KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/6095 E., 2024/2902 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Mart 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/56 Değişik İş, 2022/56 Karar
- Hüküm/karar
- Davalı Vekilinin İtirazının Reddi/ Davanın Kabulü
Karar Metni
1.749 kelime·9 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verildi.
Belli edilen gün ve saatte taraflardan kimsenin gelmemiş olduğu belirlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 19.03.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi bulunmayan araç sürücüsü ile davacı motorsiklet sürücüsü arasında meydana gelen çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ve 1.200,00 TL adli tıp rapor masrafının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 259.648,57 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından dosyaya sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmediğini, bu nedenle davalı kuruma usulüne uygun başvuru yapıldığından bahsedilemeyeceğini, öncelikle araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi gerektiğini, davacının müterafik kusuru bulunup bulunmadığının araştırılması ve davacının müterafik kusuru bulunduğunun anlaşılması halinde tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davalı kuruma usulüne uygun başvurudan bahsedilmeyeceğinden davalının temerrütünün söz konusu olmadığını,
bu nedenle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, adli tıp rapor ücretine ilişkin olarak davalının sorumluluğunun bulunmadığını ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen vekalet ücretinin 1/5'i kadar olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri uyarınca hazırlandığı, kaza tespit tutanağında zorunlu trafik sigortasına ilişkin poliçesi bulunmayan araç sürücüsü ve davacı sürücünün kural ihlalinin bulunduğunun tespit edildiği, soruşturma dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 08.01.2021 tarihli kusur raporunda, zorunlu trafik sigortasına ilişkin poliçesi bulunmayan araç sürücüsünün asli kusurlu, davacı sürücünün ise alt düzeyde tali kusurlu olduğunun belirlendiği,
hakem heyetince adli trafik bilirkişisinden alınan ve kaza tespit tutanağı ile soruşturma dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur raporu ile uyumlu olan kusur raporunda; davacı sürücünün tali ve % 25 oranında, zorunlu trafik sigortasına ilişkin poliçesi bulunmayan araç sürücüsünün ise asli ve % 75 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi raporunda davalının % 75 kusur oranı, davacının % 23 maluliyet oranı, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi ile davacının sürekli iş göremezlik tazminatının 259.648,77 TL olarak hesaplandığı,
bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 259.648,77 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 22.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; dosyada mevcut maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmadığını, bu nedenle davalı kuruma usulüne uygun yapılmış bir başvurudan bahsedilemeyeceğini, zorunlu trafik sigortasına ilişkin poliçesi olmadığı iddia edilen araca izafe edilen kusur oranının yüksek olduğunu, hükme esas alınan kusur raporunun denetime elverişli olmadığını, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1.8 teknik faiz yöntemi esas alınarak yapılması gerektiğini,
davacı tarafından koruyucu tertibat kullanılmaması ve istiap haddinin aşılması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davalı kurumun temerrütü söz konusu olmadığından başvuru tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, adli tıp rapor masrafı yönünden davalının sorumluluğunun bulunmadığını ve davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin asliye hukuk mahkemeleri için hesaplanacak vekâlet ücretinin 1/5'i oranında olması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlandığı ve yaralanma ile kaza arasında illiyet bağı olduğu sonucuna varıldığı, davalı sigorta şirketine 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 inci maddesinde belirlenen zorunlu evraklar ile başvuru yapıldığı, Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan kusur raporu incelendiğinde kazanın oluşumu ve kusur dağılımına ilişkin ayrıntılı değerlendirme içerdiği, bu haliyle raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu,
Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli kararı gereğince davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlenmesinin yerinde olduğu, kusur raporunda koruyucu tertibat kullanılmaması dikkate alınarak kusur değerlendirmesi yapıldığından, tekrar müterafik kusur nedeniyle indirim uygulanmamasının yerinde olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1426 ncı maddesi uyarınca makul gider sayılan adli tıp rapor masrafından davalının sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı,
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99 uncu maddesi uyarınca davalı kuruma başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü ilave edilmesi sonucu davalının temerrüde düştüğü, bu nedenle temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yerinde olduğu ve davacı için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle İtiraz Hakem Heyeti kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi bulunmayan aracın karıştığı kazada davacı motorsiklet sürücüsünün yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ve adli tıp rapor masrafının tahsili talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 52 nci ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 inci, 91 inci, 97 nci ve 99 uncu maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1426 ncı maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin on yedinci fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve ... Yönetmeliği.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve özellikle davacı tarafından davalı sigorta şirketine usul ve yasaya uygun başvuru yapılmış olmasına, tazminatı Dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun biçimde ve usulünce hesap eden aktüer raporunun ve tarafların kazadaki kusur oranlarını oluşa ve dosya kapsamına uygun biçimde belirleyen kusur raporunun karara esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına,
temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olmasına, adli tıp rapor masrafının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1426 ncı maddesi uyarınca makul gider kapsamında kabul edilmesinin yerinde olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Davaya konu kazanın meydana geldiği 11.07.2020 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik’in ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin “alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “... engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; yaralanma alt ekstremiteye ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Engel Oranları Cetveli’ne göre yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78 inci ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesi ve eki Cetvel uyarınca; bisiklet, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı (kask) takması zorunludur.
Davacının motosiklette seyahat etmesine rağmen koruma başlığı (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması İtiraz Hakem Heyetince kabul edilmemiştir.
Somut olayda; davacı motorsiklet sürücüsünün trafik kazası sonucu yaralandığı ve koruyucu başlık (kask) takmadığı hususu, yaralanmanın kafa bölgesinden olması olgusu ile sabittir. Buna göre; davacının koruyucu başlık (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
4. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6095, K. 2024/2902, 19 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama