KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/14014 E., 2025/16449 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2018/2632 E., 2022/1071 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/4 E., 2018/410 K.
Karar Metni
1.571 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Av. .........geldi, davalı adına gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 09.12.2025 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkili şirket ile davalı arasında 19.09.20 13... .09.2014 tarihlerini kapsayan poliçe ile müvekkilinin işletmedeki malvarlığını poliçede belirtilen rizikolara karşı sigortalamak üzere sigorta sözleşmesi akdedildiğini, ilk önce 5.000.000,00 TL teminatlı poliçe tanzim edildiğini, daha sonra 23.09.2013 tarihinde gerçekleştirilen zeyilname ile poliçedeki teminat bedelinin 6.500.000,00 TL'ye yükseltildiğini, müvekkili şirket tarafından poliçe prim bedeli olarak 24.09.2013 tarihinde davalı ... şirketinin poliçeyi tanzim eden yetkili acentesine, 30.11.2013 vade tarihli 10.809,83 TL'lik çek verildiğini,
yetkili acentenin de tahsilat makbuzu keserek işlemi geçerli hale getirdiğini, çekin tesliminden sonra geçen iki ayda sigorta şirketinin poliçeyi iptal etmeyerek hüküm doğurucu hale gelmesine onay verdiğini, kaldı ki davalı ... şirketinin 02.12.2013 tarihinde söz konusu çeki bankadan tahsil ettiğini, 23.10.2013 tarihinde müvekkili şirketin ... İlçesi .. Mah. ... Menderes Cad. ...
Sitesi No:62'de mukim işyerinde yangın çıktığını, 28.10.2013 tarihli yangın raporunda yangına binanın elektrik kablolarının kısa devre yapmasının sebep olduğunun belirtildiğini, müvekkili şirkete ait malların bir kısmının yandığını, bir kısmının da yangın söndürme çalışmalarında ıslanarak kullanılamaz hale geldiğini, hasarın davalı ... şirketine bildirildiğini, davalı ... şirketince hasar dosyası açılarak ........
Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim üyesinden yangının çıkış sebebiyle ilgili inceleme ve rapor talebinde bulunulduğunu, 28.10.2013 tarihli raporda yangının çıkış sebebi olarak binanın elektrik tesisatının gösterildiğini, ayrıca müvekkili şirket tarafından Elektrik Mühendisleri Odası Ankara Şubesinden alınan 08.11.2013 tarihli raporda da benzer neticeye ulaşıldığını, müvekkilince çekilen ihtarname ile hasar bedelinin ödenmesinin davalı ... şirketinden istendiğini, davalı tarafça 27.11.2013 tarihli cevap yazısında hasar tarihi olan 23.10.2013 itibariyle poliçe priminin peşinatının ödenmemiş olduğu,
hasar tarihi itibariyle hiçbir prim tahsilatı yapılmadığı ve bu nedenle söz konusu taleple ilgili olarak müvekkiline herhangi bir ödemede bulunmayacağının bildirildiğini, Kazan Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/81 D.İş sayılı dosyasıyla işyerinde keşif ve tespit yapıldığını ancak müvekkilinin zarar gören mallarının eksik tespit edildiğini, davalı ... şirketinin poliçe primine ilişkin olarak iki ay vadeli olan çeki kabul edip tahsilat makbuzu kesmesine rağmen prim ödemesinin gerçekleşmediğini iddia etmesinin mantıklı açıklamasının olmadığını,
sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülebilmesi için primin ödenmesi gereken vadeden itibaren 3 ay içerisinde ödenmez ise sigorta ettirenin adresine yapılacak ihtarnamede sigorta priminin ödenmesi için 10 günlük süre verilmesi ve sonra bu süre içerisinde borç ifa edilmezse sözleşmenin feshedilmiş sayılacağının ihtar edilmesi gerektiğini, davalı ... şirketinin riziko meydana gelinceye kadar hiçbir bildirim ya da ihtarda bulunmadığını,
riziko meydana gelip de sorumluluğu doğduktan sonra sorumluluktan kaçmak için sözleşmenin geçersiz olduğunu iddia etmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL'nin tazminat taleplerinin reddedildiği 27.11.2013 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 25.07.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 303.800,00 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki işyeri sigorta poliçesinde prim peşinatının 23.10.2013 tarihinde ödeneceği ve taksitlerin de müteakip 9 ayda ödeneceğinin kararlaştırıldığını,
16.11.2013 tarihine kadar müvekkili şirket acentesine peşinat olarak ödeme yapılmadığını ve bu tarihte poliçe primlerinin tamamının müvekkili şirket acentesine çek ile ödendiğini, mal sigortaları yönünden poliçe
teminatının başlaması için, sigorta priminin tamamının yahut en az prim peşinatın ödenmesi gerektiğini, oysa somut olayda poliçe Eylül ayında tanzim edilmesine karşın 16.11.2013 tarihine kadar prime yönelik herhangi bir ödeme yapılmadığını ve dolayısıyla da poliçe teminatının başlamadığını, davaya konu yangın hasarının 23.10.2013 tarihinde
gerçekleşmiş olduğu gözetildiğinde bu tarih itibariyle müvekkili şirketin başlamış
herhangi bir teminatı bulunmadığını, prim peşinatının ödenmesinden önce hasarın gerçekleşmiş olması sebebiyle de zararı
gerçekleşmiş olan menfaate teminat verilemeyeceğinden öğrenme ile ödenen primin, acente
tarafından sigortalıya iade edilmek suretiyle poliçenin iptalle sonlandırıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı yanın taleplerinin fahiş nitelikte olduğunu, gerçek zararı yansıtmadığını, her ne kadar müvekkili şirketin poliçe teminatının henüz başlamadığı bir dönemde hasar gerçekleşmiş olsa da, hasar sonrası başvuru üzerine müvekkili şirket bünyesinde bir hasar dosyası açılarak yangın hasarının sebebi, zarar miktarı vs. hususlarında
ekspertiz ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, yapılan incelemeler sonrasında eksper ve
bilirkişi tarafından verilen raporlarda, yangın hasarının meydana gelmesine işyerindeki elektrik tesisatının sebep olduğu ve elektrik tesisatını gereği gibi binaya uygulatmamış olan bina sahibinin meydana gelen hasarda asli kusurlu olduğu sonucuna ulaşıldığını, dolayısıyla
herhangi bir tazminat ödenmesi durumunda zarar sorumlularına karşı rücu edileceğinden, bina sahibi ...'a davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini, talep edilen faizin nevi ve başlangıç tarihlerine yönelik taleplerin de haksız olduğunu, dava açılmadan önce müvekkili şirkete ilgili tüm belgelerin ibraz edilmediğini
savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davamızın konusunu oluşturan somut olayda, yapılan sigorta sözleşmesinde primin tamamı çekle ödeneceği hususunun taraflarca kabul edilmiş, acenteye verilen çek ileri tarihli düzenlenen bir çek olduğu ve çekin de acente tarafından kabul edilerek tahsilat makbuzu kesildiği ve dolasıyla sigortacının poliçe teminatını başlatmış olduğunun kabul edilmesi gerekeceği,
rizikonun çek tarihinden önce gerçekleşmiş olmasının ve rizikonun tahsilattan önce gerçekleşmiş olması hususunun davalı ... şirketini sorumluluktan kurtaramayacağına ilişkin olarak uzman bilirkişinin tespit yaptığı, buna ilişkin olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 1990/7312 karar sayılı kararına atıf yaptığını, çekin bir ödeme aracı olduğunu ve davalı tarafın prim borcuna karşılık çeki kabul ettiğini, buna ilişkin olarak 24.09.2013 tarihli makbuz vererek prim alacağını tahsil ettiğini bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.
Her ne kadar davalı ... şirketinin tahsil makbuzlarıyla ilgili olarak makbuzun numarasından hareketle düzenlendiği tarihten sonraki bir tarihte düzenlendiğini iddia etmiş ise de bu hususu davacı tarafa karşı ileri sürmesinin mümkün olamayacağını, makbuzun sonradan düzenlenip düzenlenmediği, makbuz ibaresindeki yanlışlık iddialarını sigortalısına karşı değil makbuzu düzenleyen acenteye karşı ileri sürmesi gerekmektedir.
Çünkü acente, davalı ... şirketi adına sözleşme yapma yetkisine sahiptir. Acentenin kusurundan sigortalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davalı ... şirketi acentenin kusurunu acenteye karşı ileri sürebilir. Ayrıca sigorta sözleşmesini yapan sigorta şirketinin sigortalıyı aydınlatma yükümlülüğü vardır.
Bu aydınlatma yükümlülüğü kapsamında teminatın kapsamı, teminatın ne zaman başlayacağı, sigortalısının ilk primi çekle ödemesinin mümkün olup olmadığı hususunu sigortalısını aydınlatarak sigortalısına bildirmesi gerekmektedir. Davalı ... şirketinin acentesi ilk prim dahil olmak üzere bütün primleri çek karşılığında kabul etmekle, sigortalısına ilk primi nakit olarak ödeme zorunluluğu olmadığı şeklinde bilgilendirmiş ve primi kabul etmiş sayılması gerekir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, değişik bilirkişilerden alınan raporlar, dosyamız arasına alınan Kazan Sulh Hukuk Mahkemesinin değişik iş dosyaları ile Kazan Asliye Ceza Mahkemesini davacı hakkında vermiş olduğu beraat kararı, sigorta sözleşmesinin genel şartları, TTK'nun 1421. maddesi ile 1430. maddesi birlikte değerlendirildiğinde davalı ... şirketinin sigorta poliçesinin primini ileri tarihli bir çekle almış olmasında davacının herhangi bir kusur ve ihmalinin olmadığı, davalı ... şirketinin sözleşme yapılırken davacıyı yapacağı ödeme ile ilgili olarak aydınlatmamış olduğu,
çekle alınan prim ödemelerinin davalı ... şirketi ile acentesi arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiği, tahsilat makbuzlarının üzerindeki yanlış tarihin davacı ile ilgisinin olmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı dikkate alınarak
303.800,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 27.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "İlk derece Mahkemesince, davacı tarafça sigorta primlerinin yangın olayının meydana geldiği 23.10.2013 tarihinden önce ödenmemiş olduğu, davalı acentesi tarafından çekin olay tarihinden önce bankaya ibraz edilmediği, ibrazı zorunluluğunun da bulunmadığı, bu nedenle poliçe teminatının başlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı gerekçeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamıştır.'' gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı ile davalı arasında 19.09.20 13... .09.2014 tarihlerini kapsayan poliçe ile iş yeri sigorta sözleşmesi akdedildiğini 24.09.2013 tarihinde, 6.500.000,00 TL teminatlı poliçenin prim bedeli karşılığında davalı ... şirketinin poliçeyi tanzim eden yetkili ecantesine 30.11.2013 vade tarihli 10.809,83 TL bedelli çek verildiğini ve prim ödemesinin gerçekleştirildiğini, yetkili acentenin de 24.09.2013 tarihli tahsilat makbuzu keserek işlemi geçerli hale getirip primin tamamının bu şekilde tahsil edilmiş olduğuna onay verdiğini, çekin tesliminden sonra oradan geçen iki ay gibi bir sürede sigorta şirketinin,
poliçeyi iptal etmediğini ve hüküm doğurucu hale gelmesine onay verdiğini, davalı ... şirketinin 02.12.2013 tarihinde (vadesi geldiğinde) söz konusu çeki bankadan tahsil ettiğini, sigorta şirketinin çeki kabul edip tahsilat makbuzunu kesmesine rağmen riziko anında prim ödemesinin gerçekleşmediğini iddia etmesinin mantıklı açıklamasının olmadığını, bu hususun hakkın kötüye kullanılması olduğunu, çekin vadesi gelene kadar poliçeden dönmemiş olan sigorta şirketinin poliçeye hayat verdiğini kabul etmiş olduğunu, sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülebilmesi için ihtarla bildirilmesi gerektiğini, bu yönde işlem yapılmadığını belirtmiştir.
B. Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında riziko tarihini kapsayan geçerli bir sigorta ilişkisinin bulunup bulunmadığı ve varılacak sonuca göre davalı ... şirketinin tahsil öncesi gerçekleşen rizikodan sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, çek bedelinin davalı sigortacı tarafından rizikodan sonra tahsil edilmesine ve bu haliyle sigortacının ilk prim henüz ödenmemiş olduğundan edim yükümlülüğü altına girmemiş olmasına (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/17-26 esas, 2019/396 karar) göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/14014, K. 2025/16449, 9 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama