KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/15320 E., 2022/17773 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2022
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
688 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında ... ... tarafından verilen karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 18.04.2022 tarih ve 2022/İHK-15739 sayılı itirazın kısmen kabulüne dair verilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen otobüs ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosikletin çarpışması sonucunda müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını belirterek oluşan maddi zararın tazminini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
... Uyuşmazlık Hakem Heyetince, başvurunun kabulü ile 123.590,73 TL’nin 09.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının kısmen kabulüne, ... kararının vekalet ücretine ilişkin bendinin düzeltilmesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Dava, trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
a) Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Söz konusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Davaya konu kazanın gerçekleştiği tarih (05.11.2020) itibariyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup davacının maluliyetinin bu yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gereklidir. Bu yönetmeliğin Omurga yaralanmalarına ilişkin “1-1.1 Yaralanma modeli veya Tanı İlişkili Değerlendirme” başlıklı bölümünde “Travma durumlarında ilk tercih edilecek yöntemdir.
Eğer bir yaralanma yok ise, bu yöntem yetersiz kalıyor ise veya yaralanma aynı omurga bölgesinde birden fazla segmenti etkiliyor ise eklem hareket genişliği modeli kullanılır. Yaralanma modeli nörolojik kayıp varlığına, kırık, dislokasyon ve hareket segmenti bütünlüğüne dayanır. Birden fazla omurga bölgesi etkilenmiş ise her biri ayrı ayrı değerlendirilir, kişinin engel oranını hesaplamak için Balthazard Hesaplama Tablosundan yararlanılır (Ek.3).
Yaralanma bulgularına kortikospinal yol bulguları da eşlik ediyor ise spinal kord lezyonları ile ilgili tablolar kullanılır (Bölüm 4). Bu değerlendirme için engel kalıcı ve stabil olmalı, son 12 ayda değişiklik olmamalıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından (kazadan yaklaşık 9 ay sonra) düzenlenen 18/08/2021 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti % 18 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ekindeki cetveller kullanılarak belirleme yapılması yerinde olmakla birlikte, davacının kazadaki omurga kırığı nedeniyle oluşan özür durumu için yönetmelikteki 12 aylık süre gözetilmemiş ve bu hususta bir değerlendirme de yapılmamıştır.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi de yapılarak kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için ATK İhtisas Kurullarından, davacının ikametine yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından veya Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen yetkili hastanelerden rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
b) HMK'nın 266. ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir, hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağının dosyada bulunmadığı, ... tarafından alınan kusur raporunda dosya mevcut kazaya karışan aracın plakasının tespit edilemediğine dair düzenlenen tutanak ve ifadeler gözetilerek kusur oranlarının belirlendiği anlaşılmaktadır.
Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin ceza dosyası, ceza dosyası içerisinde bulunduğu anlaşılan kazaya ilişkin görüntüler ve varsa kaza tespit tutanağı dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için İTÜ öğretim üyeleri veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/15320, K. 2022/17773, 26 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama