KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/6014 E., 2022/12239 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2022
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
1.229 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne,davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin babası ...'in davalı Ergo Sigorta A.Ş.'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) poliçesi ve kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı araçla 24.07.2001 tarihinde seyir halindeyken trafik kazası yaptığını, olayda müvekkilinin adı geçen babası ile annesi ..., kız kardeşleri ... ve ..., dayısı ...'ün öldüğünü belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde 5.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş.
07.03.2014 tarihli dilekçesiyle talep ettiği tazminatın 1.000,00 TL'sinin destekten yoksun kalma tazminatı, 1.000,00 TL'sinin tedavi ve cenaze gideri tazminatı, 1.000,00 TL'sinin araç hasar tazminatı, 1.000,00 TL'sinin ferdi kaza sorumluluğu, 1.000,00 TL'sinin ise sakatlık tazminatına ilişkin olduğunu bildirmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilamında, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının manevi tazminat istemi dosyaya sunulmuş olan ve olay tarihini kapsayan 18.05.2001 tarihli kasko poliçesi ile teminat altına alınmadığından yerinde görülmeyen manevi tazminat isteminin reddine;
araç hasarı ile ilgili tazmin istemi poliçe kapsamında kaza tarihi itibarı ile 1.000.000.000 TL olup, bugünkü tutar itibarı ile de 1.000,00 TL davalı ... tarafından karşılanmış olmakla hasardan dolayı maddi tazminat isteminin reddine cenaze ve defin gideri olarak davacının isteminin kabulü ile 1.000,00 TL cenaze-defin gideri, İMM poliçesi kapsamında 302,00 TL ve ayrıca sakatlık tazminatı olarak 1.000,00 TL ki cem'an 2.302,00 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 22.10.2010 tarihinden itibaren ticari faizle birlikte davalıdan tahsil ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş;
karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nce davalı ...Ş. vekilinin, kabulüne karar verilen cenaze ve defin gideri tazminatı ile İMMS kapsamında ödenmesine karar verilen tazminat ve sakatlık tazminatına ilişkin hükümlerine yönelik olduğu anlaşılan istinaf dilekçesinin HMK'nin 352/1-b maddesi uyarınca reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesinin kararının, HMK'nin 353/1-b/2'nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, buna göre;
davacı tarafından davalıya karşı açılan manevi tazminat davasının zamanaşımının geçmesi nedeniyle reddine, davacı tarafından davalıya karşı açılan araç hasar tazminatı davasının, poliçe limiti kapsamında karşılanmış olduğundan reddine, davacının destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatı taleplerine ilişkin davanın zamanaşımının geçmesi nedeniyle reddine, davacının cenaze ve defin gideri tazminatı ile İMMS poliçesi kapsamında tazminat ve sakatlık tazminatı talebinin kabulüne, 1,000,00 TL cenaze ve defin gideri tazminatı, 302,00 TL İMMS poliçesi kapsamında tazminat,
1.000,00 TL sakatlık tazminatı olmak üzere toplam 2.302,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 22.10.2010 gününden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiş. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.
Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.
İlk derece mahkemece, davacının manevi tazminat istemi dosyaya sunulmuş olan ve olay tarihini kapsayan 18.05.2001 tarihli kasko poliçesi ile teminat altına alınmadığından yerinde görülmeyen manevi tazminat isteminin reddine, araç hasarı ile ilgili tazmin istemi poliçe kapsamında kaza tarihi itibarı ile 1.000.000.000 TL olup, bugünkü tutar itibarı ile de 1.000,00 TL davalı ... tarafından karşılanmış olmakla hasardan dolayı maddi tazminat isteminin reddine;
cenaze ve defin gideri olarak davacının isteminin kabulü ile 1.000,00 TL cenaze-defin gideri, İMM poliçesi kapsamında 302,00 TL ve ayrıca sakatlık tazminatı olarak 1.000,00 TL ki cem'an 2.302,00 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 22.10.2010 tarihinden itibaren ticari faizle birlikte davalıdan tahsil ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, taraflar istinaf yoluna başvurmuşlardır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, dava dilekçesi ile talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin zamanaşımının geçmesi nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle reddedilmesi isabetli olmadığı kabul edilerek; kararın kaldırılma gerekçesine göre, davacı vekilinin dilekçesinde ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmediği belirtilerek,
davalı ...Ş. vekilinin, kabulüne karar verilen cenaze ve defin gideri tazminatı ile İMMS kapsamında ödenmesine karar verilen tazminat ve sakatlık tazminatına ilişkin hükümlerine yönelik olduğu anlaşılan istinaf dilekçesinin HMK'nin 352/1-b maddesi uyarınca reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesinin kararının, HMK'nin 353/1-b/2'nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, buna göre;
davacı tarafından davalıya karşı açılan manevi tazminat davasının zamanaşımının geçmesi nedeniyle reddine, davacı tarafından davalıya karşı açılan araç hasar tazminatı davasının, poliçe limiti kapsamında karşılanmış olduğundan reddine, davacının destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatı taleplerine ilişkin davanın zamanaşımının geçmesi nedeniyle reddine, davacının cenaze ve defin gideri tazminatı ile İMMS poliçesi kapsamında tazminat ve sakatlık tazminatı talebinin kabulüne, 1,000,00 TL cenaze ve defin gideri tazminatı, 302,00 TL İMMS poliçesi kapsamında tazminat,
1.000,00 TL sakatlık tazminatı olmak üzere toplam 2.302,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 22.10.2010 gününden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davalı yönünden kararın kesin olduğu kabul edilerek istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde ise, kararın gerekçe kısmında, ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediği belirtilmesine rağmen hüküm kısmında davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olup, davacının destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatı taleplerine ilişkin davanın zamanaşımı geçmesi nedeniyle reddine karar verilmesine ve bir sonraki bentte davacının cenaze ve defin gideri tazminatı ile İMMS poliçesi kapsamında tazminat ve sakatlık tazminatı talebinin kabulüne, 1,000,00 TL cenaze ve defin gideri tazminatı, 302,00 TL İMMS poliçesi kapsamında tazminat,
1.000,00 TL sakatlık tazminatı olmak üzere toplam 2.302,00 TL maddi tazminata karar verilmesi çelişkiye neden olmaktadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararı ifade olunan sebeplerle, infazda tereddüt uyandıracak mahiyette olduğu gibi çelişkili bir hal taşımaktadır.
Bu durumda, mahkemece; yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde; hüküm çelişkisi içermeyen kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken, Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerine aykırı şekilde, hükümde çelişki ve infazda tereddüt yaratacak şekilde karar yazılması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6014, K. 2022/12239, 13 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama