KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/4190 E., 2024/8205 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/1884 E., 2021/2436 K.
- Dava tarihi
- 13.11.2017
- Hüküm/karar
- Davacı istinafının esastan reddi/Davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/606 E., 2019/238 K.
Karar Metni
1.061 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde. 26.02.2015 tarihinde davacı ... şirketine trafik sigortalı, davalının sigortalı olduğu zirai traktörün, dava dışı Memiş Köroğlu tarafından kullanıldığı sırada ev eşyası yüklü römorkun üzerinde yolculuk eden dava dışı ...’in römorktan düşerek yaralandığını, kaza nedeniyle araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 65/1-g maddesine aykırı davrandığından kusurlu olduğunu,
zarar gören tarafından açılan Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/30 E. dosyasında verilen tazminat nedeniyle zarar görenin Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2017/7506 E. sayılı dosyasında başlattığı icra takibi nedeniyle müvekkilinin tazminat alacağı ve ferileri için 13.04.2017 tarihinde 100.932,34 TL ödemede bulunduğunu,
kazanın yolcu taşınmasına ruhsatlı olmayan araçta yolcu taşınması nedeniyle meydana geldiğinden Genel Şartlar "B.4.e" maddesi gereğince müvekkilinin sigortalısı olan davalıya rücu hakkının bulunduğunu belirterek 100.932,34 TL'nin ödeme tarihi olan 13.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davacının tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, kaza tarihinde traktörü müvekkilinin kullanmadığını, müvekkilinin kazadan haberi olmadığını, davacı ... şirketinin müvekkiline rücu hakkının bulunmadığını, müvekkilinin rücuyu gerektiren bir ihlalinin bulunmadığını, araçtan düşen kişinin gündelik işlerde, eşya yükleme, çekme işlerinde çalışan bir kişi olduğunu, kendi isteği ve rızası ile römorka bindiğini, kazanın meydana gelmesinde kendisinin kusurlu olması nedeniyle müvekkilinin sorumluluğunun olmayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın sigorta sözleşmesinden kaynaklanan zarar nedeniyle, zarar görene yapılan ödemenin, sigortalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu, davacının traktörün römorkunda yolculuk ederken düşerek yaralanan üçüncü kişiye yapılan ödemeyi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartları "B.4.e" maddesi gereğince davalıdan rücuen tahsilini talep ettiği, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün, traktöre takılı römorkta eşya taşıdığı, yükü sabitlemediği, römorkta yolcu taşıdığı,
müteyakkız seyretmeyip hareket eden yük ile yolcunun düşmesine sebebiyet verdiğinden %75 oranında kusurlu, dava dışı zarar görenin ise sıkıca tutunmaksızın yolculuk etmesi nedeniyle %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından Genel Şartlar "B.4.e" maddesi gereğince sigortalısından rücu talep etmiş ise de, Karayolları Yönetmeliği'nin kamyon, kamyonet ve römorklarda yolcu taşınabilmesi esasları başlıklı 130 uncu maddesinde, kamyon, kamyonet, römork ve yarı römorklarda yük üzerinde insan taşınmasının yasak olduğu belirtilmiş iken, yönetmelikte belirtilen şartlarda yolcu taşınabileceğinin düzenlendiği,
ilgili düzenlemeye göre traktörler römorkunda yolcu taşımasının mümkün olduğu, bu nedenle davalının yolcu taşıma ruhsatı olmayan araçta yolcu taşıma kuralını ihlal etmediği, kazanın istiap haddinin aşılmasından da kaynaklanmadığı, kazanın römorkta taşınan eşyanın sabitlenmemesi ve zarar görenin beyanına göre de traktörün tümsekten geçerken sabitlenmemiş eşyanın kayması ve zarar görenin sabit tutunamayarak düşmesinden kaynaklandığı, bu nedenle de davacının sigortalısına rücu şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kazanın yolcu taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda yolcu taşınması nedeniyle meydana geldiğinden müvekkilinin sigortalısına rücu hakkının bulunduğunu, mahkemece KTK Yönetmeliği 130 ve 131 inci maddelerinin yanlış ve hatalı yorumlanarak davanın haksız olarak reddine karar verildiğini, söz konusu maddenin kamyon, kamyonet ve römorklarla ilgili olduğunu, kabul etmemekle beraber römorkta yolcu taşınmasına ilişkin belli kurallar getirildiği, bu kuralların yerine getirilmesi halinde römokta yolcu taşınabilmesinin uygun olduğu,
dava konusu olayda uygulanmasının mümkün olmadığını, tanık beyanları ile de, araç sürücüsünün araca yüklü eşyaları bağlamaksızın yola çıkması nedeniyle kazanın meydana geldiğinin anlaşılmasına göre dava konusu traktörde römorkla yolcu taşıma kuralının ihlali nedeniyle müvekkilinin sigortalısına rücu hakkının bulunduğunu, 2918 sayılı KTK’nın 131 inci maddesi gereğince lastik tekerlekli traktör ile ticari maksatla yük taşınmasının yasak olduğunu, sigortalanan traktörün ise zirai traktör olup, ticari olarak yük taşınmasının yasak olduğunu,
dinlenen tanık ...’in beyanına göre ise sigortalı araç sürücüsü ile eşyalarının 300,00 TL’ye taşınması için anlaştıklarını ve sürücünün yanında iki çocuk olduğunu ve eşyaların yüklenerek yola çıkıldığını beyan ettiğini, buna göre zirai traktör ile ticari yük taşındığının tespit edildiğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, dosyadaki bilirkişi raporu, kaza tespit tutanağı ve sair deliller ile davalarını ispatladıklarını, mahkemece dosyadaki deliller, tanık beyanları değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve kazanın römorkta yolcu taşınmasından kaynaklanmadığı, römork içerisinde oturan zarar görenin tutunamayarak düşmesi sonucu meydana geldiği, yolcunun yük üzerinde taşındığına yönelik bir iddia ve delil olmaması nazara alındığında, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereğince sigortalıya rücu şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki nedenleri ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95 inci maddesi, Karayolları Trafik Yönetmeliği, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4190, K. 2024/8205, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama