KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/6220 E., 2022/10665 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2022
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
738 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; davalıların sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı olduğu aracın, aracına doğru gitmek üzere karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya olan davacıya çarpması neticesinde oluşan trafik kazasında davacının iki bacağının ve kaburga kemiğinin kırıldığını, devlet hastanesinde yer olmadığından özel hastanede tedavi olarak tedavi gideri ödediğini, yaralanması nedeniyle 3 ay evinde kalkamaz durumda olduğundan bakıcı tutarak aylık ödediğini, kaza nedeniyle çalışmadığından davacının kazanç kaybı oluştuğunu, elem ve sıkıntı yaşadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan,
40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini tedavi giderleri yönünden 1.567,20 TL sürekli iş göremezlik yönünden 11.654,19 TL olmak üzere toplam 13.221,39 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ... vekili ve davalı ...; davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamında ; davacının bakıcı giderine yönelik talebi de olduğundan bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği, adli tıp raporuna göre davacının 24 aylık iyileşme süresinde % 100 oranında malul sayılıp sayılmayacağının tespiti ile geçici ve sürekli iş göremezlik döneminde davacının bakıcıya ihtiyacı olup olmadığı, ihtiyacı var ise süresi konusunda Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu’ndan rapor alınması gereğine değinilerek hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada; maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 12.254,19 TL maddi tazminatın sigorta şirketinin sorumluluğu, poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline, tedavi giderleri yönünden SGK’ dan talep edilmesi gerekmekle davanın reddine, tedavi giderleri yönünden SGK aleyhine dava açmada davacının bağımsızlığına, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılar ... ve...'dan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozma ile kesinleşen yönlere ilişkin inceleme yapılmasının mümkün olmamasına göre; davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, dava dilekçesinde müteselsil sorumluluk ilkesi gereği zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından talep edebilir. Buna göre zarara sebebiyet verenlerin 818 sayılı BK.'nun 50 ve 51. maddeleri (6098 sayılı TBK. madde 61 ve 62) gereğince zarardan müteselsil sorumluluk esaslarına göre sorumlu olacakları açıktır.
Somut olayda; davalılar, davacı yayaya çarpan aracın sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı olup, zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Kaldı ki davacının da bu yönde talebi olmasına göre mahkemece, davacı için takdir edilen tazminatlar ile vekalet ücretleri yönünden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına hükmedilmesi gerekirken bu hususa dikkat edilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca bozma ilamında tedavi gideri ve manevi tazminat yönünden verilen kararın bozma konusu yapılmadığı, bu suretle tedavi gideri ve manevi tazminat yönünden verilen kararın kesinleştiği sabittir. Bu durumda mahkemenin 2010/703 Esas 2015/58 Karar sayılı 12.02.2015 tarihli bozma önceki kararının tedavi gideri ve manevi tazminat yönünden davacı alehine hükmettiği vekalet ücretleri de kesinleşmiş olduğundan bu talepler yönünden yeniden vekalet ücreti takdir edilmesi de doğru olmamıştır. Ne var ki, belirlenen bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 370. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6220, K. 2022/10665, 20 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama