KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/5710 E., 2023/7238 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/166 E. 2019/116 K.
- Hüküm/karar
- Kısmen Kabul
- Karar düzeltme isteyen
- Davacı vekili
Karar Metni
1.876 kelime·9 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı nedeniyle açılan manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 02.11.2020 tarihli ve 2020/2824 Esas, 2020/3632 Karar sayılı ilamıyla kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Kararın düzeltilmesi davacı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, karar düzeltme şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının, sosyal paylaşım sitesi Twitter'daki @... adlı hesabından müvekkili T.C.
Başbakanı ...’ın şahsiyet haklarına saldırı kastıyla ağır hakaret ve iftiralarda bulunduğunu, davalının kendisini ve ailesini ölümle tehdit etmekle itham ettiğini, davacının ismini kasıtlı olarak "Tayyibe" şeklinde yazarak ve diktatör Romanya Cumhurbaşkanı Çavuşesku’ya benzeterek "Aynen çavuşesko gibi bir sonun var, bu milleti çıldırttın silaha sarılma ihtiyacımı duyuyor savaşsa savaş bunumu istiyorsun, bu alarm böyle çalacak. çalan ben değilim bilal milal sümmeye mümmeye. onları izleyin, onların alarmı çalsın. haysiyetsizler, Tayyibe polisin- itin- mitinin varsa gönder, senin benim ölümle tehdit etmen üzerine geldim.
Sana fazla zaman ayıramam, gereksiz birisin.' gibi sözlerle hakarette ve iftiralarda bulunduğunu, bu ifadelerle eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığını ve hakaret amacı taşıdığını, davacının davalıya yönelik herhangi bir söz, beyan veya davranışı olmadığını, davalının bu paylaşımlarının haber siteleri ve medya organlarınca haber yapılarak geniş bir kitleye ulaştırıldığını, davacının halkın kin ve nefret duyguları ile husumetine maruz bırakılmasının kabul edilemeyeceğini,
davalının eleştirilerinin hakaret boyutuna vardığını ve kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin, davacının Genel Başkanı olduğu Ak Partinin TBMM 23.Dönem Elazığ Milletvekilliği yaptığını, ancak partisinden istifa ederek siyaseti bıraktığını, sosyal paylaşım sitesi Twitter’ın aktif kullanıcısı olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen mesajların müvekkili tarafından gönderilmemiş olduğunu, eski partisinin genel başkanı ve ülkesinin Başbakanı olan davacıya karşı bu tarz ifadeleri kullanmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağını, hesabın kötü niyetli 3.kişilerce ele geçirildiğini ve hakaret içerikli mesajların bu kişilerce gönderildiğini,
davalının ele geçirilen hesabını geri almak için gerekli girişimleri başlatarak teknik yardım aldığını ve 16.11.2012 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet dilekçesi verdiğini, soruşturmanın halen devam ettiğini, mesajları haber yapan gazete ve basın organlarının yetkili kişileri ile görüşerek haberlerin kaldırılmasını talep ettiğini, mesajların gönderilmesinde kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.06.2013 tarihli 2012/611 E. 2013/341 K. sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 15.12.2014 tarihli 2014/2376 Esas ve 2014/17153 Karar sayılı ilamıyla "Davaya konu olayda; her ne kadar davalı tarafça söz konusu hesabın başkaları tarafından ele geçirilerek davaya konu sözlerin yazıldığı belirtilmişse de mahkemece bu sözlerin gönderildiği twitter adresinin ve kullanıcısının ilgili internet servis sağlayıcısından da sorularak araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Belirtilen hesabın kaynağından herhangi bir araştırma yapılmaksızın eksik ve yetersiz inceleme ile davanın reddine dair hüküm kurulması usul ve yasaya uygun olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
4. Dairenin 12.12.2016 tarihli 2016/11088 Esas ve 2016/12063 Karar sayılı ilamıyla "4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 6. maddesinde kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Davaya konu olayda; davalı, hesabının başkaları tarafından ele geçirildiği iddiasında bulunduğuna göre, bu iddiayı ispat etme yükü davalı taraftadır.
Mahkemece, Twitter Inc. şirketini temsile yetkili vekillerden bilgi talep edilmiş, cevaben Twitter Inc.'in Türkiye'de bir irtibat bürosu ya da şubesinin bulunmadığı, tespiti istenilen bilgilerin Türkiye dışında bulunan sunucularda kayıtlı olduğu, Lahey Delil Sözleşmesi Kapsamında adli makamlar tarafından doğrudan Twitter Inc.'den talep edilirse gönderilebileceği bildirilmiştir.
Bunun üzerine, yargılamanın 25/02/2016 tarihli 5. celsesinde "... davacı tarafa Twitter Inc. şirketine müzekkere yazılmasını talep edip etmeyecekleri hususunda beyanda bulunmak üzere HMK'nun 94/2. maddesi uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde bildirilmediği takdirde bu haktan vazgeçmiş sayılacağının ihtar edilmesine..." dair ara karar verilmiştir.
Şu halde; ispat yükü davalı tarafta olduğu halde, davacı tarafa ispata yönelik kesin süre verilmesi ve sonucuna göre eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya uygun olmamış, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının twitter hesabının ele geçirildiği iddiasının ispatlanamadığı, dosyaya davacı tarafça sunulan davalının twitter hesabından davacıya hakaret edilmesi nedeniyle açılan benzer nitelikteki dava dosyalarında davalının twitter hesabının ele geçirildiği savunmasında bulunduğu, hesabı bu kadar sık ele geçirilen bir kişinin bu konuda gerekli azami dikkat ve özeni göstermesi, gerekirse hesabını bir süreliğine kapatması gerektiği, aynı kişinin hesabının defalarca ele geçirilip hep aynı kişiye yönelik hakaret dolu açıklamalarda bulunulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, hakaret dolu açıklamaların davalı tarafından yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Dairenin 02.11.2020 tarihli 2020/2824 Esas ve 2020/3632 Karar sayılı ilamıyla "Dosyadaki bilgi ve belgelerden.
Dairemiz ikinci bozma ilamı sonrasında 06/07/2017 tarihli celse davalı vekiline “... ilgili yere müzekkere yazılarak 13/11/2012-16/11/2012 tarihi itibariyle davalı hesap bilgileri verilerek hesabın başkaları tarafından kullanılıp kullanılmadığının bildirilmesinin istenilmesine, süresi içerisinde beyanda bulunulmadığı takdirde bu delile dayanma hakkından vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına” dair ara karar oluşturulduğu, davalı tarafça ihtaratın gereğinin yerine getirilmesinin ardından, Twitter Inc. kayıtlarından davalıya ait "@... " adlı twitter hesabının kime ait olduğu,
hala aktif olup olmadığı, aktif değilse 13/11/2012 - 16/11/2012 tarihleri itibariyle davalı hesap bilgileri verilerek hesabın başkaları tarafından kullanılıp kullanılmadığının, paylaşmış olduğu tweetlerin neler olduğu, IP numarası ve hangi ülkeden yönetildiğine dair tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesi için Amerika Birleşik Devletleri ilgili makamlarından adli yardım talebinde bulunulduğu, talep hakkında Adalet Bakanlığı Dış ilişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü’nün 05/02/2019 gün ve 14121 sayılı yazısı ve ekinde yer alan T.C.
Washington Büyükelçiliği’nin Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'ne gönderdiği 10/01/2019 tarihli cevabi yazısı kapsamından, ABD yasalarına göre internet servis sağlayıcılarının kullanıcılarının iletişim içeriklerini açıklamaya zorunlu olmadıkları belirtilerek, evrakın işlem yapılmadan iade edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Davalı tarafça delillerin toplanması için gereği yapılmış olmasına rağmen, hukuki imkansızlık nedeniyle ilgili şirketten, davaya konu paylaşımları gönderen şahsın davalı olup olmadığına dair açıklayıcı cevap alınamamıştır.
Öte yandan, davalının da 16/11/2012 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek 14/11/2012 ve 15/11/2012 tarihlerinde twitter hesabının kötü niyetli üçüncü şahıslar tarafından ele geçirildiği ve paylaşımlarda bulunulduğu gerekçesiyle şikayetçi olduğu, ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/135647 sayılı soruşturma dosyasında failler tespit edilemediği için zamanaşımı süresi dolana kadar dosya hakkında daimi arama kararı verildiği görülmüştür.
Her ne kadar kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir ise de somut uyuşmazlıkta, davalı ısrarla twitter hesabı üzerinden yapılan paylaşımları kendisinin yapmadığını ileri sürmektedir.
Her olay kendi özelinde değerlendirilmelidir, aksine bir delil de dosyada bulunmadığına göre mahkemece varsayımsal ifadeler ve soyut kabullerle eylemi davalının gerçekleştirdiği gerekçesiyle sonuca gidilerek tazminatla sorumlu kabul edilmesi hakkaniyetli olmayacaktır.
Şu halde; dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde söz konusu yazıların davalı tarafından bizzat yazıldığı hususu sübuta ermemiş olup mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde; davalının Twitter hesabının ele geçirildiğine dair iddiayı ispat edemediğini, paylaşımların davalı tarafından yapıldığının dosya bütününden anlaşılabildiğini, paylaşımların birçok defa ceza yargılamalarına konu olduğunu, davalının yargılamalar neticesinde suçlu bulunduğunu, Twitter hesabının kendi kullanımında olduğunu, 08.12.2014 tarihinde tutuklandığını, şüpheliye ait telefon ve tablet bilgisayarda yapılan incelemede ilgili twitlerin şüpheliye ait tablet bilgisayardan atılarak sonrasında silindiğini, bu silinme kayıtlarının da tespitinin yapıldığı gerekçesiyle cezalandırılmasının istendiğini,
profilin davalıya ait tablet ve telefonda kurulu ve kullanımda olduğunun tespit edildiğini, İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/25 E. ve 2015/674 K. sayılı dosyasında alınan 16.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda profilin davalı tarafından kullanılmakta olduğunun açıkça tespit edildiğini,
raporda "Twitterda bir twit atıldığında her twit için ayrı bir ID numarası oluşturulduğu göz önüne alındığında ve imaj üzerinde yapılan incelemede de bu ID numarası tespit edildiğinden ve sanığa ait olan cihazın başkası tarafından kullanılmasına izin vermemek için oluşturulmuş şifre ekranı olması sebebi ile belirtilen twitin sanık tarafından atıldığı tespit edilmiştir" ifadelerine yer verildiğini, yargılama aşamasındaki tutukluluğunun hukuka aykırı olduğundan bahisle bireysel başvuruda bulunduğunu,
Anayasa Mahkemesince başvurunun kabul edilemez olduğuna dair kararının içeriğinde "Başvurucunun tutuklanmasına konu olayda soruşturma mercilerinin tespitine göre Cumhurbaşkanına yönelik tehdit ve hakaret içeren paylaşımların yapıldığı Twitter hesabı başvurucuya aittir. İddianamede tweetlerin başvurucuya ait elektronik cihazdan (ipad) atılarak sonrasında silindiği, bu silinme kayıtlarının da tespitinin yapıldığı şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.
Başvurucu yapılan yargılama sonucunda Cumhurbaşkanına hakaret ve tehdit suçlarından hapis cezasıyla cezalandırılmıştır" denildiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından paylaştığı twitler ile davacının kişilik haklarına saldırılması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Davalı hakkında davacıya yönelik Cumhurbaşkanına hakaret ve tehdit suçlarından yapılan yargılama sonucunda 07.12.2014 tarihinde Twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde @... isimli kullanıcı hesabından paylaşıldığı sabit olan twitler nedeniyle her ne kadar sanık hesabının ele geçirilmiş olabileceğini, kendisi tarafından atılmadığını savunmuş ise de bilirkişi raporları ile sanığa ait twitter hesabının başkası tarafından kullanılmasına izin vermemek için oluşturulmuş şifre ekranının olduğu, sanık tarafından www.twitter.com adlı internet sitesine bu konuda bir başvuru olmadığı,
twitlerin sanığa ait tablet bilgisayardan (ipadden) atıldığının bilirkişi raporuyla tespit edildiği gerekçesiyle mahkumiyetine karar verildiği, hükmün Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 12.06.2017 tarihli ve 2016/3143 E. 2017/4412 K. sayılı ilamıyla aleniyet nedeniyle yapılan artırım oranı bakımından düzeltilerek onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Yine, davalı hakkında davacıya yönelik hakaret suçundan yapılan yargılama sonucunda 01.01.2014 tarihinde Twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde @... isimli kullanıcı hesabından paylaşıldığı sabit olan twitler nedeniyle katılanın şahsiyet haklarına saldırı kastıyla, şeref, haysiyet ve onura yönelik ağır saldırı ve hakaretlerde bulunulduğu sabit olduğu gerekçesiyle mahkumiyetine karar verildiği, hükmün Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 02.11.2016 tarihli ve 2016/3767 E. 2016/16997 K. sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamından, davaya konu twitlerin Twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde @... isimli hesaptan 14.11.2012 - 15.11.2012 tarihlerinde paylaşıldığı, davalı tarafından her ne kadar hesabının ele geçirildiği ileri sürülmüş ise de, davaya konu twittlerden daha sonra 07.12.2014 ve 01.01.2014 tarihlerinde aynı hesaptan atılan twitler nedeniyle davalının mahkumiyetine dair verilen hükümlerin kesinleştiği anlaşılmakla; davaya konu twitlerin davalı tarafından atıldığı ve bu şekilde davacının kişilik haklarının ihlal edildiği sabit görüldüğünden, hükmün onanmasına karar vermek gerekirken bozma kararı verilmiş olması doğru değildir.
Şu durumda, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin HUMK'nun 440-442. maddeleri uyarınca kabulü ile Dairemizin 02.11.2020 tarihli ve 2020/2824 E. 2020/3632 K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak hükmün onanmasına karar vermek gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin KABULÜNE, Dairemizin 02.11.2020 tarihli ve 2020/2824 E. 2020/3632 K. sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA ve kararın açıklanan nedenle ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Tashihi karar peşin harcının karar düzeltme isteyen davacıya geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/5710, K. 2023/7238, 30 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama