KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/156 E., 2022/12469 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2022
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
542 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkındaki Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 21/01/2020 tarih 2020/İHK-1652 sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; 12/07/2011 tarihinde davalı şirkete sigortalı aracın müvekkiline çarpması neticesinde müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 50.000,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatı ile 100,00 TL rapor ücretinin temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiş; ıslah ile talebini 176.736,13 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre başvurunun kabulü ile 176.736,13 TL’nin davalıdan alınarak başvuru sahibine ödenmesine, alacağa 18/04/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş; bu karara davalı vekili, İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz etmiştir. İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazlarının kısmen kabulüne, alınan kusur raporuna göre davacının %50 kusurlu olduğu anlaşılmakla, 88.368,06 TL’nin 18/04/2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Başvuru, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik istemine ilişkindir.
Haksız fiile dayalı tazminat davalarında kusurun belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.
Dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağında kazanın oluşunda olay yeri incelemeleri ve taraf beyanlarından davalı ... şirketine sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğu, şehir içinde hızlı seyrettiği, zik zak çizerek ilerlediği, yol ve hava durumunun şartlarına uygun hareket etmediği, aracın çarpma noktası vs. değerlendirilerek karşı yana sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince Adli Trafik Uzmanı bilirkişiden alınan 08/01/2020 tarihli raporda ise; davalı ... şirketine sigortalı araç sürücüsünün %50, olay tarihinde 9 yaşında olan davacının anne ve babasının ise %50 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş ve hakem heyetince bu rapor hükme esas alınmıştır. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bilirkişi raporları arasındaki kusur durumuna ilişkin çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru değildir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, Adli Tıp Kurumu, İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kurulundan, kusur dağılımına ilişkin, önceki kusur raporları ve tüm dosyadaki delillerin değerlendirildiği, gerekçeli denetime elverişli ve çelişkileri giderici kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiş, davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu yönden kabulü gerekmiştir.
3-Somut olayda, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davacı yararına davalı aleyhine tam nispi vekalet ücretine hükmedilmiş; davalı vekilinin İtiraz Hakem Heyeti nezdinde vekalet ücretine dair yapmış olduğu itiraz reddedilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği göz önüne alınarak hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi (AAÜT’nde belirlenen maktu vekalet ücretinin altında kalmaması gerektiği dikkate alınarak) gerekirken, yazılı şekilde tam nispi vekalet ücretine karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/156, K. 2022/12469, 18 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama