.maddesi gereğince dosyanın alacaklılarına göre tefrik edilerek yürütülmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile " ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 22.03.2016 tarih, 2015/1159 E., 2016/269 K sayılı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda; taraflar arasındaki ihtilafın, davalı şirketin davalılardan Yelgiç Yurdakul'a sattığı dubleks daire olan taşınmazın tapuda değerinden düşük gösterildiği ve düşük satış bedeli takdiri ile alacaklılardan mal kaçırıldığı iddiasından ibaret olduğu, davalı şirketin mali muhasebe incelemelerinde bilhassa 2004 yılı ve 2005 yılları arasındaki kar-zarar ve satışları bakımından değişim ve şirketin tasfiye sürecine sokulması dikkate alındığı,
İstanbul ili Yeşilköy semtinde bir taşınmazın satış fiyatı bakımından davalılardan Yelgiç'in beyan ettiği satın alım bedeli bakımından düşük bedelle satış yapılmış olması ve ayrıca 185.000,00 TL'lik satış bedeline nazaran 91.000,00 TL'lik nakit tahsilatın büyük kısmının ortaklara 2 gün içinde ödenmesi ve teslim alınan toplam 94.000,00 TL'lik üç senedin vade tarihleri gelmesine ve geçmesine rağmen tahsil edilmemesi ve sonrasında şirketin tasfiye sürecine yaklaşması ile artık dış dünyaya yansıyan bu nevi kararlar ve icrasının,
davalı şirketin borçlarının olması gözetildiğinde davalıların satılanın taşınmaz değil sadece onun arsa payı olduğuna ilişkin iddialarına itibar edilememiş, sonuç olarak davalı şirketin alacaklılarından mal kaçırma kasdı ile hareket ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle davaya konu olan sözü geçen taşınmazın davalı şirket tarafından davalılardan Yelgiç'e satılması şeklindeki tasarrufun iptaline karar verilmesi gerektiği,
Davacı tarafından açılan iş bu davanın tasarrufun iptali davası olması ve yönetim kurulu üyelerinin mesuliyetinin tasarrufun iptalini gerektiren bir husus olarak ileriye sürülmesi ve davanın tarafları arasında Bakırköy yargı çevresinde açılan davalarda ileri sürüldüğü dikkate alındığında yönetim kurulu üyelerinin kişisel sorumlulukları yönünden talebin ve fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...vekili ve davalı Moda İnşaat Turizm Pazarlama Dış Tic. AŞ, ..., ... ve ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalılar Moda İnşaat Turizm Pazarlama Dış Tic. AŞ, ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; aciz vesikası ibraz edilmediği, bedel farkının olmadığı, alacağın doğum tarihinin tasarruf tarihinden sonra olduğu, harç eksikliğinin tamamlanmadığı, bilirkişi raporuna yapılan itirazların dikkate alınmadığı beyan edilerek kararın bozulması talep edilmiştir.
2. Davalı ...vekili temyiz dilekçesinde; borcun tasarruf tarihinden sonra doğduğu, gayrımenkulün değerinin belirlenmediği, bilirkişi raporuna yapılan itirazın dikkate alınmadığı, harç eksikliğinin tamamlanmadığı beyan edilerek kararın bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Ttaraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 nci maddesi delaletiyle uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd. maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri.
3. Değerlendirme
Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık"nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır.
Keza İİK.nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir.
Öte yandan İİK.nun 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Mahkemece davalı borçlunun adına kayıtlı gayrımenkulünü mal kaçırma kastı ile düşük bedel ile devrettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle tasarrufun iptali talebinin kabulüne karar verilmişse de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.
İİK’nın 278. maddesi hükmüne göre mutad hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez.
Somut olayda icra takibi sırasında davalı borçlunun bilinen adresinde tutulan 21.07.2010 tarihli haciz tutanağının İİK 105 inci maddesi gereğince aciz vesikası hükmünde olduğu, dava konusu tasarrufun ise 01.12.2004 tarihinde yapılmış olduğu, haciz tarihinden geriye doğru 2 yıl içinde kalmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle bedel farkından dolayı iptale karar verilemez.
Ancak; mahkemece İİK 277,279 ve 280 maddelerinin hükümde tartışılmadığı görülmektedir. İİK 277 ve devamı maddelerin davalı borçlu ve 3. kişiler yönünden tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru değldir.
VI. KARAR
Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılara iadesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/13874, K. 2023/5862, 3 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama