KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/4187 E., 2024/7626 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/1864 - 2021/2289
- Dava tarihi
- 02.07.2018
- Hüküm/karar
- Davanın reddi/ İstinaf başvurusunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- Kayseri 1. Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/134 - 2019/307
Karar Metni
838 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü,
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının trafik sigortacısı olduğu, davalının ise işleteni olduğu aracın 21.07.2017 tarihinde, dava dışı sürücünün idaresinde iken karıştığı çift taraflı trafik kazsında sigortalı araç içerisinde yolcu olarak bulunan Cenk Yoldaş’ın vefat ettiğini, kaza tespit tutanağında, sigortalı araç sürücüsünün kavşaklara yaklaşırken hızını yavaşlatmama ve taşıma sınırı üzerinde yolculuk etme kuralını ihlal ettiğinden kusurlu bulunduğunu, Cenk Yoldaş’ın vefatı nedeniyle yakınlarına 92.311,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödediğini,
Genel Şartlar B.4.ç maddesi gereğince kazanın istiap haddi üzerinde yolcu taşınması nedeniyle meydana geldiğinden, müvekkilinin sigortalısına rücu hakkının bulunduğunu ileri sürerek. 92.311,00 TL’nin 22.08.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalından tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazada diğer aracın da kusurlu olduğunu, araç sürücüsünün alkollü olmadığı, hız limitlerini de aşmadığını, bu nedenle davacının müvekkiline rücu hakkı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, davanın, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) kapsamında sigortalı aracın karıştığı kazada, davacı ... tarafından, zarar görene yapılan ödemenin, 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1472 nci maddesi gereğince rücu istemine ilişkin olduğu, davacının meydana gelen kazaya sigortalı aracın istiap haddini aşar şekilde seyretmesinin neden olduğunu ileri sürerek rücu talebinde bulunduğu, bilirkişiden alınan rapora göre araçta bulunan fazla yolcudan dolayı aşılan istiap haddi ile kaza arasında illiyet bağının bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle davacının sigortalısına rücu şartları gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; sigortalı araç sürücüsünün, bankette duran tıra arkadan çarpması neticesinde kazanın meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 52/f.1-a bendinde yer alan kuralı ve taşıma sınırı aşma kuralını ihlal ettiğini tespit edildiğini, bu nedenle ZMSS Genel Şartlar B.4.ç maddesi gereğince, müvekkilinin sigortalısına rücu hakkını bulunduğunu, kaza esnasında araç içerisinde 6 kişi bulunduğunun kaza tespit tutanağı ile sabit olduğunu, mahkemece rapor alınan trafik polisi ve hesap uzmanı tarafından yapılan değerlendirmenin yerinde olmadığını,
yapılan değerlendirmenin karar vermeye elverişli olmadığını, bilirkişiler tarafından 6 kişinin ortalama 75 kg'dan 450,00 kg olacağı aracın ise 1325 kg ağırlığında olduğunu ve toplam 1775 kg olduğu, aracın istiap haddinin ise 1800 kg olabileceğini raporda belirttiklerini, araçta başkaca yük olup olmadığının değerlendirilmediğini, 5 kişilik araçta 6 kişi taşınmasının kabul edilmesinin hukuka ve mantığa uymadığını, kazanın meydana geldiği yerde 20 m. fren izi bulunduğunu ve sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiğinin anlaşıldığını, netice itibariyle kazaya fazla yolcu alınmasının neden olduğunu,
bilirkişinin kazanın salt sürücünün hızlı olmasından kaynaklandığının kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun, kaza tespit tutanağında belirlenen olayın oluş şekline ve dosya kapsamına uygun olduğu, kazaya istiap haddinin aşılmasının neden olduğu iddiasının davacı tarafından kanıtlanamamış olmasına göre mahkemece davanın reddedilmesinden isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve saysısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık konusu dava, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında dava dışı 3. şahıslara ödenen tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere , özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporunun kararda benimsenmesinde isabetsizlik bulunmamasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4187, K. 2024/7626, 12 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama