Hükmüne uyulan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 06/03/2019 tarihli ve 2016/10416 esas, 2019/2553 karar sayılı ilamı ile; “dava konusu paranın davacı tarafından kendi isteği ile gönderildiği, bu paranın sehven yatırılması haricinde davacı ile dava dışı vergi borçlusu arasında başkaca işçilik alacağının olabileceği, aralarında muvazaalı işlem yapılabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de varılan bu sonucun dosya kapsamına uygun düşmediği, dosya içerisinde yer alan SGK kayıtlarına göre dava dışı vergi borçlusunun 06/07/2012 tarihinde davacı iş yerinde işe başladığı, zorunlu sigortasının yaptırıldığı,
toplam ücretinin 815,10 TL olduğu, kesintilerden sonra ödenmesi gereken meblağın 683,26 TL olduğunun anlaşıldığı, 31/07/2012 tarihinde işten çıktığı, 18/08/2012 tarihli banka dekontunda maaş ödemesi altında 6.873,26 TL nin dava dışı borçlunun hesabına havale edildiğinin anlaşıldığı, mahkemece dava dışı şirket çalışanının davacı ile aralarında başkaca bir borç ilişkisi olup olmadığı araştırılmaksızın ve şirket kayıtlarının bilirkişi marifeti ile incelenerek davacının sorumlu olduğu miktar belirlenmeden eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, alınan bilirkişi raporunun benimsendiği, dava dışı vergi borçlusunun davacı ile aralarında başkaca bir alacak borç ilişkisinin bulunmadığı, temmuz ayı maaşının 683,26 TL olduğu gözetildiğinde 6.190 TL sehven fazla ödeme yapılmış olup taleple bağlı kalınmak suretiyle 6.103,26 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına 10/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.