KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/16217 E., 2024/13224 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/841 E., 2022/921 K.
Karar Metni
923 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.01.2017 tarihinde davalı tarafından zorunlu trafik sigortası ile teminat altına alınan aracın davacının sevk ve idaresinde bulanan araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını, kazanın oluşumunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ileri sürerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak niteliğinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 25.10.2021 tarihinden faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 18.07.2022 tarihli talep artırım dilekçesiyle talebini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 330.000,00 TL 'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun hükme esas teşkil edebilecek nitelikte olmadığını, kusur durumunun tespiti için uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile 330.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 12.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili ve davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı tanzim edildiğini, davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığını, medikal firma tarafından kazaya bağlı yaralanmanın kalıcı bir engel oluşturmadığı yönünde görüş bildirildiğini, belirlenen maluliyet oranının olması gerekenin üzerinde olduğunu, farklı bir hastanede usulüne uygun solunum fonksiyon testi ile kalıcı maluliyetin belirlenmesi gerektiğini, progresif rant yöntemine göre hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, kaza esnasında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı belirsiz olup davacının emniyet kemeri takmamasının,
yaralanmasına ne derecede etkili olduğunun tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesini ve müterafik kusur indirimi uygulanmasını talep ettiklerini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 25.01.2017 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince ;
a.Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinde çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 15.12.2021 tarihli raporda, davacıda mevcut olan sternum kırığına bağlı arızası ile ilgili olarak Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin Özür Oranı Cetvelinin, Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Bölümünde, ''Doğuştan kazanılmış akciğer, plevra ve göğüs kafesi hastalıkları veya akciğeri tutan diğer bütün hastalıklarda,
solunum ve dolaşım foksiyonunda bozukluk yapmışsa solunum fonksiyon testlerine göre değerlendirme yapılır; a-Az etkilenme varsa:20'' maddesine göre kişinin özürlülük oranının %20 olarak hesaplandığı rapor edilmiştir. Hakem Heyetince davacının %20 maluliyeti esas alınarak karar verilmiştir.
Her ne kadar raporda kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ve ekindeki cetveller kullanılmış ise de raporun davacıda belirlenen maluliyet oranı ve bu maluliyetin sürekliliği konusunda yalnızca sonuç belirlemeleri (oran %20 ve sürekli) içerdiği, bu sonuçlara ulaşılmasına yönelik değerlendirmelere yer verilmediği, bu haliyle raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının kazadaki yaralanmasına ilişkin olup da dosya kapsamında yer almayan tüm tedavi belgelerinin toplanması; daha sonra, en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından, davacı bizzat muayene edilmek suretiyle ve kaza ile illiyet bağı kuracak şekilde Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ve ekindeki cetvellere göre davacının maluliyetini belirleyen denetime elverişli bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
b.6100 sayılı Kanun'un 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Somut olayda, dava konusu olaya ilişkin Hakem Heyetlerince kusur raporu alınmadığı, davalı tarafından ise kusura itiraz edildiği görülmektedir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, dava konusu trafik kazasına ilişkin dosya arasında mevcut tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur durumunun ve oranlarının tespiti için konusunda uzman bilirkişiden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru değildir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/16217, K. 2024/13224, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama