KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/15694 E., 2025/15866 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/3713 E., 2022/1386 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/114 E., 2020/170 K.
Karar Metni
878 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkili aleyhine, dayısı ve aynı zamanda .. Elektronik Tic. ve Ltd.
Şti.'nin ortağı ve kanuni temsilcisi olan davalı tarafından davacı müvekkili adına şirketi temsilen vekaletname çıkarıldığı, söz konusu vekaletname kullanılmak suretiyle şirketin banka hesabından 05.05.2014 tarihinde 205.581,00 TL paranın çekildiği ve iade edilmediği iddia edilerek Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/592 Esas sayılı dosyasında alacak davası açıldığını ve davalı tarafın talebi üzerine mahkemece 23.11.2011 tarihli ara kararla davacı müvekkilinin sahibi bulunduğu dava konusu taşınmaz hakkında ihtiyati tedbir kararı verildiğini,
mahkemece görevsizlik kararı verilmesi üzerine yargılamaya Ankara 1. İş Mahkemesi'nin 2014/237 Esas sayılı dosyasında devam edildiğini, yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini ve kararın davacı ... .. tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi’nin 10.11.2015 tarih, 2014/18393 Esas ve 2015/30616 sayılı ilamı ile onandığını, kararın kesinleşmesi üzerine ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verildiğini, davacı müvekkiline ait taşınmaz üzerine konulan ihtiyati tedbir nedeniyle 2011-2015 yılları arasında taşınmaz üzerinde 4 yıl süreyle tasarruf haklarını kullanamadığını,
istediği ve müşteri bulduğu halde satamadığını, bu satıştan sağlayacağı kazançtan ve satış bedelinin muhtelif yollarla değerlendirilmesinden (banka faizi ve/veya diğer yatırım araçları), sağlanacak gelirlerden tamamen mahrum kaldığını ve zarara uğradığını, yine müvekkilinin suçsuzluğunu 4 yıl boyunca ispat edemediğini, üçüncü kişilerin kuşkulu bakışları altında yaşadığını, iş ve arkadaş çevresinde küçük düştüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ... aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, davacıya verilen vekaletname ile davalı müvekkilinin hesabından çekilen paranın iş sözleşmesi kapsamında ve onun gereği olarak çekilen bir para olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını, davacının maddi ve manevi zarara uğradığı iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihtiyati tedbir nedeniyle zararın talep edilebilmesi için icra edilmiş bir tedbir kararının bulunması, ihtiyati tedbir kararının haksızlığının ortaya çıkması ve tedbir kararı nedeniyle zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile ihtiyati tedbir kararının uygulanması arasında illiyet bağının bulunmasının gerektiği, ihtiyati tedbir talep edilen davacı aleyhindeki alacak davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği, ancak mahkemece ihtiyati tedbirin konulmasına dair hukuki gerekçelerin yerinde olduğu ve ihtiyati tedbir kararı nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasının davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haksız ihtiyati tedbirden dolayı maddi tazminat davası açılabilmesi için icra edilmiş bir tedbir kararının bulunması, bu tedbirin haksız olduğunun ortaya çıkması, tedbir sebebiyle zarar meydana gelmiş olması ve zarar ile haksız ihtiyati tedbir arasında uygun illiyet bağının bulunması gerektiği, davaya konu ihtiyati tedbir sebebiyle gerçek bir zarara uğranıldığı hususunun davacı tarafından kanıtlanamadığı,
uğranıldığı iddia edilen zarar ile tedbir kararı arasında kanunun aradığı manada uygun illiyet bağı bulunduğunun ispat edilemediği, ayrıca, davalının açtığı alacak davasında davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği, davalının, dava açmadan önce alacağını güvence altına almak için ihtiyati tedbir talebinde bulunmasının haksız olmadığının kabulü gerektiği, alacak miktarının yargılamayı gerektirdiği,
bu durumda davacı lehine maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı ve İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin gerekçesinde ileri sürdüğü hususların ve açıklamaların hukuki zeminde yeri bulunmadığını, netice itibariyle ister zamanaşımından, ister davalı tarafın kötüniyetinden kaynaklansın, müvekkilinin sahibi olduğu taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulduğunu ve yıllarca kaldırılmadığını, müvekkilinin de bu durumdan zarar gördüğünü ve işbu dava ile de haklı olarak zararının tazminini talep ettiğini, müvekkilinin taşınmazı üzerine tedbir konulduğu ilk tarih itibariyle öncelikle davanın zamanaşımına uğradığını, akabinde ise,
davalı tarafın art niyetli davrandığı hususlarında açıklamalarda bulunduğunu ve tevsik edici delilleri dosyaya sunduğunu, müvekkilinin bu süreçte yaşadığı sıkıntılar nedeniyle evini satıp nakde çevirmek istemişse de bunu gerçekleştiremediğini, yine o dönem kurmuş olduğu şirket için, bankalara yapacağı başvurularda söz konusu taşınmazını ipotek göstermek istemiş ise de, haksız ihtiyati tedbir kararı nedeniyle yapılamadığını, davacının suçsuzluğunu 4 yıl boyunca ispat edemediğini, üçüncü kişilerin kuşkulu bakışları altında yaşadığını, iş ve arkadaş çevresinde küçük düşürüldüğünü,
maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ve özellikle kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/15694, K. 2025/15866, 27 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama