KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/358 E., 2023/12641 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/300 E., 2021/518 K.
- Hüküm/karar
- Davanın Kısmen Kabulü
Karar Metni
1.620 kelime·8 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Karar başlığına davacılardan 'in isminin yazılması gerekirken, anılan davacının isminin yazılmaması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak görülmüştür.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 14.05.2012 tarihinde zorunlu trafik sigortası olmayan dava dışı sürücünün idaresindeki aracın, bisiklet sürücüsü davacı 'e çarptığını, meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını, davacı anne ve babanın oğulları 'e velayeten eldeki davayı açtığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 1.000,00 TL güç kaybı tazminatının davalının sorumluluk limitleri dahilinde dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiş, 11.06.2014 tarihinde tamamlama harcı yatırmak suretiyle dava değerini 28.287,81 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı kurumun olay tarihindeki zorunlu mali mesuliyet sigortası teminat limitleri ve sigortası olmayan aracın sürücüsünün kusur oranı ile sınırlı sorumlu olduğunu, kaza tespit tutanağına göre davacının kazanın gerçekleşmesinde tam kusurlu olduğunu, bu nedenle davalı kurumun hiçbir sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 20.11.2014 tarihli ve 2012/592 Esas, 2014/805 Karar sayılı kararı ile davalı taraf sürücüsü 'ın %25 oranında, davacı in %75 oranında kusurlu olduğu, 'in meydana gelen trafik kazası sonucu %23,1 oranında sürekli iş göremezliği olduğu, iyileşme süresinin dokuz ay olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile 28.287,81 TL tazminatın dava tarihi olan 17.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmustur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 09.10.2017 tarihli ve 2015/1200 Esas, 2017/8729 Karar sayılı ilamı ile "... Davacı taraf, davaya konu kazanın oluşumunda davalı sürücünün kusurlu olduğu iddiası ile dava açmış; mahallinde keşif yapılıp tanıkları dinlenerek kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme tarafından ise, dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu verilen rapor esas alınarak davacı 'in %75 kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Mahkemenin hükme esas aldığı 18.07.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu incelendiğinde; kaza tespit tutanağına göre kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen ceza soruşturması dosyası ile kaza tespit tutanağındaki tespitlerden hareketle, kazada davacının %75 kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmektedir.
Trafik kaza tespit tutanağının, aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge oluşu ve her zaman aksini ispatın mümkün oluşu, savcılık aşamasında tanık dinlenmemiş oluşu, olay yeri görüntülerinin olduğu iddia edilen kamera kayıtlarının araştırılmamış olması ve davacı vekilinin kazanın oluşuna ilişkin bilgi sahibi olduğunu iddia ettiği tanıklarının da yer aldığı tanık listesini dava dilekçesiyle sunduğu, davacı yanın kazanın oluşuna ilişkin olarak keşif yapılıp tanıkları dinlenmek suretiyle kusur tespiti yapılması talebinde bulunduğu,
adil yargılama ilkesinin gereği olarak tarafların tüm iddia ve savunmalarının usulünce değerlendirilmesindeki zorunluluk gözetildiğinde; keşif yapılmadan ve davacı tanıkları dinlenilmeden kusur tespiti yapılmasının yerinde olmadığı görülmektedir.
Bu durumda mahkemece, davacının oluşa ilişkin savunmalarının karşılanması bakımından, konusunda uzman bilirkişi refakatiyle kaza mahallinde keşif yapılması ve bilgisi bulunan davalı tanıklarının keşif mahallinde dinlenilmesi suretiyle, tarafların kazadaki kusur durumlarının ne olduğu konusunda ayrıntılı, denetime elverişli, gerekçeli rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir.
Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.(HGK 17.06.2015 tarih, 2013/17-2423 esas,
2015/1661 karar sayılı ilamı) Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Mahkemece, davacının kaza nedeniyle meydana gelen işgücü kaybı hususunda Kocaeli Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü'nden aldırılan 03.02.2014 tarih tarihli rapor uyarınca sağ tibia kırığı nedeniyle dışa doğru 10 dereceden fazla angulasyon ile sağ ayak bileğinde plantar fleksiyon 90 dereceye kadar yapılabildiği, kırıklara bağlı olarak iki ayrı arıza nedeniyle Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü'nden yararlanılarak her iki arıza Balthazard formülü uygulanarak hesaplandığında 23,1 oranında vücut fonksiyon kaybı olduğu belirtilmiştir.
Dosya içindeki davacının maluliyetine ilişkin alınan rapor usulüne uygun olarak düzenlenmemiştir.
Bu durumda maluliyet oranının tespiti açısından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne uygun şekilde İstanbul Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesinden usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 05.07.2018 tarihli ve 2018/1333 Esas, 2018/6892 Karar sayılı ilamı ile davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulduğu, bozma ilamı gereği Karayolları Fen Heyetinden kusur raporu aldırıldığı, davacı 'in meydana gelen olayda % 75 oranında kusurlu olduğu, kaza tarihinde zorunlu trafik sigortası olmayan dava dışı sürücünün ise % 25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda davacı 'in meydana gelen kaza nedeniyle %3,3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, aynı yönetmelik çerçevesinde başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı hususunun belirlendiği,
dosya kapsamında aktüerya bilirkişisinden alınan ek rapor ile davacının %3,3 oranında malul kaldığı ve davalı tarafın % 25 oranında kusurdan sorumlu olduğu kabul edilerek yapılan hesaplama ile davalının sorumlu olduğu maddi tazminat miktarının belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 14.129,93 TL tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlike davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan kusur raporları, maluliyet raporları ve hesap raporlarının hukuka ve fiili gerçekliğe aykırı olduğunu, usuli müktesep hak kavramının dikkate alınmadığını, davalı tarafın bozma öncesindeki kusur, maluliyet ve hesap raporlarına itiraz etmediğini, bu yönüyle gerek maluliyet oranı gerekse belirlenen tazminat bedelinin ayrı ayrı davacı yönünden usuli müktesep hak niteliğinde olduğunu, ayrıca mahkemece verilen ilk kararın sadece taraflarınca temyiz edildiğini ve kararın lehlerine bozulduğunu, mahkemece verilen son kararda,
maluliyet raporu ile hesap raporuna itiraz etmeyen ve dosyayı da temyiz etmeyen davalı lehine hüküm tesis edildiğini, maluliyet oranının ilk raporda %23,1 olduğunu, bu rapora davalı tarafça itiraz edilmediğinden ve dava temyiz edilmediğinden işbu maluliyet oranının müvekkili yönünden usuli müktesep hak oluşturduğunu, hesaplamanın bu maluliyet oranı üzerinden yapılmasını gerektiğini, son iki raporda tanık ifadesinin dikkate alınmadığını, bozma sonrası yapılan keşifte alınan 25.02.2019 tarihli bilirkişi raporunun, dava dilekçesinde belirttikleri tanık 'in ifadesi doğrultusunda olduğunu,
30.10.2019 ve 16.03.2020 tarihli raporlarda ise tanığın ifadesinin yok sayıldığını, tanık anlatımıyla kaza tespit tutanağının birbiri ile tamamen zıt olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı aleyhine, davalı lehine olacak şekilde yargılama masrafına karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; kaza tarihinde zorunlu trafik sigortası olmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacının yaralanması sebebiyle talep edilen iş gücü kaybı tazminatına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 46 ıncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, ... Yönetmeliği'nin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, dosya kapsamında alınan kusur raporu ile tarafların kusur oranının doğru bir şekilde tespit edildiği anlaşılmakla davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dosya kapsamından, mahkemenin 20.11.2014 tarihli ve 2012/592 Esas, 2014/805 Karar sayılı ilk kararında davanın kabulü ile 28.287,81 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın yalnızca davacılar vekili tarafından temyiz edildiği, yapılan temyiz incelemesinde Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verildiği, davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesinin istenmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince isteğin reddine karar verildiği, mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile 14.129,93 TL tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği, verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Şu durumda mahkemenin ilk kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmediği, mahkemece bozma ilamına uyulduğu, buna göre mahkemece verilen ilk kararda hüküm altına alınan 28.287,81 TL tutarındaki tazminat yönünden davacılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmasına göre, bozma ilamından sonra mahkemece davacılar lehine 28.287,81 TL'den daha az miktarda tazminata hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerektirmiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/358, K. 2023/12641, 27 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama