KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/2121 E., 2022/11436 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2022
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.011 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki trafik kazasına bağlı ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
1) Davacıların temyizi yönünden;
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 40/2. maddesi “bir ilam hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilamla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur” hükmünü amirdir.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince verilen ilk hüküm davacı tarafça ilamın icrası yolu ile takibe konulmuş ve bu aşamada davalı icra dairesine ödemede bulunmuştur. Dairemizin 14.10.2020 tarih ve 2020/331-3410 sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararı bozulmuş, ilk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak bu kez asıl davada ilk karardan daha az miktarda tazminata hükmedilmiştir.
Şu halde, mahkemece ilk kararın icrası aşamasında yapılan ödemelerin İİK m. 40/2 kapsamında infaz aşamasında değerlendirileceği gözetilmeksizin yapılan ödemelerin birleşen davalarda talep edilen miktarlardan mahsubuna karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durum İİK m. 40 kapsamında yapılan ödemenin kısmen iadesinin istenebilecek olması ve birleşen davada da ayrıca mahsup edilmiş olması sebebiyle hükmün infazında tereddüte yol açabileceği gibi davacılar aleyhine sonuç da doğurabilecektir.
2) Davalının temyizi yönünden;
a-Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından bu gibi taşımalarda 818 sayılı BK’nın 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Kazanın birden fazla sorumlusunun bulunması durumunda hatır taşıması indiriminden kural olarak ancak hatır için taşıyan yararlanabilir.
Bununla birlikte kazaya sebebiyet verenler zarar görene karşı müteselsil olarak sorumlu bulunduklarından kendisi yönünden hatır taşıması olgusu bulunmayan zarar sorumlusunun hatır taşıması yapan zarar sorumlusunun kusuruna tekabül eden tazminattan da müteselsilen sorumlu tutulduğu hallerde hatır taşıması indiriminden yararlanabilecek olan zarar sorumlusunun iç ilişkideki kusuruna tekabül eden miktardan hatır sebebiyle indirilebilecek miktar kadar tazminat sorumluluğundan kurtulması gerekir.
Somut olayda, davacıların desteği dava dışı araç sürücüsünün aracında hatır için taşınmakta iken davaya konu kazanın meydana geldiği, kazanın oluşumunda hatır taşıması yapan araç sürücüsünün %75 oranında, davalı karayollarının ise %25 oranında kusurlu bulunduğu, davacıların asıl davada müteselsil sorumluluğa dayanmadıkları, birleşen davalarda ise dayandıkları, mahkemece de asıl davada davalının %25 kusuruna göre sorumluluğuna, birleşen davalarda ise teselsül hükümleri gereği tüm zarardan sorumluluğuna karar verildiği anlaşılmaktadır.
Asıl davada müteselsil sorumluluğa dayanılmadığından davalının dava dışı araç sürücüsünün aracıyla gerçekleşen hatır taşıması indiriminden yararlanması mümkün değildir. Nitekim bozma ilamında bu husus Dairemizce de açık bir şekilde belirtilmiştir. Ancak davacılar birleşen davalarda teselsül hükümlerine dayanmışlardır. Mahkemece teselsül hükümlerine dayanılmış olması sebebiyle davalının tüm zarardan sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ne var ki, davalı müteselsil sorumluluk gereği dava dışı sürücünün %75 kusuruna tekabül eden tazminatı da ödeyip bilahare bu kısmı dava dışı sürücünün mirasçılarına rücu edebileceğinden ve rücu miktarı hiçbir zaman asıl zarar görenlerin rücu sorumlusundan isteyebilecekleri azami tazminat miktarından fazla olamayacağından dava dışı sürücünün kusuruna tekabül eden tazminat miktarından Dairemiz uygulamalarıyla kabul edilen %20 oranında indirim yapıldıktan sonra davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken davalının iç ilişkide rücu edemeyeceği miktardan da sorumlu tutulması doğru olmamıştır.
b-İlk Derece Mahkemesince 17.05.2017 tarih ve 2016/41-2017/96 sayılı kararda aktüerya bilirkişisi İbrahim Yılmaz tarafından hazırlanan 07.02.2017 tarihli raporun davacıların hak edeceği destekten yoksunluk tazminatı bakımından dosya kapsamına uygun olduğu belirtilmiş, taraflarca mahkeme kararı kusur, hatır taşıması indirimi, manevi tazminat miktarı ve vekalet ücreti yönlerinden temyiz edilmiş ancak aktüerya raporundaki hesap unsurları yönünden temyiz edilmemiş, Dairemizce de bu hususta resen herhangi bir bozma yapılmamıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece 07.02.2017 tarihli rapordaki hesap unsurlarının kesinleştiği gözetilerek bu miktarlar üzerinden 818 sayılı BK’nın 43. ve 44. maddeleri uyarınca indirim yapılmak suretiyle davacı eş, davacı anne ve davacı babanın destekten yoksunluk zararının belirlenmesi iken, güncel verileri esas almak suretiyle destek zararlarını belirleyen bilirkişi raporuna göre karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Bu itibarla kararın, birinci bentte açıklanan nedenle davacılar yararına; ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına; bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama yönünde tezahür eden görüşlerine iştirak edemiyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/2121, K. 2022/11436, 5 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama