KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/4676 E., 2024/8315 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/3507 E., 2021/1631 K.
- Dava tarihi
- 26.12.2016
- Hüküm/karar
- Davanın reddi/İstinaf başvurusunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/593 E., 2018/299 K.
Karar Metni
986 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki muvazaa nedeniyle tapu iptali tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eşi ile evliliğinden eşinden kaynaklanan sebeplerden dolayı çocuk sahibi olamadığını, bu nedenle eşinin de rızası ile çocuk sahibi olabilmek amacıyla 2007 yılında Ağrı Doğubayazıt İlçesinden davalı ...'ı getirdiğini ve yine aynı tarihte sırf doğacak çocuğunun annesinin rahat ve refah bir hayat sürdürebilmesi için mülkiyeti kendisine ait İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, Yeldeğirmeni Mevkii 521 ada, 424 m2'lik arsa vasfındaki taşınmazı aslında bağış olduğu halde satış göstererek,
bedelsiz olarak davalıya temlik ettiğini, daha sonra davalının 04.02.2014 tarihinde kız çocukları olduğunu, ancak davalının yanında küçük Safiye'yi de almak suretiyle kendisini terk ettiğini, dava konusu taşınmazın tapuda gösterilen satış bedelinin gerçek değeri olmadığını, gerçek değerinden çok daha düşük gösterildiğini, muvazaanın ve yapılan işlemin bağış niteliğinde olduğunu açıkça gösterdiğini, ayrıca taşınmazın tapudaki değerinin de davalı tarafından ödenmesinin mümkün olmadığını ve davalıya bağışlandığını dinletilecek tanıklarla da tespit edilebileceğini, bu nedenlerle dava konusu taşınmazın,
davacı ... adına hükmen tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, yeldeğirmeni mevkii 521 ada 7 parselde bulunan arsayı 19.02.2007 tarihinde davacı ...'dan bedelini ödeyerek satın aldığnı, herhangi bir muvazaa ve aralarında yapılmış herhangi bir muvazaa anlaşması bulunmadığını, davacının böyle bir anlaşmanın varlığını iddia ediyorsa bunu yazılı delille ispatlamak zorunda olduğunu, taşınmazın satışına rayiç bedelinin altında olmasının mümkün olmadığını,
satış bedelinin düşük gösterilmiş olduğu iddiası dahi tek başına muvazaaya delil teşkil etmeyeceği gibi bedelin resmi sözleşmede noksan gösterilmesi halinde kanunlarda özel düzenleme getirildiğinden bedelde muvazaa iddiasının ileri sürülemeyeceğini, davacının aile baskı ve zorla davacı ile başlık parası karşılığı dini nikahla kendisinden neredeyse 40 yaş büyük ... ile evlendirildiğini, bahsi geçen taşınmazın müvekkilinin anne ve babasından miras kalan evden hissesine düşün kısım ve biriktirdiği paralar ile aldığını, davalının davacının ve resmi nikahlı karısı ile aynı evde yaşamaya zorlandığını,
2014 yılında kızları Safiye'nin dünyaya geldiğini, davacı Yuşuf Başar'ın resmi nikahlı eşinin davalıya sürekli kötü davrandığı, davacı ve eşinin zaman zaman davalıyı ve çocuğunu evden kovduğunu, Doğubeyazıttan kapı komşusu Semra Çevarun'un yanına taşındığını, kabul edilmemekle birlikte işlemin davacının söz ettiği gibi bağış olması halinde iş bu davanın açılabilmesi için geçerli olan zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle zamanaşımı definde bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; her ne kadar davacı tarafından kendi adına kayıtlı dava konusu taşınmazı evli eşi olan davalı ... adına 19.02.2007 tarihli resmi satış sözleşmesi ile 31.000,00 TL karşılığında devretmesine rağmen, taşınmazın bila bedel davalıya bağışlanmış olduğundan bahisle eldeki davayı açmış ise de; söz konusu işlemin davacının da hazır bulunduğu ve imzaladığı tapu memuru önünde yapıldığı, ileri sürülen muvazaanın ispatının yazılı delil ile mümkün olduğu ve davacı vekili tarafından yazılı delil sunulmadığı anlaşıldığından ve ayrıca bir kimse kendi muvazaasına dayanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; dosyadaki resmi senede göre; dava konusu taşınmazın davacı tarafından 19.02.2007 tarihinde 31.000,00 TL bedel ile ...'a satıldığı ve bedelinin tamamının nakden ve peşinen alındığının tespit edildiği, dava konusu taşınmazın 19.02.2007 tarih 2248 yevmiye nolu resmi senet ile satın alındığı ve davacı tarafından resmi senedin imzalanmış olduğu, taşınmazın davacı tarafından davalıya bağışlandığına veya koşullu olarak bağışlandığına dair herhangi bir kaydın bulunmadığı,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706 ncı maddesinde de taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının resmi şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlı olduğu, davacının bağışa ilişkin herhangi bir yazılı belge ibraz edemediği, işlemin gerçekte bağış olarak kabul edilmesi halinde dahi bağıştan rücu sebeplerinin bulunmadığı, satışa ilişkin resmi satış akdinin aksi de kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın satış gibi gösterilerek bedelsiz olarak davalıya bağışlandığını, tapuda satış bedelinin, dava konusu taşınmazın gerçek değerinin çok altında (31.000,00 TL) gösterilmesinin de bu hususu açıkça teyit ettiğini, mahkemece sadece keşif yapılarak dava konusu taşınmazın değer tespiti yapıldığını, ancak muvazaa iddiasının ispatı için hiçbir delilin toplanmadığını, tanıkların dinlenilmediğini, oysa tarafların gerçek iradelerinin tespiti gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 19 uncu maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 18 inci (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesi).
3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4676, K. 2024/8315, 30 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama