KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/16037 E., 2024/12472 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/886 Değişik İş, 2022/886 Karar
Karar Metni
1.150 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.07.2020 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu araç ile davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 4.800,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 200,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 5.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçesiyle talebini toplam 228.692,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun kabulü ile 222.806,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 5.886,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 228.692,00 TL tazminatın 30.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava şartı eksikliği nedeniyle başvurunun usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, kusur oranının hatalı olduğunu, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri tazminatından poliçe teminatı kapsamında sorumlu olmadığını, davacının bakıcı tuttuğuna ilişkin belge sunmadığını, bu nedenle brüt asgari ücret üzerinden bakıcı giderinin hesaplanmasının hatalı olduğunu, davacının küçük yaşta olup anne ve babasının davacının bakımını yerine getirdiğini, davacı lehine 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, tazminat hesaplama yönteminin doğru olmasına, kaza tespit tutanağına göre davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olmasına, davacının yolcu olup kusurunun bulunmamasına, davacının davalıya sigortalı araçta yolcu olarak bulunmamasına göre davalı lehine hatır taşıması indiriminden bahsedilemeyecek olmasına, davalının geçici bakıcı gideri tazminatından poliçe teminatı kapsamında sorumlu olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan davacı tarafça dosyaya sunulan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 17.11.2021 tarihli raporda, davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin epilepsi (nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar) nedeniyle % 5 olduğu tespit edilmiştir.
Söz konusu maluliyet raporunu düzenleyen kurulun içerisinde nöroloji uzmanının olmadığı görülmüş olup, bu haliyle raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
İtiraz Hakem Heyetince; davacının maluliyet oranının tespiti için davacının tüm tedavi evraklarının getirtilip değerlendirmek üzere Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde nöroloji uzmanının da bulunduğu heyetten olay tarihinde yürürlükte olan ÇÖZGER Yönetmeliği atfı ile Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun biçimde davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 inci maddesinde, hâkimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; aynı Kanun'un 52 nci maddesinde ise zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır. Davalı taraf, kazanın davacının emniyet kemerini takmadan yolculuk yaptığı esnada meydana geldiğini belirterek müterafik kusurlu olduğunu savunmuştur.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma mecburiyeti başlıklı 150 nci maddesinde “M1, M1G, N1, N1G, N2 ve N3 sınıfı araçlarda 150 cm’den kısa ve 36 kg’ın altındaki çocukların taşınması sırasında çocukların ağırlığına uygun bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan çocuk bağlama sistemlerinin kullanılması zorunludur. Ancak, 135 cm’den uzun çocuklar çocuk bağlama sistemleri yerine ön koltukta oturmamak şartıyla diğer koltuklardaki emniyet kemerlerini kullanabilirler.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dosya içerisindeki belge ve bilgiler dikkate alındığında, davacının kaza tarihinde 5 yaşında olduğu ve kazanın gerçekleştiği sırada aracın arka koltuğunda oturduğu, davacının kaza nedeniyle kafa travması ve beyin kanaması geçirdiği, maluliyetinin de bu sebebe dayandığı, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150 inci maddesine göre olay tarihinde 5 yaşında olan davacının yaşı gereği seyahati sırasında çocuk bağlama sisteminin kullanılması; yönetmelikte belirtilen özel şartları taşımaması halinde ise emniyet kemeri takılı olacak şekilde aracın arka koltuğunda yolculuk yapması gerekirken bu düzenlemeye aykırı davranıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; davacının koruyucu tertibat olmaksızın seyahat etmesi ve bu durumun zararı artırıcı neden olduğunun anlaşılmasına göre davalı aleyhine hükmedilen tazminat miktarından %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılması gerekirken bu hususun gözetilmemesi isabetli görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
4-5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; hakem heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle de bozulması gerekir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/16037, K. 2024/12472, 9 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama