KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/1493 E., 2023/11260 K.·Birleşen İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/822 E. Sayılı Davada
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1847 E., 2021/1875 K.
- Hüküm/karar
- Davalıların istinaf başvurularının esastan reddine, davacının istinaf
Karar Metni
2.270 kelime·11 dk okuma·15 bölüm
başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
2015/334 E., 2020/328 K.
Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların başvurularının esastan reddine, davacının başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen davada davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Av. ..... ile davalı ... A.Ş. vekili Av. .... geldiler. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 24.10.2023 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde. 12.06.2010 tarihinde davacı desteği/sürücü .....'nin idaresindeki tescilsiz motosiklet ile davalıya trafik sigortalı kamyonetin karıştığı trafik kazası sonucunda desteğin vefat ettiğini, karşı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, davalı ... şirketine başvurulmasına karşın ödeme yapılmadığını, desteğin babasının daha önce vefat ettiğini, bu nedenle sadece davacı anneye destek olduğunu,
karşı aracın ticari araç olması nedeniyle avans faizine hükmedilmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olması kaydıyla) olay tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş.
17.05.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle 20.04.2017 tarihli hesap raporunda davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün %75 kusuru dikkate alınarak ve %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmaksızın belirlenen miktar üzerinden ıslah talebinde bulunarak talebini 51.013,62 TL'ye yükseltmiştir.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin tescilsiz motosiklet sürücüsü olan desteğin salt mirasçısı değil destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatını haiz olduğunu, davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş.'nin zararın karşılanmasında müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, desteğin kusuru olsa dahi destekten yoksun kalan davacının durumunu etkilemeyeceğini belirterek açılan belirsiz alacak davasında 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; her iki davanın birleşmesinden sonra 17.02.2020 tarihli bedel artırım dilekçesi ile talebini 145.312,90 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı ...Ş. vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, davacı desteğinin kaza anında kask takıp takmadığının tespiti gerektiğini, kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, olay tarihinden itibaren avans faizi talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; aynı taleple daha önce açılan asıl dava nedeniyle derdestlik itirazında bulunulduğunu, davalının dava öncesi müvekkiline başvuru yapmadığını, olay tarihinden itibaren faiz talebi yerinde olmayıp dava tarihinden itibaren talep edilebileceğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; tescilsiz aracın sigortalanmasının mümkün olmadığını, taşıtın cinsi tespit edilerek trafik sigortası yaptırma zorunluluğu bulunan motorlu taşıtlardan olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, motosikletin 50 cc altında motora sahip ise müvekkilinin sorumlu olmadığını, davacının üçüncü kişi sıfatına haiz olması mümkün olmadığından tazminat talebinin yerinde olmadığını, mirasçı olması nedeniyle tazminat ödenmesi halinde davacıya rücu edileceğini, bu nedenle desteğin kusuru oranında davacının alacaklı borçlu sıfatının da birleştiğini, avans faizi talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı desteğinin idaresindeki motosikletin kaza tarihinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmadığı, bu nedenle davalı ...
Hesabının tazminattan sorumlu olduğu, kazanın meydana gelmesinde davacı desteğinin %25 ve diğer sürücünün %75 oranında kusurlu bulunduğu, desteğin kusurunun davacıya yansıtılamayacağı, ölenin kask takmaması nedeniyle hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, müterafik kusur indiriminin sadece desteğin kullandığı araç için yapılarak davalı ... yönünden geçerli olduğu, davacının destek zararının 145.312,90 TL olarak hesaplandığı, davacının davalı ...
Hesabından talep edebileceği tazminat miktarının 29.062,58 TL olduğu, diğer davalının sorumluluğunun ise 108.984,68 TL olduğu, aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilecekleri, davacının davasını 51.013,62 TL olarak ıslah ettiği dikkate alınarak hüküm kurulduğu belirtilerek asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 51.013,62 TL'nin (davalı ...'nın 29.062,58 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) davalı ...Ş.'den 23.04.2015 tarihinden, davalı ... yönünden 07.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; birleştirme kararından önce 17.05.2017 tarihli dilekçe ile dava değerinin 51.013,62 TL olarak ıslah edildiğini, birleşen dosyanın asıl dava ile birleşmesinden sonra yeniden hesap yapılması üzerine daha önce ıslah hakkı kullanılmayan birleşen davada davalı ... yönünden 17.02.2020 tarihinde talebin artırıldığını, mahkemece birleşen davanın müstakil bir dava olarak dikkate alınmadığını, her bir dava için ayrı ayrı ıslahın mümkün olduğunu, 17.07.2020 tarihli ıslah talebi gibi karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde; sadece diğer davalı yönünden müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, alınan kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, ikinci ıslah yasağı nedeniyle dikkate alınmayan bilirkişi ek raporunda hesaplanan tazminat tutarının da hatalı olduğunu belirtmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; kazaya karışan motosiklet tescilsiz olup sigortalanmasının mümkün olmadığını, bu taşıtın cinsinin tespiti gerektiğini, ıslah talebine dayalı hüküm altına alınan miktarın toplam tazminata oranlanarak müvekkili kurumun sorumluluğunun tespit edilmediğini, zira davanın 51.013,62 TL olarak ıslah edildiğini, bu halde sorumlu olunan miktarın 10.202,73 TL olması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kazaya karışan motosikletin kaza yeri fotoğraflarına göre 50 cc üzerinde büyük motosiklet olduğunun açıkça anlaşıldığı, desteğin müterafik kusurunun üçüncü kişi olan davacıya yansıtılamayacağı, uzman bilirkişi raporuyla belirlenen kusur oranlarının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, ancak davacının 17.07.2020 tarihli bedel artırım dilekçesinin birleşen davada davalı ... yönünden ilk ıslah dilekçesi niteliğinde bulunduğu göz önünde tutularak bu kapsamda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu,
ancak bu hususun düzeltilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine,
davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulü ile 51.013,62 TL destekten yoksun kalma tazminatının 23.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte asıl davada davalı ...Ş.'den poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere tahsiline, birleşen davanın kabulü ile asıl davada hükmedilen tazminatın mahsubu ile 94.299,28 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...Ş. yönünden 23.04.2015 tarihinden,
davalı ... yönünden ise 07.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; tescilsiz motosikletin cinsinin tespit edilmediği gibi sigortalanması mümkün olmadığından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, 8 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra davanın ıslah edildiğini, ıslah talebine dayalı hüküm altına alınan miktarın toplam tazminata oranlanarak müvekkili kurumun sorumluluğunun tespit edilmediğini, zira davanın 51.013,62 TL olarak ıslah edildiğini, bu halde sorumlu olunan miktarın 10.202,73 TL olması gerektiğini, birleşen dava yönünden faiz başlangıç tarihinin birleşen dava tarihi olması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; asıl ve birleşen davada davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın, kaza tarihinde trafik sigortası bulunmayan ve davacı desteğinin kullandığı motosikletle karıştığı 12.06.2010 tarihli çift taraflı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanın destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 107 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 ve 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3, 85, 88, 89, 90, 91 ve 103 üncü maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, ... Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle tescilsiz motosikletin olay yerinde çekilen fotoğraflar; olay yeri keşif tutanağı, jandarma ekiplerince düzenlenen olay yeri inceleme raporuna göre motor silindir hacminin 125 cc olduğunun tespit edilmiş olmasına, ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olup birleşen dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmamasına,
birleşen dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş olup bu yöne ilişkin temyizinde davalının hukuki yararı bulunmamasına, desteğin kusurunun davacıya yansıtılamayacağı gözetildiğinde desteğin müterafik kusurunun da evleviyetle davacıya yansıtılamayacağının kabulü ile belirsiz alacak davası olan birleşen davada bedel artırım dilekçesi esas alınarak hükmedilen tazminat miktarında bir isabetsizlik görülmemesine göre karar usul ve kanuna uygun olup birleşen davada davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Birleşen davada davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
17.100,00 TL vekalet ücretinin davalı ... Hesabından alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ... Hesabına yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.10.2023 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacıların desteği kendisinin sevk ve idaresindeki motosikletle davalı ... Sigortanın sigortalısı olduğu araç ile çarpışmış ve çift taraflı kaza sonrası davacılar karşı araç zorunlu mali sorumluluk sigortası olan ... Sigorta aleyhine destekten yoksun kalma tazminat davası açmışlar, birleşen dava dosyası ile de motosiklet ZMSS yaptırmadığı için ... aleyhine destekten yoksun kalma tazminat davası açmışlardır. Yargılamada motosikleti kullanan davacıların desteğinin %25 davalı ... Sigortanın sürücüsünün %75 kusurlu olduğu belirlenmiş mahkeme her iki davanın da kabulüne karar vermiştir. Sayın çoğunluk her iki dosya yönünden onama kararı vermiş ise de birleşen dosya yönünden verilen onama kararına katılmamaktayım. Şöyle ki;
Sorumluluk sigortası bir zarar sigortası olmakla birlikte bir mal sigortası değildir. Sorumluluk sigortasında sigortacı sigorta ettirenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğu riskini teminat altına almaktadır. Bu nedenle mal sigortalarında sigortalı ve sigortacı şeklinde ikili bir taraf bulunurken sorumluluk sigortalarında sigorta ettiren/sigortalı, sigortacı ile birlikte birde sigortalının zarar verdiği üçüncü kişi bulunmaktadır. Bir başka ifade ile zorunlu mali sorumluluk sigortası bir sorumluluk sigortası olarak işletenin veya sürücünün zararlarını değil işleten ve eylemlerinden sorumlu olduğu sürücüsünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına alır.
Burada ki üçüncü kişi kavramı doğrudan trafik kazası nedeniyle ölen kişi ile ilgilidir. Yani destekten yoksun kalma zararından sorumluluk sigortacısının sorumlu olabilmesi için trafik kazası sonucu ölen kişinin sigortalı ve sürücüsünün dışında üçüncü bir kişi olmalıdır. Zira TTK 1473/1 maddesi uyarınca sorumluluk sigortası sigortalının üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu teminat altına alır. Ancak işleten veya onun eylemlerinden sorumlu olduğu sürücü üçüncü kişi olmadığı için onların zararlarından sorumluluğu bulunmamaktadır.
Karayolları Trafik Kanunu 91. maddesine göre zorunlu mali sorumluluk sigortası araç işleteninin aynı kanun 85/1. maddesindeki sorumluluğu yani bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda bu sorumluluğunu teminat altına alır. Burada açıkça belirtildiği gibi ölen kişi “bir kimse” yani işleten ve sürücünün dışında üçüncü bir kişi olmalıdır. Ölen kişi işleten ve sürücü ise sorumluluk sigortacısı bu zararı karşılamaz.
Diğer taraftan zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar aynı Kanun’un 92. maddesinde tahdidi olarak sayılarak, a bendinde. “İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler” sigorta teminatı kapsamı dışında bırakılmıştır. Vurgulamakta yarar vardır ki, bu hüküm işletenin eyleminden sorumlu olduğu kişilere yönelik kendi zararına dayalı talepleri noktasında önem arz etmektedir.
Kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yasal düzenlemelere göre, salt sigorta şirketinin dava edildiği ve üçüncü kişinin zararının söz konusu olduğu durumlarda bu hükmün uygulama alanı bulamayacağı açıktır. Nitekim aynı ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.11.2013 tarihli ve 2013/17-72 E., 2013/1558 K.. 02.03.2021 tarihli ve 2017/1718 E., 2021/180 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Kazanın meydana geldiği ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de; “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” hükmüyle sözleşmenin kapsamı ve amacı net olarak belirlenmiş, tazminat kapsamında kalan hususlar da A-6. maddede sayılarak “İşleten tarafından ileri sürülecek tazminat talepleri” sigorta teminatı kapsamı dışında bırakılmıştır.
Görüldüğü gibi, karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortasında, sigorta ettirenin zarar verdiği kişi, sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığı hâlde bu sigortadan yararlanmaktadır (Karasu, R: Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, Ankara 2016, s. 23). Zira zorunlu trafik sigortası motorlu araç işleteninin KTK’nın 85/1. maddesinde yer alan üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu belirlenen limitler dâhilinde üstlenir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde. Motosiklet sürücüsü desteğin mirasçılarının desteğin kendi kusuru nedeniyle motosikletin ZMSS olmadığı için Güvence Hesabına karşı açtığı birleşen davada ... Sigortacılık Kanunu 14. maddesine göre zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumluluk kapsamında ve limitinde sorumluluğu bulunmaktadır. Sorumluluk sigortasında sigorta nasıl kendi sigortalısının zararını ödemeyecekse ... da ödemeyecektir.
Sorumluluk sigortası işletenin sorumluluğunu üstlenmektedir. Ortaya çıkan destek zararından dolayı sürücünün kendi kusurundan dolayı nasıl kendi işletenine gidemiyorsa kendi işleteni kendi kusuru nedeniyle sorumlu olmadığından olmayan sorumluluktan Güvence Hesabının da sorumlu tutulması mümkün olmadığından birleşen dava yönünden mahkemenin kabul kararının bozulması gerekirken kararının onanması yönünde verilen çoğunluk kararına katılmamaktayım.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1493, K. 2023/11260, 24 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama