KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/353 E., 2022/11474 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2022
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
468 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 05.10.2022 Çarşamba günü davacı vekili Av. Ayşe Ümit Yeğenoğlu ile davalılar vekili Av. ... geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 06.07.2020 gün 2018/4035 E. 2020/4370 K. sayılı ilamında; “…Somut olayda; tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere miras taksiminin bir kısmının mal olarak, mal almayanların veya eksik alanların nakit para almaları suretiyle miras taksimi yapıldığı, mal kaçırma amacının bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmişse de dosya kapsamı ve içeriğine göre varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Davacı tarafından; davalı ... ile diğer davalılar arasında akrabalık ilişkisi olduğu ileri sürülmüş, davalıların da kabulünde olduğu gibi nüfus kayıtlarına göre davalı ...’ın davalı borçlunun dayısı, diğer davalıların ise kardeşi olduğu anlaşılmaktadır.
Davalıların arasında akrabalık ilişkisi olduğunun anlaşılmasına, her ne kadar davalılar arasında miras taksim sözleşmesi olduğu iddia edilmişse de; davalı borçlu ...’a herhangi bir taşınmaz bırakılmamasına, nakit para verildiğinin de ispatlanamamasına, davalı ...’ın davalı borçlunun dayısı olup mirasçı olmamasına rağmen taşınmaz devredilmiş olmasına göre davalı borçlu ile diğer davalılar arasında miras taksim sözleşmesi gereği taşınmazların davalılara devredildiği ispatlanamadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece bu maddi ve hukuksal olgular irdelenmeksizin yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de. 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 Sayılı Yasa'nın 35. maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmünü içerdiğinden maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdiri de doğru görülmemiştir.” denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uygun yapılan yargılama neticesinde, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, söz konusu karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve bozmaya uygun karar verilmiş olmasına göre , davalılar vekilinin ,aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Kamu borçlusu ... taşınmazı tarihinde davalı üçüncü 01.02.2008 tarihinde 3. kişilere satmış olduğundan, bu tarih itibari ile kamu borcunun ne kadar olduğu mahkemece belirlenerek bu miktar ile sınırlı olarak, dava konusu taşınmaz üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi gerekirken tüm kamu borcu üzerinden haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
3. Dava tarihi 18.12.2012 olmasına rağmen gerekçeli karar başlığında 12.07.2013 olarak yazılması da hatalı olmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/353, K. 2022/11474, 5 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama