KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/14775 E., 2025/9522 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/192 E., 2022/2208 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/716 E., 2020/471 K.
Karar Metni
682 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Av. ... geldi. Davalı adına gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 17.06.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Teknik Direktörü olarak görev yaptığını, davalının ... Televizyon Kanalında 07.10.2019 tarihinde canlı olarak yayınlanan ... Saati Programında yorumcu sıfatıyla sarf ettiği söz ve ifadeler nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, mesleki itibarının zarar gördüğünü, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek hukuka aykırılığın ve kişilik haklarına saldırının tespiti ile 500.000,00 TL manevi tazminatın 07.10.2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin gazeteci ve spor yorumcusu sıfatıyla görüş ve eleştirilerini dile getirdiğini, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşılmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yayının güncel olduğu, kişinin toplum içindeki yeri, statüsü ve tanınmışlık durumuna göre yapılan eleştirilerin de o denli yoğun ve gerektiğinde ağır olabileceğinin kabul edilmesi gerektiği; davalının kamuoyuna yansıyan bir kısım olaylar çerçevesinde eleştirilerini dile getirdiği, değer yargısı içerdiği, basın özgürlüğünün belli ölçülerde abartma, hatta kışkırtma da içerebileceği gözetildiğinde davaya konu yayında davalı tarafından sarf edilen söz ve ifadelerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yayına yönelik kamu yararının ve toplumsal ilginin bulunduğu, davacı tarafın kamuya mal olmuş, bilinir kişilerden olması dikkate alındığında, diğer kişilere göre bu tür eleştirilere daha fazla katlanma yükümlülüğünün bulunduğu, yayında davalı yorumcu tarafından sarf edilen ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, davacının kişilik haklarına saldırı boyutuna ulaşmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kamuya mal olmuş kişiler yönünden ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığını, sarf edilen sözlerin ağırlığının değerlendirmeye alınmadığını, ağır ithamların katlanma yükümlülüğünün sınırları içerisinde olmadığını, müvekkilinin hedef gösterildiğini, suç isnat edildiğini, toplum nezdinde itibarsızlaştırmaya çalışıldığını, eleştiri sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceğini, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; ... Televizyon kanalında 07.10.2019 tarihinde canlı olarak yayınlanan ... Saati programında davalı tarafından yorumcu sıfatıyla sarf edilen söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile hukuka aykırılığın ve kişilik haklarına saldırının tespiti ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davalı tarafından canlı yayında sarf edilen söz ve ifadeler kişisel değer yargısı niteliğinde olup, eleştiri sınırlarının aşılmadığının.
Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında da benimsendiği gibi, demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan ve toplumun ilerlemesi, bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerli olup, yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul ettiğinin, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte,
ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/14775, K. 2025/9522, 17 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama