KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/891 E., 2023/6729 K.·Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/909 - 2021/1041
- Sayısı
- 2021/İHK-38139
- Hüküm/karar
- Davanın kabulü/İtirazın reddi
- Sayısı
- 2021/110729
Karar Metni
1.199 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetice davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı, davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya zorunlu trafik sigorta poliçesi ile sigortalı aracın tek taraflı trafik kazası yapması neticesinde araçta yolcu olarak bulunan davacının bedensel zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 37.100,00 TL sürekli iş göremezlik, 1.500,00 TL bakıcı gideri ve 1.500,00 TL rapor ücretinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında dava değerini 225.000,00 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, maluliyet raporunun usule uygun düzenlenmediğini, davacının kazada müterafik kusurlu olduğunu, faiz talebinin reddi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun kabulü ile 225.000,00 TL tazminatın 12.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, hükme esas alınan maluliyet raporunun usule uygun düzenlenmediğini, hesap raporunda PMF Yaşam Tablosu kullanılması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödeme var ise mahsubu gerektiğini, davacının müterafik kusurlu olduğunu, faizin başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ve vekalet ücretinin nispi ücretin 1/5'i oranında olması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazanın yaralamalı trafik kazası olduğunu, her ne kadar 8 yıllık zamanaşımı süresi var ise de davacının 18 yaşından küçük olduğu, kaza yapan sürücünün ise üst soyu olması nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/6 ncı maddesi gereği suçun üst soya ilişkin zamanaşımı süresinin 18 yaşı ikmal ettiği tarihte başlayacağı, bu durumda zamanaşımı süresinin dolmadığından bahisle davalı vekilinin zamanaşımına yönelik itirazının reddine; hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygun düzenlendiği,
bu rapora göre tanzim edilen hesap raporunun ve raporda kullanılan hesaplama tekniğinin yasaya ve denetime uygun olduğu, kazada müterafik kusurun ve SGK tarafından yapılan ödemenin varlığının ispat edilemediği, faiz başlangıç tarihi ile ve vekalet ücreti takdirinde isabetsizlik bulunmadığından bahisle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; itiraz dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yolcu olan davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik ve ile bakıcı gideri talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1. Olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nın 49 uncu maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72 nci maddesinde de üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir.
Buna karşılık 2918 sayılı KTK'nın 109/I inci maddesinde de "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II nci maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir.
Dairemizin ve giderek Yargıtayın yerleşik hale gelen uygulamaları ile 2918 sayılı KTK'nın 109 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar yönünden de geçerli olabilmesi için sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olması yeterli kabul edilmektedir Yani söz konusu yasa hükmünün, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli gördüğü;
bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olmasını veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığını aramadığı benimsenmektedir. Dahası, söz konusu hüküm ile ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım da yapılmadığı böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği öngörülmektedir.
(Hukuk Genel Kurulu'nun 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, 16.04.2008 gün 2008/4-326-325, 09.10.2013 gün 2013/4-36-1457 sayılı kararları) Öte yandan, ceza zamanaşımının herhalde fiilin işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, mağdurun korunması amacıyla zamanaşımının daha sonraki bir tarihte işlemeye başlamasına, ceza zamanaşımının durmasına veya kesilmesine ilişkin ceza hukuku ilkelerinin tazminat hukukunda uygulanan ceza zamanaşımı süresi yönünden tatbik edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Somut olayda. 19.08.2012 tarihinde gerçekleşen trafik kazasının yaralamalı trafik kazası olduğu, huzurdaki davanın ise 01.03.2021 tarihinde açıldığı görülmektedir.
İtiraz Hakem Heyetince olayda zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu ancak davacının 18 yaşından küçük olması ve kaza yapan sürücünün üst soyu olması nedeniyle TCK'nın 66/6 ncı maddesi gereği çocuklara karşı üstsoy tarafından işlenen suçlarda zamanaşımı süresinin çocuğun 18 yaşını ikmal ettiği tarihte başlayacağı davacının 18 yaşını 11.12.2014 tarihinde tamamladığı belirtilerek davalı vekilinin zamanaşımına yönelik itirazının reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki varılan sonuç yukarıda açıklanan ilkeler ile bağdaşmamaktadır. Zira yukarıda da ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, tazminat hukuku bakımından ceza zamanaşımı süresi uygulanırken mağdurun korunması amacıyla zamanaşımının daha sonraki bir tarihte işlemeye başlamasının, durmasının veya kesilmesinin, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasının ceza davası açılmış olmasının veya mahkumiyet kararı verilmesinin bir önemi yoktur.
Şu halde; kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu ve fiilin işlenmesinden itibaren geçen sekiz yıllık süre içerisinde davanın açılmadığı; davacının kazadaki yaralanmasından kaynaklanan ve maluliyetine yol açan zararının kaza tarihinden itibaren oluştuğu, maluliyet artışının olduğuna dair davacı yanın iddia ve ispatının bulunmadığı hususları da dikkate alındığında, zararın öğrenilmesinden sonraki 2 yıl içinde ve 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi içinde davanın açılmadığı gözetilerek, zamanaşımı def'ini ileri süren davalı yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/891, K. 2023/6729, 18 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama