KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/14944 E., 2024/13318 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/457 Değişik İş-2022/455 Karar
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.07.2020 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazası sonucunda, elektrikli bisiklet sürücüsü müvekkilinin malul kaldığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı olarak şimdilik 40.000,00 TL talep etmiş, yargılama sırasında talebini 410.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava şartı eksikliği olduğunu, ATK'dan kusur ve maluliyet raporu alınması gerektiğini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz oranına göre yapılması gerektiğini, hükmedilebilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne, 410.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 24.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV.İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin itirazının vekalet ücreti ile sınırlı olmak üzere kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, maluliyet raporu yönetmeliğe uygun olmadığından dava şartı noksanlığı nedeni ile başvurunun usulden reddi gerektiğini, raporda maluliyet ile kaza arasında illiyet bulunup bulunmadığının irdelenmediğini, raporun davacının iyileşme süresi tamamlanmadan düzenlenmiş olduğunu, maluliyet raporunu ve oranını kabul etmediklerini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz oranına göre yapılması gerektiğini, aktüer hesabı sonucunda olması gerekenden daha fazla tazminat hesaplanmış olduğunu, davanın esastan reddi gerektiğini, aleyhe hüküm kurulması halinde ise sigortalının kusur oranı ve zarara uğrayanın müterafik kusurunun dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
B. Gerekçe
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Uyuşmazlık Hakem Heyetince, tarafların kusur dağılımına yönelik olarak rapor alınmamış, trafik kazası tespit tutanağındaki kusur belirlemesi esas alınarak sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kabulü ile karar verilmiş ve bu karara karşı davalı vekilinin kusur itirazı İtiraz Hakem Heyetince reddedilmiştir.
Somut olayda, kaza tespit tutanağına göre her ne kadar sigortalı sürücünün kavşakta hızını azaltmadığı ve geçiş üstünlüğü kuralına uymadığı belirtilerek davalıya sigortalı sürücü tam kusurlu bulunmuş ise de, olaya ilişkin kamera kaydı vs. bulunmadığı, savcılık tarafından şikayet yokluğu nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, bu haliyle olaya ilişkin sonuçlanmış bir ceza soruşturması/yargılaması bulunmadığı anlaşılmış olmakla, davalının ancak sigortalısının kusuru oranında sorumlu olabileceği dikkate alındığında; kusur durumunun netleştirilmesi için konusunda uzman trafik bilirkişisinden dosyadaki delillerin değerlendirildiği,
gerekçeli, denetime elverişli şekilde kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/14944, K. 2024/13318, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama