KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/1418 E., 2023/11942 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/98 E., 2020/364 K.
Karar Metni
1.426 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Avukat ..., Avukat ... HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü
Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın davacı ... şirketi nezdinde 12.03.2011 - 2012 tarihleri arasında can sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalının can sigortası çerçevesinde Adana ilinde bulunan Acıbadem Hastanesinde safra kesesi ve göbek fıtığı rahatsızlıkları nedeniyle davacı ... şirketi tarafından 7.382,87 TL ödeme yapıldığını, davacı şirket tarafından yapılan araştırmada davalının ilgili rahatsızlıklarının poliçe öncesindeki rahatsızlıklardan olduğunu, ayrıca davalının poliçenin akdi sırasında beyan etmediği ve poliçe öncesine dayanan rahatsızlıkları nedeni ile "safra kesesi, paranazal sinüs hastalıkları,
burun deviasyon, petröz apekste kitle" ile ilgili muafiyet, "diabet, hipertansiyon, vertigo" sağlık riskleri için ek prim istendiğini, ancak davalı tarafından bu talep kabul edilmediğinden 15.12.2011 tarihinde sözleşmenin iptal edildiğini, davalıdan 7.382,87 TL'nin ihtar ile istendiği, ancak davalının bahse konu ücreti ödemediğini, bu nedenle alacağın tahsiline yönelik davalının bulunan taşınır ve taşınmazlarına teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına,
haksız olarak ödenen 7.382,87 TL'nin ödenme tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın usul ve yasaya aykırı olduğu, davalının prim borcunu düzenli ödediği, can sağlığı sigortası çerçevesinde Adana Acıbadem Hastanesinde gördüğü tedavi giderlerine ilişkin olarak davacı ... şirketince talep edilen miktarda ödeme yapıldığı, daha sonra yapılan değerlendirmede davalının geçirdiği operasyonun poliçe öncesindeki rahatsızlıklarından kaynaklandığı kanaatine varılarak bu ödemenin iadesinin istendiği, davalının rahatsızlığının sigorta sözleşme süresi içerisinde tespit edildiği ve tedavisinin yapıldığı, kurumun herhangi bir itiraz olmadan ödemeyi yaptığı, iade isteğinin haksız olduğu,
davacının davalının rahatsızlığını önceden bildiği, aradan uzun zaman geçtiği, sigorta sözleşmesinin feshi için gerekli şartların oluşmadığı, fesih için bir aylık hak düşürücü süre bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 22.05.2015 tarihli ve 2012/208 Esas, 2015/338 Karar sayılı kararıyla; davalının sigortalı olduğu süre içerisinde yapılan sağlık giderlerinin davacı şirket tarafından karşılandığı, davalının hastalığının sigorta süresi başlangıcından sonraki dönemde olduğu, bu nedenle yapılan tedavi masrafının sigorta poliçesi kapsamında kaldığı, buna ilişkin iade talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 25.06.2018 tarih ve 2015/13822 esas ve 2018/6326 karar sayılı ilamı ile ''Davalı ... ile davacı ... şirketi arasında önce 12/03/2010-12/03/2011 tarihleri için daha sonra da 12/03/2011-12/03/2012 tarihleri için sağlık sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçenin düzenlenmesinden sonra, 29/06/2011 tarihinde davalı sigortalı Acıbadem Hastanesinde göbek fıtığı ve safra kesesi rahatsızlığı nedeniyle ameliyat olmuştur.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6762 sayılı TTK'nın 1290. maddesi( 6102 sayılı TTK 1435,1439 ve 1440. maddeler) her ne kadar mal sigortalarına ilişkin bulunmakta ise de, Yargıtay'ın yerleşik kararları ile hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini almıştır.
Gerek TTK’nın 1290. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Gerek TTK'nun 1290. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
Davacı ... şirketi vekili; davalı sigortalının ameliyatına sebep olan hastalıklarının poliçenin düzenlenmesinden önce mevcut olduğunu ve sigortalı tarafından bilinmesine rağmen poliçe düzenlenmesi sırasında bildirilmediğini ve poliçe öncesine dayanan rahatsızlıkları nedeni ile "safra kesesi, paranazal sinüs hastalıkları, burun deviasyon, petröz apekste kitle" ile ilgili muafiyet, "diabet, hipertansiyon, vertigo" sağlık riskleri için ek prim istendiğini,
ancak davalı tarafından bu talep kabul edilmediğinden 15/12/2011 tarihinde sözleşmenin iptal edildiğini belirterek haksız olarak ödenen 7.382,87 TL'nin ödenme tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme tarafından, davalının sigortalı olduğu süre içerisinde yapılan sağlık giderlerinin davacı şirket tarafından karşılandığı, davalının hastalığının hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre sigorta süresi başlangıcından sonraki dönemde olduğu, bu nedenle yapılan tedavi masrafının sigorta poliçesi kapsamında kaldığı, buna ilişkin iade talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Davalı sigortalı ile davacı ... arasında sağlık sigortası poliçesinin ilk düzenlendiği tarih 12/03/2010-12/03/2011 dönemini kapsayan poliçedir. Bu poliçenin bitiminden sonra yenilenen ikinci poliçe ise. 12/03/2011-12/03/2012 dönemini kapsamaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; safra kesesi taşı ve poliplerinin ne zaman başladığını bilmenin mümkün olmadığı, Çoğunluğunun hastada yakınmaya yol açmadığı, ayrıca tetkik edilirken taş ile polipi de birbirinden ayırt etmenin çok zor olduğu, Safra kesesi taşlarının 05/09/2009 tarihinden beri biliniyor olmakla birlikte asıl tedavi gerektiren safra kesesi poliplerinin ilk kez 20/05/2010 da saptandığı tespit edilmiştir.
Davalı sigortalı tarafından ise yenilenen poliçenin düzenlenmesi sırasında mevcut hastalıkları bildirilmemiştir.
TTK'nun 1290. maddesindeki,sigorta ettirenin tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu yönündeki düzenleme; davalı sigortalının, yenilenen poliçe düzenlenmeden önce var olan hastalıklarını davacı ... şirketine bildirmemesi gözetildiğinde; davalı sigortalının, sigortacı için önemli sayılabilecek bir husus hakkında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığının kabulü gerekir.
Bu durumda mahkemece, davacılar murisinin sigortacı için önemli sayılabilecek bir hususu ona bildirmeyip, TTK'nun 1290. maddesindeki doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı göz önünde bulundurularak, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına, davalı vekilinin karar düzeltme dilekçesinin miktar itibariyle reddine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 05.02.2020 tarihli ve 2018/5940 Esas, 2020/810 Karar sayılı ilamıyla karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının davacı ... şirketi nezdinde 12.03.2011-2012 tarihleri arasında sigortalı olduğu, sigorta poliçesi hükümleri kapsamında davalıya safra kesesi ve böbrek rahatsızlıkları sebebi ile ödeme yapıldığı, davalının sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerekecek tüm halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu, ancak somut uyuşmazlıkta davalının böyle bir beyanda bulunmadığı, davalının bu davranışının TTK'nın 1290 maddesi ile Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2'ye aykırı olduğu,
davalının yükümlülüğünü yerine getirdiğinin kabulünün mümkün olmadığı, nitekim bu hususların bozma ilamında da tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 7.382,87 TL'nin 27.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının cayma, fesih ve ek prim isteme haklarının hak düşürücü süreye uğradığını, davacı tarafından ödenen tedavi giderlerinin davacının iddia ettiğinin aksine safra kesesinden kaynaklı bir rahatsızlığa ilişkin olmayıp bu bölgede oluşan poliplere ilişkin, poliplerin kanserli olup olmadığının tespitinin yapılması için gerçekleştirilen bir operasyon olduğunu,poliplerin hastalığa sebep olup olmayacağının iyi huylu mu kötü huylu mu olduğuna bağlı olduğu, bu durumun müvekkili tarafından bilinemeyeceğini, poliplerin tespitinin poliçe dönemi içerisinde olduğunu, belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sağlık sigorta sözleşmesine dayalı olarak davacı şirket tarafından ödenen bedelin rücuen tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayıl Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı KAnun) 428 inci maddesinin ikinci fıkrası, 438 ini maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435, 1439 ve 1440 ıncı maddeleri, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1290 ıncı maddesi, Sağlık Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
504,32 TL 0.H. · 126,80 TL P.H. · 377,52 TL Kalan
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1418, K. 2023/11942, 6 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama