KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/5473 E., 2024/2935 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mart 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/78 E., 2022/10 K.
- Dava tarihi
- 07.02.2011
- Hüküm/karar
- Davanın Kısmen Kabulüne
Karar Metni
847 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında görülen rücuen tazminat istemine ilişkin itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya trafik sigortalı davalıya ait aracın dava dışı üçüncü şahıslara ait araçlara çarparak zarar verdiğini, zarar tutarlarının anılan araçların sahiplerine ödendiğini belirtip, kaza sırasında sigortalı araç sürücüsünün ehliyetsiz olması nedeniyle hasar tutarı olarak üçüncü şahıslara ait araçlar için ödenen miktarın davalıdan tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazların iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunduğunu, kusur oranını kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 22.11.2012 tarihli, 2011/296 Esas 2012/278 karar nolu kararı ile; davanın kabulü ile davalının Balıkesir 2. İcra Müdürlüğü’nün 2010/12534 sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaliyle takibin devamına ve 5.418,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.11.2013 tarihli ve 2013/14606 Esas, 2013/15437 Karar sayılı kararı ile;
" Dava, davacı zorunlu mali mesuliyet sigorta şirketinin sigortalı aracın yetersiz ehliyetli kişi tarafından kullanılması esnasında meydana gelen zarardan dolayı kendi sigortalısı olan davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davacı tarafından üçüncü kişilere ödenen 12.212,50 TL asıl alacak üzerinden davalı aleyhine takip başlatılmış, mahkemece davacı tarafından dava dışı hasara uğrayan araçlar için hak sahiplerine yapılan ödeme miktarının araştırılması ile yetinilmiş, gerçekte ödenmesi gereken tazminat hususunda herhangi bir araştırma yapılmamıştır.
Sigortalı, kaza nedeniyle oluşan gerçek zarardan sorumludur. Sigortacının, sigortalı araç sürücüsünün yetersiz ehliyete sahip olması nedeniyle üçüncü kişilere ödediği tazminat yönünden kendi sigortalısına rücu etmesi halinde; sigortalının ödemesi gereken miktar, sigortacının üçüncü kişiye ödediği miktar olmayıp, gerçekte ödenmesi gereken miktarın ehliyetsizliğine dayalı olarak kendi kusuruna isabet eden kısmıdır.
1086 Sayılı HUMK'nin 275 inci maddesine (6100 sayılı HMK'nin 266 ncı maddesine) göre, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, mahkemece uzman bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulması zorunludur.
Buna göre, yukarıda izah edildiği üzere, davacı tarafından ödemede bulunulan ve trafik kazası nedeniyle hasar gören dava dışı araçlara ilişkin hasar dosyaları ilgili sigorta şirketlerinden, yine dava konu trafik kazasına ilişkin Bigadiç Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/333 Esas sayılı ceza dosyası ile Bigadiç Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/163 Esas sayılı dava dosyaları bulundukları yerden getirtilip dosya arasına konularak öncelikle ödenmesi gereken gerçek zararın tespiti, daha sonra da davalı sigortalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi için, konusunda uzman bir bilirkişinin görüşüne başvurulması zorunludur.
Hal böyle iken mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozma sebebi yapılmıştır.
Kabule göre de, davalının sorumlu olacağı alacak miktarı likit (belirli,muaccel) olmayıp, alacak miktarının tespiti yargılama yapılmasını gerektirdiğinden, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu olayda, sigorta konusu aracın ehliyetnamesiz olan davalı tarafından kullanırken riziko gerçekleştiğine göre, Karayolları Trafik Kanunu'nun 95 ve poliçe genel şartlarının 4 üncü maddesi hükmü uyarınca sigortacının ödediği tazminatı davalı ... ettirene rücu etmesi mümkün bulunduğundan davanın kısmen kabulüne, davalının Balıkesir 2. İcra Dairesinin 2010/12534 sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın likit olmaması sebebiyle (yargılama gerektiğinden) icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı definde bulunduklarını, zamanaşımının dolduğunu, mahkemece gerekçeli kararda bu durumun değerlendirilmediğini, zamanaşımı nedeniyle ret kararı verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı ... tarafından sigortalı bulunan aracın karıştığı kaza nedeni ile ödeme yapan sigorta şirketi tarafından açılan rücuan tazminat talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 maddesi atfıyla uygulanan 1086 sayılı HUMK'un 427 vd. maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 95 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, ödeme tarihi ile takip tarihi arasında 2918 sayılı Kanun'un 109. maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçmemiş olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/5473, K. 2024/2935, 20 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama