KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/1510 E., 2023/1139 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Hüküm/karar
- Davanın Kısmen Kabulü
Karar Metni
1.160 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 334. maddesinde “(1) Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.
(2) Kamuya yararlı dernek ve vakıflar, iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabilirler. (3) Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır.” hükmü getirilmiştir.
Aynı Kanunun 336. maddesinde ise “(2) Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır. (3) Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır. (4) Adli yardım talebine ilişkin evrak, her türlü harç ve vergiden muaftır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalı ...’ın yukarıda belirtilen Kanun hükmünün öngördüğü şartları taşıdığı anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ... ...'in, dava dışı ... idaresindeki araçla seyir halinde iken davalı ...'in maliki olduğu bina çatısının uçarak aracın üstüne düştüğünü, bu nedenle ... ...’in vefat ettiğini, davacıların desteklerini kaybettiklerini, söz konusu olayda davalı ...'in bina maliki sıfatıyla, davalı ...'in binanın fiili kullanıcısı ve çatı tamiratını yaptıran kişi olarak, davalı ...'ın ise çatının imalatını yapan usta olarak sorumlulukları bulunduğunu belirtmiş, bu olay nedeniyle davacıların uğradığı maddi ve manevi zararların davalılardan tazmini isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; müvekkilinin davaya konu olayda hiçbir eylemi yahut kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 01.03.2016 tarih ve 2008/549 Esas, 2016/170 karar sayılı kararıyla; "...
Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, sanıklar ... ve ...'in suçlarının sabit görülerek, cezalandırılmalarına karar verildiği, verilen kararın adı geçen davalılar yönünden kesinleştiği, davalı ... ve ...'ın kesinleşen ceza mahkemesi kararı da dikkate alındığında, meydana gelen zarardan sorumlu oldukları, Ağır Ceza Mahkemesi dosyasına ibraz edilen bilirkişi raporları ve mahkeme kararı da dikkate alındığında, bina maliki ...'in, söz konusu olayın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığı,
bu nedenle davalı ...'dan talepte bulunulamayacağı, aktüerya bilirkişisi tarafından, davacı tarafça talep edilebilecek destekten yoksun kalma tazminatının belirlendiği, müteveffa ... ..., davacı ...'in eşi, diğer davacıların ise babası olup, vefatı nedeniyle davacıların üzülüp, elem duymamalarının, manevi olarak zarar görmemelerinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu dikkate alınarak, davacıların maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, müteveffanın yaşı, kaza tarihi, kusur durumu ve kusur oranları dikkate alınarak,
davacılar lehine manevi tazminata karar verilmiştir..." gerekçesiyle davanın davalılar ... ve ... yönünden kısmen kabulüne, davalı ... yönünden ise reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 02.12.2019 tarih ve 2019/1177 Esas, 2019/5731 Karar sayılı ilamıyla; "... 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 58. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 69.) bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliklerinin, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden sorumlu olduğu kabul edilmiş ve bir kusurları söz konusu olmaksızın “doğan zararı gidermekle yükümlü” tutulmuşlardır. Bu sorumluluğa öğretide “kusursuz sorumluluk” veya daha geniş tanımıyla “kusura dayanmayan nesnel sebep sorumluluğu” denilmektedir. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik, ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi ) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.
Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir.
Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığının çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, gene çoğu zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir.
Bu sebeple sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır.
Somut olaya gelince; davacılar, davalı ...’in bina maliki olarak davaya konu olay nedeniyle sorumlu olduğunu iddia ettiklerine göre, adı geçen davalının bina maliki olarak sorumluluğu bulunup bulunmadığı usulünce araştırılıp incelenmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usûl ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir. ..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bina maliki ...'in bina ruhsatını alarak, çatıyı projesine, usulüne ve teknik hesaba göre uygulamaması, fırtına dahi olmayan bir havada esen rüzgara dayanıklı olmadığı anlaşılan çatının uçarak kazaya neden olmasında yapım bozukluğu ve bakım eksikliğinden dolayı zararın gerçekleştiği, yapım bozukluğu ve bakım eksikliği ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğu gerekçesiyle davanın tüm davalılar yönünden alınan bilirkişi raporuna dayanılarak kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ...; kedisinin sadece çatı ustası olduğunu, olayın doğal bir afet sonucu meydana geldiğini, bir kasıt ya da ihmali bulunmadığını, asıl sorumlunun bina maliki olduğunu, hükmedilen tazminatı ödeyecek gücü olmadığını, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacılar desteğinin, seyir halindeki araç üzerine düşen bina çatısı nedeniyle vefat etmesi üzerine, davalı ...'in bina maliki sıfatıyla, davalı ...'in binanın fiili kullanıcısı ve çatı tamiratını yaptıran kişi olarak, davalı ...'ın ise çatının imalatını yapan usta olara taksirle ölüme sebebiyet verdikleri iddiasıyla, uğranılan maddi ve manevi zararların davalılardan tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 427 vd maddeleri 818 sayılı Borçlar Kanunu (mülga) 41 inci ve 58 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına ve olayın oluşumunda davalının kusurunun hukuk ve ceza dosyası kapsamı ile sabit olmasına göre verilen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davalı ...'ın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı 13.083,00 TL onama harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1510, K. 2023/1139, 6 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama