KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/5058 E., 2022/12027 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2022
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
692 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat davası üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının kısmen kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü;
KARAR
İtiraz Hakem Heyeti'nce hükmüne uyulan Dairemizin 29.06.2021 tarih, 2021/3550 Esas ve 2021/3836 Karar sayılı ilamında ''....Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Hakem Heyetince hükme esas alınan 07.01.2020 tarihli aktüer raporunda pasif dönem sonu olan yaşam süresinin açık bir şekilde belirtilmesi gerekirken pasif dönem sonu olarak hangi tarihin esas alındığı anlaşılamamıştır. Bu nedenle rapor denetime ve hüküm kurmaya elverişli değildir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
O halde mahkemece aynı bilirkişiden denetime ve hüküm kurmaya elverişli ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Ayrıca Sigortacılık Yasası 30/17 maddesi ile 19.01.2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazete'de yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin 13 üncü fıkrasına "(13)(Ek:RG-19/1/2016-29598)tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." hükmü eklenmiştir.
Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime ilişkin Yönetmeliğin 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiştir....'' gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti'nce bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; İtiraz eden Sompo Sigorta A.Ş.'nin İtiraz Hakem Heyetinin 19.04.2020- 2020/İHK-6786 sayılı kararına karşı yaptığı itirazının avukatlık ücreti yönünden kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti Kararının bu yönden düzeltilmesine, sair itirazların reddine; başvuranın talebinin kısmen kabulü ile 128.074,86.-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 7.450,23.-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 2.796,60.-TL geçici bakıcı gideri tazminatı toplamı 138.321,69 TL'nin 14.08.2019 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte Sompo Japan Sigorta A.Ş. tarafından başvurana ödenmesine, fazlaya dair talebin reddine,
karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir.
Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır.
Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere YHGK’nun 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141. 22.11.1972 gün 8/832, 935. 13.10.2010 gün 2010/17-510-485. 28.04.2010 gün 2010/2-221-241 ve 28.03.2012 gün 2012/19-55-2012-249 sayılı kararlarında da değinilmiştir).
Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olaya bakıldığında; İtiraz Hakem Heyetince 11.01.2022 tarihli ara karar ile bilirkişi ücretinin yatırılması konusunda davalı vekiline ara kararın e-posta ile tebliğinden itibaren 3 günlük kesin süre verildiği anlaşılmakta olup, verilen üç gün süre yukarıda açıklanan yasada aranan koşullara uygun değildir. Kaldı ki, bozma öncesi hükme esas alınan 07.01.2020 tarihli aktüer bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığından aynı bilirkişiden yeni bir ücret ödenmeksizin ek rapor alınmasına karar verilmesi de mümkün olup, bu yönler gözetilmeksizin verilen karar hatalı görülmüş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/5058, K. 2022/12027, 12 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama