KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/14552 E., 2024/13289 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/834 Değişik İş - 2022/838 Karar
Karar Metni
1.538 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı olan araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu araç arasında meydana gelen çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı ... şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; yargılama sırasında bedel artırım dilekçesi ile talebini ceza mahkemesinde belirlenen kusur durumu nazara alınarak davalı ... şirketinin % 25 kusur oranına isabet eden 47.518,00 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dosyaya sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediğini, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemi esas alınarak yapılması gerektiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması yönünden değerlendirme yapılması gerektiğini ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen vekalet ücretinin 1/5'i kadar olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlendiği, aktüer bilirkişi raporunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün % 100 kusur oranı, davacının % 5 maluliyet oranı, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak davacının sürekli iş göremezlik zararının 190.072,27 TL olarak hesaplandığı,
davacı vekili tarafından bedel artırım dilekçesi ile ceza mahkemesinde belirlenen kusur oranı esas alınarak davalı ... şirketinin % 25 kusur oranına isabet eden 47.518,00 TL'ye dava değerinin artırıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 47.518,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 07.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu birden fazla kişinin öldüğü ve yaralandığı kazada ceza mahkemesinde Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda, iki ihtimalli kusur dağılımı yapıldığı, kazanın meydana geldiği şeridin sigortalı araç sürücüsünün şeridi olduğunun kabulü ile davalıya sigortalı araca tali kusur (%25) izafe edilerek söz konusu raporun hükme esas alındığı,
davacı yolcu olup, kusursuz olduğu ve zararının tamamını, buna sebep olanlardan isteyebileceği gibi, birinden de isteme hakkının bulunduğu, zira zarara sebebiyet verenlerin müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğu, buna rağmen davacı tarafından, sigortalı sürücünün kusuru oranında davalıdan talepte bulunulduğu, davalı şirketin, kendine izafe edilen kusur oranından fazlasını ödediği iddiası ile diğer kusurluya rücu etme hakkı bulunduğu, açılacak rücu davasında bu itirazı karşılanacak olduğundan, eldeki davada yeniden rapor alınmasına gerek bulunmadığı,
dosyada hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlandığı, hatır taşıması ve davacının müterafik kusuru nedeniyle indirim yapılmasını gerektirir somut bir neden bulunmadığı gözetildiğinde davalının bu yöne ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve davacı lehine takdir edilen vekalet ücretinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı şirket tarafından davacının zararının karşılandığını, hatır taşıması ve davacının müterafik kusuru nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, meydana gelen kaza ile davacının maluliyeti arasında illiyet bağı bulunmadığını, davaya konu olayda kusur ve illiyet bağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz yöntemi esas alınarak yapılması gerektiğini, temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmamış olması nedeniyle başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerektiğini ve davacı lehine takdir edilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1.Davacı vekilinin davalıya sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında, davacı çocuğun malul kaldığını belirterek tazminat isteminde bulunduğu, olaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-a maddesinde yer alan ''Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak'' kuralını ihlal ettiğinin,
davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün ise aynı kanunun 46/a maddesinde yer alan ''Araçlarını, gidiş yönüne göre yolun sağından, çok şeritli yollarda ise yol ve trafik durumuna göre hızının gerektirdiği şeritten sürmek'' kuralını ihlal ettiğinin tespit edildiği, soruşturma dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 05.09.2019 tarihli kusur raporunun seçenekli olarak hazırlandığı, 1.seçenekte; kazanın, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü ...'in seyir şeridinde meydana geldiğinin kabulü halinde; sigortalı araç sürücüsü ...'ın asli kusurlu olduğu, ölen sürücü ...'in ise kusursuz olduğu, 2.seçenekte ise;
kazanın sigortalı araç sürücüsü ...'ın seyir şeridinde meydana geldiğinin kabulü halinde; sigortalı araç sürücüsü ...'ın kusursuz olduğu, ölen sürücü ...'in asli kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, Nizip Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/162 Esas sayılı dosyasında trafik bilirkişisinden alınan kusur raporunda;
davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün yönetimindeki aracın çarpışmasından sonra ilk noktada motor kartel muhafazasının yere düşmesiyle karşı araç şeridinin yönünde kazınma ve sürtünme izi bırakarak kendi ekseninde dönerek kendi şeridinden yoldan çıkarak tarlaya düşmesiyle kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğinin anlaşıldığı,
bu hali ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84. maddesinde yer alan sürücü genel kusurlarından 56/1-a ''Şerit İzleme ve Değiştirme kurallarına uymamak'' ve 46/2-a maddesinde ''Araçları, gidiş yönüne göre yolun sağından, yol ve trafik durumuna göre hızının gerektirdiği şerittten sürmemek kuralını ihlal ettiğinin'', sigortalı araç sürücüsünün ise aynı kanunun sürücü diğer kusurlarından 52/1-b maddesinde yer alan ''Araçların hızını, aracın teknik özellikleriyle yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak'' kuralını ihlal ettiğinin belirlendiği görülmüştür.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan aktüer bilirkişi raporunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu değerlendirilerek hesaplama yapıldığı, davacı vekili tarafından davalı sigortalı araç sürücüsünün % 25 kusuru esas alınarak dava değerinin artırıldığı ve taleple bağlı kalınarak davalının kabulüne karar verildiği, davalı vekilince karara itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile dava konusu kazaya ilişkin sürücülerin oluşa ilişkin değişen beyanları dikkate alındığında, dava konusu trafik kazasının ne şekilde gerçekleştiği hususunun tam olarak tespit edilemediği, varsayımlara dayalı olarak yargılamaya devam edilemeyeceği, hakemlerin yalnızca kendilerine sunulan evraklar üzerinden değerlendirme yapabileceği, şu halde olayın oluş şeklinin ve tarafların olaydaki kusur oranlarının ancak geniş bir araştırma sonucu belirlenebileceği, bu hali ile genel mahkemelerce gerekli araştırmanın yapılması gerektiğinden tahkim yargılamasının dosyadan el çekme ile sonlandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş; bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 19.12.2024 tarihinde Başkan ... ve Üye ...'nin karşı oyları ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Davacının yolcu olduğu araç ile davalıya zorunlu trafik sigortalı aracın karıştığı kazada ceza yargılamasındaki tali kusur değerlendirmesi gereği davalıya sigortalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek yapılan hesapta belirlenen tazminat hüküm altına alınmış; sayın çoğunluk tarafından, tüm delillerin genel yetkili mahkemeler huzurunda değerlendirilmesi ve davalı sigortacının zarardan sorumlu olup olmadığının belirlenmesinin uygun olacağı gözetilip dosyadan el çekilmesi gereğine değinilerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Davaya konu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74 üncü maddesi gereğince hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı ise de kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı değildir.
Somut olayda; ceza soruşturması sonunda davacının yolcu olduğu araç sürücüsünün kazada ölmüş olması nedeniyle hakkında dava açılmadığı, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiası ile kamu davası açıldığı, ceza mahkemesince yapılan yargılamada alınan ATK raporunda kazanın oluş biçimine ilişkin değerlendirmenin mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmek suretiyle alternatifli kusur belirlemesi yapıldığı, trafik bilirkişisinden alınan raporda her iki araç sürücüsünün de kusurlu olduğunun belirlendiği,
ceza mahkemesi tarafından yargılamada toplanan tüm delillere göre davalının sigortaladığı araca ait şeritte kazanın meydana geldiği ve sigortalı araç sürücüsünün de hız kurallarına uymama nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilerek mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmektedir.
Bu itibarla, kazanın oluş biçimine ilişkin maddi olgu ceza yargılaması kapsamında belirlenmiş olup belirlenen bu maddi olgu ile hukuk hakimi (hakem) de bağlıdır. Hakem Heyetleri tarafından davacı yanın talebi de gözetilerek ceza mahkemesince belirlenen tali kusur nedeniyle % 25'lik davalı kusuru üzerinden tazminata karar verilmiş olması isabetli olmuştur.
Açıklanan tüm bu nedenlerle; ceza yargılamasında toplanan delillere göre verilen mahkeme kararıyla maddi olgunun belirlenip kesinleştiği, hakem heyetinin bu maddi olguya uygun düşen kusur oranına göre davacının talep ettiği tazminatı hüküm altına aldığı, davacının yolcu olup tüm zarar sorumlularının KTK'nın 88.maddesi gereği davacıya karşı müteselsilen sorumlu olduğu da dikkate alınarak davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesiyle esas hakkında karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun dosyadan el çekilmesi yönündeki bozma kararına katılmıyoruz.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/14552, K. 2024/13289, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama