KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/1841 E., 2023/12084 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/451 E., 2020/563 K.
- Hüküm/karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
1.105 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalılardan ... 26.11.2011 tarihinde, yönetimindeki diğer davalıların işleteni ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracı ile alkollü halde seyir halindeyken aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek yaya kaldırımının kenarında park halinde bulunan dava dışı üç tekerli motora, oradan kaldırımda yaya olarak bulunan davacıların desteğine çarparak ölümüne neden olduğunu, dava açılmadan önce davalı ... şirketinin 02.01.2012 tarihinde 101.582,59 TL ödeme yaptığını, ancak zararın ödenen miktardan çok daha fazla olduğunu beyanla davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; davacılara toplam 101.582,59 TL destekten yoksun kalma tazminatının 02.01.2012 tarihinde müvekkili şirket tarafından ödendiğini, poliçeden dolayı sorumluluklarının, sigortanın kusuru oranında olmak üzere bedeni zararlarda şahıs başına azami 200.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin dava açılmasına sebebiyet vermesinin söz konusu olmadığını savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/334 Esas sayılı dosyasının temyiz aşamasında olması nedeniyle bekletici mesele yapılmasını, davacının tazminat taleplerine dayanak yapılan iddialarının soyut ve dayanaktan yoksun olduğunu ve talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, tazminat miktarının haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, davalı ... yönünden davanın ferileriyle birlikte reddini, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.09.2015 tarihli ve 2019/196 Esas, 2020/2428 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi Bozma kararında; "..2.
Mahkemece hükmün gerekçesinde davacı vekilinin dava dilekçesinde bütün davalılar yönünden "poliçe limiti ile sınırlı olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili" talebi ile bağlı kalınarak davacılar yönünden tespit edilen maddi tazminat miktarının poliçe limiti ile orantısı kurularak (120.919,21x100/98.417,41=81,391) daha evvel yapılan ödemenin mahsubundan sonra poliçe limiti dikkate alındığında- tespit edilen zararın %0.81391'nun dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak davalılardan müştereken ve müteselsilen talep edebileceği,
her ne kadar bedel artırım dilekçesinde 120.919,21 TL destekten yoksun kalma tazminatının işleten ve sürücüden tazmini talep edilmiş ise de; dava dilekçesindeki "poliçe limiti ile sınırlı olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili" yönündeki talep dikkate alındığında bedel artırım dilekçesiyle sadece bedelin artırılabileceği, talebin ve talep muhataplarının değiştirilemeyeceği, bu hususun ancak ıslahla yapılabileceği, davacı tarafça ıslah yapılmadığı belirtilerek davacı ...'nun maddi tazminat talebinin reddine, davacı ...
Yurtlu yönünden 922,55 TL, davacı ... yönünden 33.607,43 TL, davacı ... yönünden 30.324,71 TL, davacı ... yönünden 23.881,23 TL, davacı ... yönünden 4.229,67 TL, davacı ... yönünden 5.451,82 TL olmak üzere toplam 98.417,42 TL maddi tazminata hükmedilmiştir.
Oysa ki dava dilekçesi içeriğinden maddi tazminattan tüm davalıların poliçe limitiyle değil, sadece poliçe ilişkisinin tarafı olan davalı ... şirketinin poliçe limitiyle sınırlı sorumlu tutulduğu anlaşılmakta olup bedel artırım dilekçesinde de bu husus daha açık şekilde ifade edilmiştir.
Bu durumda mahkemece davalı sürücü ve işletenin tüm gerçek zarardan sorumlu tutulması yerine, yanılgılı değerlendirmeyle poliçe ilişkisine taraf olmayan davalı gerçek kişiler (sürücü ve işleten) yönünden de poliçe limitiyle sorumluluğa hükmedilmesi doğru olmayıp hükmün bozulması gerekmiştir.
3-Davaya konu edilen manevi tazminatların sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsili istemiyle davanın açıldığı; mahkemenin de manevi tazminattan sigorta şirketi dışındaki davalıları sorumlu tuttuğu görülmektedir. O halde davalı ... lehine reddolunan manevi tazminat miktarları üzerinden red vekalet ücretine hükmolunması doğru değildir.
4-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99/1 maddesi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının Genel Şartları'nın B-2 maddelerinde sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe limiti dahilinde tazminatı ödemekle yükümlü olup, bu sürenin sonunda ödeme yapılmadığı takdirde temerrüt gerçekleşeceği öngörülmüştür.
Somut olayda davacıların dava açılmadan önce davalı ... şirketine 04.01.2012 tarihinde başvuru yapıldığı ve temerrüde düşürüldüğü anlaşıldığından davacılar , ..., ve yönünden temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesine gerekirken, dava tarihi olan 23.11.2012'den itibaren işleyecek faizden sorumlu tutulması doğru olmayıp hükmün bozulması gerekmiştir.
5-Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, T.M.K.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulüyle davacı eş ... için takdir olunan manevi tazminatın bir miktar düşük olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın tüm davacılar yararına bozulması gerekmiştir." gerekçeleri ile karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılardan Gülcan için belirlenen manevi tazminat tutarının düşük olarak belirlendiğini, reddedilen maddi tazminat yönünden davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kabul edilen manevi tazminat yönünden davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini açıklayarak mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu hayatını kaybeden yayanın yakınlarının uğradığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1841, K. 2023/12084, 8 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama