KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/785 E., 2022/13610 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2022
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.130 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve EGO Genel Müdürlüğü aleyhine 01/06/2012 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı EGO Genel Müdürlüğü tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARAR
Davacı vekili; meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, kaza ile ilgili olarak Sincan 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/1080 Esas sayılı dosyasının halen derdest olduğunu, tedavisi devam etmekte olan davacının bacağının diz üzerinden kesilerek 33 yaşında ömür boyu sakat kaldığını, müvekkilinin birkaç yılda bir yeni protez bacağa ihtiyacı olacağını, protezler için bakım masrafı yapmak zorunda kalacağını, hayatı boyunca göreceği tedavilerle ilgili olarak daha bir çok gider kalemlerinin söz konusu olacağını belirterek davacının bu nedenlerle oluşacak maddi zararının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı EGO Genel Müdürlüğü vekili; kullanılıp kullanılmayacağı kesinlik arzetmeyen protez bedellerinin talep edilmesinin mümkün olamayacağını, davacının ileri sürmüş olduğu giderlerin SGK tarafından karşılandığını, sigorta şirketinin tüm tazminattan sorumlu olduğunu, davanın Güneş Sigorta AŞ’ye, BUGSAŞ AŞ'ye ve SGK'ya ihbar edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... duruşmalara katılmamış, cevap dilekçesi sunmamıştır
Mahkemece, bilirkişi raporuyla hesaplanan protez değiştirme sayısı, protez ücreti, pil sayısı ve ücretleri toplamı açısından davanın kabulüne karar verilmiş, Dairemizin 05.12.2019 tarih ve 2018/1716 Esas, 2019/5839 Karar sayılı ilamında özetle; ...
SGK'dan davaya konu protez için herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun sorulması, ödeme yapılmış olması durumunda bu tutarın rücuya tâbi olup olmadığı hususunun araştırılması ve ödeme yapılmamış olması halinde ise söz konusu protezin değerinin ne olacağının hekim bilirkişiden alınacak rapor ile belirlenmesi ve gerçek zararının tespiti bakımından protezin bir kez takılması için gerekli miktara hükmedilmesi gerekirken bu yön gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile davacının bakiye ömrü hesaplanarak bu süre içinde 10 yılda bir protez bacağın yenilenmesi gerektiğinin tespiti ile aynı dönemler itibariyle gerekli pil ve bakım
masraflarına dair hesaplamaya göre yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya uygun düşmediği ve davanın mahiyeti itibariyle SGK'ya ihbar edilmemiş olmasının da doğru olmadığı gereğine değinilerek bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra yapılan yargılama sonucunda davacının kullanacağı OP1389 kodlu "Swing ve Stance fazı mikro işlemci kontrollü diz eklemli, düşük distal vakum sistem dizliksiz süspanse olabilen modüler dizüstü protez'in” bir kez takılması için gerekli protez bedelinin 45.500,00 (Kırkbeşbin bezyüz) Türk Lirası olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 45.500,00 TL tazminatın 08/07/2011 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı EGO Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm ve davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davalıların sorumluluğu yasadan kaynaklanan müteselsil sorumluluk ve aralarındaki münasebetle ihtiyari dava arkadaşlığıdır.
Müteselsil borçluluk niteliği itibariyle bölünebilen bir edimin birden fazla borçlusundan herbirinin edimin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu bir borçluluk türü olup, borçlulardan birinin edimin tümünü ifa ederek alacaklıyı tatmin etmesi halinde, evvelce mevcut olmasa dahi ifayı gerçekleştiren borçlu ile diğer borçlular arasında bir hukuki ilişki doğacaktır.
Alacaklıyı tatmin eden bir borçlu, kendisine isabet eden paydan daha fazla bir ödemede bulunduğu takdirde bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabilecektir. Bu durum bir borçlunun alacaklıyı tatmin etmesi halinde diğer borçlularında alacaklı karşısında alacaklının tatmin edilmesi ölçüsünde borçtan kurtulmalarının (BK 145/1md.) doğal bir sonucudur.
Buna bağlı olarak yasa koyucu da alacaklıyı tatmin eden borçlunun kendi payından fazla ödemede bulunması durumunda bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabileceğini açıkca düzenlemiştir. (BK 146/1md.) Bu şekilde belirlenen hak o borçlunun rücu hakkıdır. Yasa koyucu kendi payından fazla ödemede bulunan bir borçluya tanıdığı rücu hakkını kuvvetlendirmek amacıyla (BK 146/1md) halefiyete de yer vermiştir.
Açıklanan maddi hukuk hükümleri usul hukukunda dava olarak tezahür etmektedir. Müteselsil borçlular arasındaki ihtiyari dava arkadaşlığı nedeniyle hükmü temyiz etmeyenler hakkında lehe ya da aleyhe verilen kararın kesinleştiği düşünülebilirse de, kesinleşme sorumluluk davasına ilişkin olup, ardından görülecek rücu davası yönünden, yani borçlular arasındaki iç ilişki yönünden hüküm ifade etmez.
Rücu davası dikkate alındığında davalı EGO Genel Müdürlüğü vekilinin hükmü temyizde hukuki yararı bulunduğu aşikardır.
Zira sorumluluk davasındaki karar kesin hüküm otuşturmaz ise de rücu davası yönünden sorumluluk davasının kararı güçlü delil oluşturmaktadır. Hakkında güçlü delil oluşan davalının rücu davası yönünden sorumluluk davası hükmünü diğer müteselsil borçlu aleyhine temyiz etmesinde hukuki yararı vardır.
İhtiyari dava arkadaşlarının sonradan birbirlerine karşı açacakları rücu davasında, esas alınacak mahkeme kararı, ihtilaf henüz önünde iken doğru olarak oluşmalı ve mahkeme davalıların ne oranda sorumlu tutulup tutulmayacaklarını sorumluluk davası sırasında halletmelidir. Bu kabul tarzı rücu davasında haksız yere temyiz edenler aleyhine güçlü delil oluşturmaması yönünden doğru olduğu gibi, usul ekonomisi yönünden de tarafları tatmin edecektir.
Temyiz etmeyen tarafların usulü müktesap hakları da mahkemece icrai nitelikte bir hüküm kurulmayacağı, bozma sonrası kararın gerekçesinde, haklarındaki karar temyiz edilmediğinden kesinleşen davalılarında sorumluluk derecesinin tespit edilmesiyle yetinileceği dikkate alındığında ihlal edilmemiş olacaktır. (Yargıtay HGK 2009/16-428-483 sayılı ilamı)
Yukarıdaki açıklamalar gözönüne alınarak somut olaya bakıldığında; davalı ...'ün sürücüsü, davalı EGO Genel Müdürlüğünün işleteni olduğu aracın karıştığı kazada, davacının bacağı diz üzerinden kesilerek malul kaldığını, birkaç yılda bir yeni protez bacağa ihtiyacı olacağını, protezler için bakım masrafı yapmak zorunda kalacağını, hayatı boyunca göreceği tedavilerle ilgili olarak daha bir çok gider kalemlerinin söz konusu olacağını belirterek oluşacak maddi zararının davalılardan kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili istemiyle işbu davayı açmış, mahkemece verilen ilk kararla,
davanın kabulü ile 183.000,00 TL tazminatın 08/07/2011 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, kararın yalnızca davalı EGO Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce kararın temyiz eden davalı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen son kararla davanın kısmen kabulü ile 45.500,00 TL tazminatın 08/07/2011 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı Ego Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü yönünde verilen ilk karar, tazminatla sorumlu tutulan davalılardan ... tarafından temyiz edilmemiştir. Anılan karar, davalılardan EGO Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce de onun yönünden bozulmuştur. Bu nedenle aleyhine verilen ilk kararı temyiz etmeyen davalı ... hakkındaki ilk hüküm kesinleşmiştir. Bu durum davacı yararına usulü kazanılmış hak sonucunu doğurur. Şu durumda, mahkemece bozma ilamından sonra yapılan yargılama sonucunda davalı ... hakkında yeniden hüküm kurularak onun yönünden daha düşük miktarı içeren tazminata karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Karar, bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/785, K. 2022/13610, 2 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama