İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 4. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/7617 K.2024/2612

vekili Avukat ...

Esas2022/7617Karar2024/2612Tarih7 Mart 2024Okuma16 dk · 3.271 kelime

KÜNYE

4. Hukuk Dairesi 2022/7617 E., 2024/2612 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
7 Mart 2024
Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
Sayısı
2021/559 E., 2022/679 K.
Davacı-karşı davalı
... vekili Avukat ...
Davalı-karşı davacı
... vekili Avukat ...
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.271 kelime·16 dk okuma·17 bölüm

vekili Avukat ...

ASIL DAVA TARİHİ : 09.05.2018

KARŞI DAVA TARİHİ : 25.06.2018

HÜKÜM/KARAR : Asıl Davanın Kısmen Kabulü İle Karşı Davanın Reddi / İstinaf Talebinin Kabulü İle Davanın Tümden Reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ

Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI

2018/351 E., 2020/426 K.

Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekili ve davalı karşı davacının asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı karşı davalı vekili ile davalı karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye Cumhuriyeti Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı olarak görev yaptığını, davalı ... tarafından kaleme alınan diğer davalı Odatv isimli internet haber sitesinde yayınlanan 27.04.2018 tarihli "Hulisi Akar cemaat mensubudur kripto FETÖ'cüdür". 28.04.2018 tarihli "... Odatv'de hangi haberi engelletti". 29.04.2018 tarihli "...'a tane tane cevabımdır".

30.04.2018 tarihli "Genelkurmay Başkanı'nın kim olacağına Fethullah Gülen mi karar verdi". 21.10.2017 tarihli "... ve Necdet Özel'in cemaatteki adı neydi". 01.08.2017 tarihli "Darbenin "1 numarası"nı kim kaçırmak istedi; ... mı".

17.07.2017 tarihli "Akar'ın orada olması da canınızı yakmadı mı" başlıklı yayınlar nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/3303 D.iş sayılı kararı ile erişimin engellenmesi kararı verilmesine rağmen karar işlevsiz kalacak şekilde yayınlara devam edildiğini, dava konusu yayınlar nedeniyle Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1430 Esas sayılı dosyasında davalı hakkında müvekkiline yönelik kamu görevlisine alenen hakaret suçundan mahkumiyet kararı verildiğini,

bir kısım yayınlar gizli tanık ...'ın beyanlarına dayandırılmış ise de gizli tanığın müvekkilinin kripto FETÖ'cü olduğuna dair bir ifadesinin olmadığını, gizli tanık beyanının ve dava konusu yayınlarda ifade edilen hususların tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkili hakkında yapılan haksız isnadın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, iftira içerikli yayınlar ile kamuoyunda algı oluşturulmaya çalışıldığını, ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığını,

müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek 250.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalılardan tahsili ile davalıların kınanması ve kınama kararının tirajı yüksek 2 gazetede yayınlanması isteminde bulunmuştur.

Davalı karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesinde müvekkili hakkında sarf edilen "ahlak dışı, seviyesiz, çirkin" "kendisini gazeteci ilan eden davalıların kimlere hizmet ettiğini mahkemeye bırakıyoruz." "gerçeklerin aktarılması yerine hainlerin gerçek dışı beyanlarının gerçekmiş gibi gösterilmeye çalışılmasındaki gayret dikkat çekicidir." "gazetecilik anlayışı olarak tek amaçlarının ...”ı hedef almak ve iktidara muhalefet etmek olduğu" şeklinde ki söz ve ifadelerin hak arama özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek 5,00 TL manevi tazminatın davacı karşı davalıdan tahsili ile kınama kararının Sözcü ve Yeniçağ Gazetelerinde yayınlanması isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP

Davalı Proje-... Prodüksiyon İletişim Tan. Dan. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yayınların Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/186 Esas sayılı ceza dosyasında ifadesine başvurulan gizli tanık ...'ın beyanlarına dayandığını, gizlilik kararı bulunmadığından duruşmanın aleni olarak yapıldığını, bir gazetecinin bu tanık beyanına dayalı olarak haber yapmasının basın özgürlüğü kapsamında olduğunu, dava konusu yayınların güncel olduğunu, haber yapılmasında kamu yararı bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı karşı davacı ... vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/186 Esas sayılı ceza yargılamasına ilişkin 25.04.2018 tarihli duruşmada dinleyici olarak bulunduğunu, gizli tanık ...'ın davacı hakkındaki iddiaları üzerine dava konusu yayınların yapıldığını, tanık beyanının basın özgürlüğü kapsamında okuyucuya aktarıldığını, haber yapılmasında kamu yararı bulunduğunu, yayınların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, kişilik haklarına saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Davacı karşı davalı ... vekili karşı davaya cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde sarf edilen söz ve ifadelerin Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamında olduğunu, davalı karşı davacının kişilik haklarına saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yayınların somut bir olgu ya da emareye dayanmayıp görünür gerçeğe uygun olmadığı, davacı karşı davalı hakkında suçlayıcı ifadeler kullanıldığı.

Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/3303 D.iş sayılı kararı ile erişimin engellenmesi kararı verilmesine rağmen karar işlevsiz kalacak şekilde yayınlara devam edildiği, dava konusu yayınlar nedeniyle Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1430 Esas sayılı dosyasında davalı karşı davacı hakkında davacı karşı davalıya yönelik kamu görevlisine alenen hakaret suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,

dava konusu yayınlarda kullanılan söz ve ifadeler ile davacı karşı davalının kişilik haklarının saldırıya uğradığı gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın 27.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline; davalıların, davacı karşı davalının kişilik haklarına yönelik yaptığı tecavüzün kınanmasına, hüküm özetinin tirajı en yüksek gazetede yayımlanmasına; asıl dava dilekçesinde sarf edilen söz ve ifadelerin hak arama özgürlüğü kapsamında olup, davalı karşı davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği gerekçesi ile karşı davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalı vekili, davalı karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; gizli tanık ...'ın tüm beyanlarının gerçek dışı olduğunu, bu beyanlar çarptırılarak yapılan dava konusu yayınlar nedeniyle halen Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanı olan müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, sarf edilen söz ve ifadelerin hakaret ve iftira niteliğinde olduğunu, gizli tanığın müvekkilinin kripto FETÖ'cü olduğuna dair bir beyanının olmadığını, gizli tanık ifadesinin ve dava konusu yayınlarda ifade edilen hususların tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkili hakkında yapılan haksız isnadın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini,

iftira içerikli yayınlar ile kamuoyunda algı oluşturulmaya çalışıldığını, ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığını, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/3303 D.iş kararı ile erişimin engellenmesi kararı verilmesine rağmen karar işlevsiz kalacak şekilde sistematik olarak yayınlara devam edildiğini, dava konusu yayınlar nedeniyle Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/186 Esas sayılı ceza dosyasında davalı hakkında müvekkiline yönelik kamu görevlisine alenen hakaret suçundan mahkumiyet kararı verildiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu belirtmiştir.

Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/186 Esas sayılı ceza yargılamasının 25.04.2018 tarihli duruşmasında dinleyici olarak bulunduğunu, gizli tanık ...'ın davacı hakkındaki iddiaları üzerine dava konusu yayınların yapıldığını, tanık beyanının basın özgürlüğü kapsamında okuyucuya aktarıldığını, haberin yapılmasında kamu yararı bulunduğunu, yayınların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, kişilik haklarına saldırı olmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, başta gizli tanık olmak üzere bu dosyada yer alan sanık avukatlarının tanık olarak dinlenmesine ilişkin taleplerinin haksız olarak reddedildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu yayınların Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/186 Esas sayılı ceza dosyasında ifadesine başvurulan gizli tanık ...'ın beyanlarına dayandığını, gizlilik kararı bulunmadığından duruşmanın aleni olarak yapıldığını, bir gazetecinin bu tanık beyanına dayalı olarak haber yapmasının basın özgürlüğü kapsamında olduğunu, dava dışı gizli tanığa bu konuda husumet yöneltilebileceğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, dava konusu yayınların güncel olduğunu, haberin yapılmasında kamu yararı bulunduğunu, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yayınlar bir arada değerlendirildiğinde, davalı karşı davacı ...'un, davacı karşı davalının FETÖ üyesi olduğuna dair somut bir isnadının söz konusu olmadığı, davacı hakkında beyanda bulunan gizli tanık ...'ın ifadelerinin okuyuculara aktarıldığı; gizli tanığın darbe öncesinde ordudaki FETÖ yapılanmasına ilişkin tespitler yaptıklarını ve bunları ilgili yerlere bildirdiklerini ileri sürdüğü,

gizli tanığın davacının FETÖ üyesi olduğunu iddia ettiği, bunun da davalı tarafından haber yapıldığını, davacının bulunduğu konum dikkate alındığında, gizli tanığın iddialarının haber değeri taşıdığı, haber yapılmasında kamu yararı bulunduğu, davaya konu haberde kullanılan başlık ve ifadelerin gazetecilik üslubu gereği okuyucunun dikkatini çekmeyi amaçladığından hukuka uygun olduğu, yayınların toplumun haber alma hakkı ve diğer anayasal haklar çerçevesinde hukuka uygun olarak yapıldığı hususları dikkate alındığında yazıda öz ile biçim arasındaki dengenin korunduğu,

dava konusu haber nedeniyle demokratik bir toplumda davalı tarafın ifade ve basın özgürlüğüne sınırlama getirilmesini gerektirir bir ihtiyaç bulunmadığı, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı, bu itibarla davacı karşı davalı yararına manevi tazminat ödetilmesi koşullarının oluşmadığı,

davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin isabetli olmadığı gerekçesi ile davacı karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekili ve davalı karşı davacının asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalı vekili ve davalı karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde; gizli tanık ...'ın tüm beyanlarının gerçek dışı olduğunu, bu beyanlar çarptırılarak yapılan dava konusu sistematik yayınlar nedeniyle halen Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanı olan müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, sarf edilen söz ve ifadelerin hakaret ve iftira niteliğinde olduğunu, gizli tanığın müvekkilinin kripto FETÖ'cü olduğuna dair bir beyanının olmadığını, gizli tanık ifadesinin ve dava konusu yayınlarda ifade edilen hususların tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkili hakkında yapılan haksız isnadın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini,

iftira içerikli yayınlar ile kamuoyunda algı oluşturulmaya çalışıldığını, ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığını, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/3303 D.iş kararı ile erişimin engellenmesi kararı verilmesine rağmen bu karar işlevsiz kalacak şekilde sistematik olarak yayınlara devam edildiğini, dava konusu yayınlar nedeniyle Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/186 Esas sayılı ceza dosyasında davalı hakkında müvekkiline yönelik kamu görevlisine alenen hakaret suçundan mahkumiyet kararı verildiğini, bu mahkumiyet kararı değerlendirilmeden davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.

Davalı karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde; asıl dava dilekçesinde sarf edilen söz ve ifadelerin hak arama özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, karşı davanın reddine dair kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl davada uyuşmazlık; Odatv isimli internet haber sitesinde ... tarafından kaleme alınan 27.04.2018 tarihli "Hulisi Akar cemaat mensubudur kripto FETÖ'cüdür" 28.04.2018 tarihli "... Odatv'de hangi haberi engelletti"; 29.04.2018 tarihli "...'a tane tane cevabımdır"; 30.04.2018 tarihli "Genelkurmay Başkanı'nın kim olacağına Fethullah Gülen mi karar verdi"; 21.10.2017 tarihli "... ve Necdet Özel'in cemaatteki adı neydi"; 01.08.2017 tarihli "Darbenin "1 numarası" nı kim kaçırmak istedi; ... mı"; 17.07.2017 tarihli "Akar'ın orada olması da canınızı yakmadı mı" başlıklı yayınlar nedeniyle davacı karşı davalının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, davalıların kınanması ve kınama kararının yayınlanması istemine ilişkindir.

Karşı davada uyuşmazlık; asıl dava dilekçesinde sarf edilen söz ve ifadelerin davalı karşı davacı ...'un kişilik haklarını saldırıya uğrattığı iddiası ile manevi tazminat ve kınama kararının yayınlanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 13, 26, 28 ve 36 ncı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 24 ve 25 inci maddeleri, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3 üncü maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10 uncu maddesi.

3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, asıl dava dilekçesinde sarf edilen söz ve ifadelerin Anayasa ile güvence altına alınan hak arama hürriyeti kapsamında olduğu, davalı karşı davacının kişilik haklarına zarar vermediğinin anlaşılmasına göre davalı karşı davacı vekilinin asıl ve karşı davaya yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.

Anayasa’nın 13 üncü maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

Anayasa'nın 26 ncı maddesi şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...."

Anayasa'nın "Basın hürriyeti" başlıklı 28 inci maddesinin ilgili kısımları şöyledir :

"Basın hürdür, sansür edilemez...

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır."

AİHS'nin 10 uncu maddesi şöyledir:

"1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. ... 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ... başkalarının şöhret ve haklarının korunması ... için gerekli olan bazı ...sınırlamalara ... tabi tutulabilir."

TMK'nın "Kişiliğin korunması" başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir:

“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”

TBK’nın “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58 inci maddesi şöyledir:

“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.”

5187 sayılı Basın Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Bu Kanunun amacı, basın özgürlüğünü ve bu özgürlüğün kullanımını düzenlemektir."

5187 sayılı Kanun'un "Basın özgürlüğü" başlıklı 3 üncü maddesi şöyledir:

"Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.

Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir."

Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler ile Anayasa'nın 90 ıncı maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesine göre ulusal hukukun bir parçası hâline gelmiş bulunan AİHS'nin 10 uncu maddesi uyarınca kişilik hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır.

Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin karşılığı manevi zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için kanunlarımız manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. TMK'nın 24 ve TBK'nın 58 inci maddelerinde yer verilen kişilik haklarının korunması da bunlardan biridir.

İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir.

Muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır.

Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir (Anayasa Mahkemesi (AYM). Bekir Coşkun, B. No: 2014/12151, 4/6/2015. Mehmet Ali Aydın, B. No: 2013/9343, 4/6/2015).

İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Von Hannover/Almanya, B. No: 40660/08).

Ancak belirtmek gerekir ki ifade özgürlüğü sınırsız değildir. En geniş hâlde dahi ifade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12 nci maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur (AYM. Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014).

Bu itibarla, Anayasa'nın 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret ve itibarının korunmasıdır.

Davalının söylediği sözlerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığını tespit ederken mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir.

Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

Bu tür davalarda mahkemece yapılması gereken; kamuya mal olmuş kişilerin şöhret ve itibarı ile ifade özgürlüğünün çatışması hâlinde bu iki hak arasında makul bir dengenin kurulmasıdır. Dengeleme yapılırken her bir somut olay bakımından şu hususları göz önüne almak gerekmektedir: Dava konusu açıklamanın kamu yararına ilişkin bir tartışmaya sağladığı katkı, ilgili kişinin tanınırlığı, toplumdaki rolü ve işlevi ile yazıya konu olan faaliyetin niteliği, açıklama veya yayının konusu, kapsamı, şekli ve etkileri, ilgili kişinin daha önceki davranışları, bilgilerin elde edilme koşulları ve gerçekliği ile uygulanan yaptırımın niteliği (AYM; Kemal Kılıçdaroğlu (3), B. No: 2015/1220, 18/7/2018).

Dosya kapsamından, davalı ... tarafından kaleme alınıp, diğer davalı Odatv'de yayınlanan 27.04.2018 tarihli "Hulisi Akar cemaat mensubudur kripto FETÖ'cüdür"; 28.04.2018 tarihli "... Odatv'de hangi haberi engelletti"; 29.04.2018 tarihli "...'a tane tane cevabımdır"; 30.04.2018 tarihli "Genelkurmay Başkanı'nın kim olacağına Fethullah Gülen mi karar verdi"; 21.10.2017 tarihli "... ve Necdet Özel'in cemaatteki adı neydi"; 01.08.2017 tarihli "Darbenin "1 numarası"nı kim kaçırmak istedi; ... mı"; 17.07.2017 tarihli "Akar'ın orada olması da canınızı yakmadı mı" başlıklı haberler nedeniyle davacı karşı davalının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile eldeki asıl davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Somut olayda, 27.04.2018 tarihli "Hulisi Akar cemaat mensubudur kripto FETÖ'cüdür" şeklinde yapılan dava konusu yayına yönelik Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/3303 D.iş sayılı kararı ile erişimin engellenmesi kararı verilmesine rağmen karar işlevsiz kalacak şekilde 28.04.2018, 29.04.2018, 30.04.2018 tarihlerinde sistematik olarak yayınlara devam edildiği, yayınların özü gizli tanık ifadelerine dayandırılmış ise de tanık beyanlarının doğruluğuna ilişkin somut bir bilgi ya da emare bulunmadığı, davacı hakkında isnat edilen hususlarla ilgili başlatılmış bir ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunmadığı,

doğrulanmamış ve/veya yanlış bilgilerin yayılmasında kamunun haber alma hakkı bulunduğunun kabul edileyeceği (AYM. Enver Kaya (3), B. No: 2020/20482, 6/9/2023, § …), yayınlarda kamu yararının ve toplumsal ilginin bulunmadığı, kullanılan söz ve ifadelerin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda davacının şeref ve itibarının korunmasını isteme hakkı, davalı tarafın basın ve ifade özgürlüğünden üstün tutulmalı ve davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı kabul edilmelidir. İfade özgürlüğüne bu kapsamda getirilen sınırlama, ölçülü ve orantılı olduğu gibi demokratik toplum düzeninin gereklerine de uygundur. Şu durumda; kişilik hakları saldırıya uğrayan davacı karşı davalı yararına TBK'nın 58 inci maddesi uyarınca uygun miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle istemin tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı karşı davalı yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı karşı davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı karşı davalı yararına BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı-karşı davacıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı-karşı davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.03.2024 tarihinde Üye ... ve Üye ...'nın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy) (Karşı Oy)

KARŞI OY

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı karşı davalı vekili ve davalı karşı davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden ve kararın onanması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan Sayın Çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/7617, K. 2024/2612, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Asıl Dava Tarihi : 09.05.2018
  4. Karşı Dava Tarihi : 25.06.2018
  5. İlk Derece Mahkemesi
  6. Sayısı
  7. I. Dava
  8. II. Cevap
  9. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  10. IV. İstinaf
  11. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  12. B. İstinaf Sebepleri
  13. C. Gerekçe ve Sonuç
  14. V. Temyiz
  15. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  16. B. Temyiz Sebepleri
  17. C. Gerekçe
  18. VI. Karar
  19. Karşı Oy

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/7617
Karar No
2024/2612
Tarih
7 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/7619 K.2024/1557
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2022/7620 K.2024/3007
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/7627 K.2024/2683
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/7629 K.2024/2407
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2022/7631 K.2024/2442
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/7636 K.2024/1566

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.